| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 33 |
| Tarih: | 15.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Değerli milletvekilleri, bugün sizlere sıradan gündem konularından değil milletin sabrını taşma noktasına getiren, devletin sinir uçlarıyla oynayan, egemenlik sınırlarımızı kemiren kirli oyunlardan bahsedeceğim.
Öncelikle İçişleri Bakanlığı bütçesiyle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Bakanlığınızın 119,5 milyar lira bütçesi var. Şimdi, bakınız, basit bir kıyaslama yapacağım: İçişleri Bakanlığının 688 bin personeli varken Diyanet İşleri Başkanlığının -2023 yılı sonu itibarıyla verilere baktığımızda- 140 bin personeli var yani İçişleri Bakanlığı personelinin dörtte 1'i ama bütçeye bakıyorsunuz, Diyanete 174,3 milyar lira bütçe ayrılmış ancak İçişleri Bakanlığına 119,5 milyar lira bütçe ayrılmış; polisi, jandarması olan, sınır güvenliğini sağlayan kuruma 119,5 milyar lira, Diyanete ise 174 milyar lira. Soruyorum size: Hangi devlet haklı, hangi ihtiyaç analizi bunu haklı gösteriyor?
Polise bakıyorsunuz, kan ağlıyor; çalışma saatleri kâğıt üzerinde 12/36 gösteriliyor ama gerçekte 12/12 çalışıyorlar. Sayın Bakan, polisimiz haftada yetmiş iki saat çalışıyor, nöbet sonrası izin yok, fazla mesai zaten yok, promosyon bir rezalet; intiharlar artıyor. Daha kötüsü, polisimizin bir meslek kanunu yok. Geçen bütçede de söyledim artık polisimize bir meslek kanunu yapmanın zamanı gelmedi mi?
Bu ülkenin yıllardır büyüyen en acı gerçeği uyuşturucu. Eskiden, uyuşturucu sokağın karanlık köşelerindeydi; bugün canlı yayınlarda, magazin programlarında, fenomen evlerinde, çocukların cep telefonlarında dolaşıyor. 2024'te uyuşturucudan ölen kişi sayısı 427. Her sokakta torbacı var ama maalesef, her mahallede devlet yok. Uyuşturucuyla mücadele kanunlarında bir caydırıcılık yok, kanunlar zayıf çünkü Adalet Bakanlığı da kendi işine bakmıyor, Karayolları Trafik Kanunu'yla meşgul oluyor.
Sayın Bakanım, soruyorum size: Gençleri zehirleyen düzen mi güçlü yoksa bu devleti yönetenler mi zayıf?
Kadın cinayetleri had safhada. Sizin iktidara geldiğiniz yıl kadın cinayeti sayısı 66'ydı, sadece geçen yıl 394 kadın öldürülüyorsa bu ülkede sadece kadınlar değil adalet de öldürülüyor demektir. Bu artış kader değil, bu artış cinayetlere göz yuman zihniyetin sonucudur. Kadınını korumayan bir devlet, kadını değersizleştiren bir iktidarın eseridir. Yılda 66 cinayetten 394'e yükselen bir can kaybı "Kadın bizim önceliğimiz." diyenlerin samimiyetinin yerle bir olduğunun kanıtıdır.
Sayın Bakanım, bu ülkede öyle bir çürüme yaşandı ki cinayet dosyası çözülsün diye bir suç örgütü liderinin ödül koyduğu günleri gördük. Millet artık "Devlet çözemiyor, araya kim girerse çözülebilir?" diyor. Millet adaleti mahkemelerden değil çete liderlerinden bekler hâle geldi. İktidarınız mahalleleri parselleyen çeteleri, esnaftan haraç alan grupları, gençleri uyuşturucuya ve sanal bahse sürükleyen yapıları büyüttü. Sanal bahis bugün gençlerimizi içine çeken sessiz bir uçurum hâline gelmiştir. Bir gecede servet vadeden ama o gecenin sabahında borç, tehdit ve çaresizlik bırakan bir bataklık; yuvalar dağılıyor, aileler paramparça oluyor, daha acısı, kaybettiği paranın yükünü taşıyamayan, hayatına son veren gençlerimizin sayısı her geçen gün artıyor. Bu tablo, bir güvenlik zafiyeti değil bir neslin göz göre göre yok oluşudur.
Sayın, Bakanım iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalıştığınızın farkındayım fakat maalesef yeterli olmuyor. Hele ki bütçedeki aslan payının Diyanete verildiği bir bütçede çok daha zor. Artık masaya yumruğumuzu vurup "Ben bu ülkenin asayiş problemlerini çözeceğim. Polisimizi layık olduğu çalışma koşullarına kavuşturacağım, polisimize bir meslek kanunu hazırlayacağım. Artık bana da yeterli bütçeyi verin." demenin vakti gelmedi mi Sayın Bakanım?
Evet, bu ülkede maalesef jandarma askerden sayılmıyor, "Jandarma, kolluk kuvveti." deniyor ama bakıldığında hepimizin çocukları askere giderken Jandarma da çıkıyor askerlik olarak, Kara Kuvvetleri de çıkıyor, Deniz Kuvvetleri de çıkıyor. Jandarma nasıl asker olmaz arkadaşlar, böyle bir saçmalık olabilir mi?
Bakınız, son dönemde Barzani ülkemize geldi. Barzani geldiğinde bakıyorsunuz, ülkemizde, kollarında sözde kürdistan paçavralarıyla, uzun namlulu silahlarla peşmerge güç gösterisi yapıyor ama ne kadar acıdır ki o programda şu an yanınızda oturan İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlu Bey de var.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Münir Bey yok burada.
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Sayın Bakan Yardımcısı, siz o programda o peşmergelerin üniformalarının kollarında sözde kürdistan paçavralarıyla görürken hiç utanmadınız mı, hiç sıkılmadınız mı, hâlâ o koltukta nasıl oturuyorsunuz; derhâl istifa etmeniz lazım! (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Diğer taraftan, bakıyorsunuz, KCK'nın, sözde KCK'nın bir üst düzey yöneticisi, Bese Hozat denen bir hain çıkmış "Af, suç işleyenler içindir, biz suç işlemedik ki af isteyelim. Biz özgürlük yasası istiyoruz, Öcalan'ın özgürlüğü olmadan süreç başarılı olmaz. Kürt halkının anayasal olarak tanınmasını istiyoruz." diyor. Devlete kurşun sıkanlar, şehitlerimizin kanında eli olanlar şimdi, çıkmış "Biz suç işlemedik." diyebiliyorlar.
Bakınız, size unuttuğunuz şeyleri hatırlatmak istiyorum: Bu, Bingöl katliamıdır; 24 Mayıs 1993, Elâzığ-Bingöl kara yolunda usta birliğine giden erlerimizin, silahsız olarak otobüsten indirilerek 33 askerimizin katledildiği, şehit edildiği bir yerdir. Yani, siz suç işlemediniz öyle mi?
Diğer taraftan, bakınız, bu, 1987, Mardin'in Pınarcık mahallesinde PKK'lı teröristlerin 16'sı çocuk 30 kişiyi katlettiği bir katliamdır. Siz suç işlemediğiniz öyle mi?
Bakınız, diğer taraftan, Başbağlar katliamı. 5 Temmuz 1993, Erzincan Başbağlar. Bakınız, burada bebek ve çocuklar dâhil 33 sivil vatandaşımız katledilmiştir. Hiç unutmadınız değil mi bunları? Siz suç işlemediniz değil mi? Böyle bir rezillik olabilir mi?
Diğer taraftan, Aktütün Karakolu'nu hatırlayın içimizin parçalandığı, yüreklerimizin yandığı. 3 Ekim 2008'de PKK Hakkâri'de Aktütün Karakolu'na baskın yaparak 15 askerimizi şehit etmişti. Siz suç işlemediniz değil mi?
Yine, 34 askerin şehit olduğu Taşdelen Karakol katliamı. Şimdi bunlar, bunlar hafızalarımızdan silindi. Diğer taraftan İçişleri Bakan Yardımcısının sözde kürdistan paçavralarıyla, sözde kürdistan paçavralarıyla peşmergenin güç gösterisi yapmasını -bakın, şu fotoğrafa bakın- hiç utanmadan, sıkılmadan, o bulunduğu makamı, o gücü kullanmadan seyrettiği bir fotoğraftır. İşte bakınız arkadaşlar, biz bu fotoğrafı kabul etmiyoruz ve bu fotoğrafı, ben buradan bu görüntüyü yırtıp atıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Sayın Bakanı, tekrar istifaya davet ediyorum.
Şimdi, bakınız, bir tane Tom Barrack var, büyükelçi, sözde büyükelçi. Ben onun büyükelçiliğini de kabul etmiyorum. Diyor ki: "Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir." Yani çok milletli, çok farklı, ulus devlet yapısının ortadan kaldırıldığı farklı bir yapı. Yine, bu Büyükelçi daha önce de demişti ki: "Ulus devlet anlayışı İsrail için büyük bir tehdit." Ulus devlet anlayışı eğer İsrail için büyük bir tehditse biz ne yapacağız? Federal sisteme mi geçeceğiz yani Türkiye'yi böleceğiz mi, parçalayacağız mı?
Yeni bir rapor hazırlamış DEM PARTİ. Raporda DEM PARTİ diyor ki: "Ankara kuzey kürdistandan..." diyor yani bizim bölgemiz, neresi onların hesabına göre? "Kuzey kürdistandan merkezi yönetim elini çeksin." diyor yani hadsiz bir DEM PARTİ Milletvekili, Genel Kurulda Sırrı Sakık çıktı, dedi ki Irak'ın...
MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Hadsiz sensin sen!
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Ne biçim konuşma ya! Kime hakaret ediyorsun!
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Evet, hadsizdir.
Irak'ın kuzeyinden bahsederken "Güney kürdistan." dedi, güney kürdistan.
MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Hadsiz sensin!
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Kime hakaret ediyorsun hadsiz diyerek!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Hadsiz açıklama.
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Sen öyle hiç konuşma ya!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - "Hadsiz açıklama." diyor, ne var bunda!
KEZİBAN KONUKCU KOK (İstanbul) - Ne bağırıyorsun be!
ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkari) - Hakaret etme yeri değil burası.
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Bakınız, güney kürdistan Irak'ın güneyi ise peki, kuzey kürdistan neresidir?
VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkari) - Orası neresi? Kürdistan Bölgesel Yönetimidir. Uluslararası hukuk bunu bu şekilde tanımlamış.
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Irkçılık ile milliyetçilik ya...
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - İşte, kuzey kürdistan da Türkiye'nin doğusudur yani Rize'den Hatay'a bir dik çizgi çekmişler, oradan öbür tarafı kuzey kürdistan. Bakınız, sizler bir teröristbaşından, bebek katili bir şerefsizden barış güvercini yaratmaya çalışıyorsunuz.
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Biraz haddinizi bilin ya!
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Haddini bil saygısız!
ZEYNEP ODUNCU KUTEVİ (Batman) - Sen haddini bil, haddini! Haddini bil!
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Bu mümkün olmayacaktır. Bakınız, altını çizerek söylüyorum...
ZEYNEP ODUNCU KUTEVİ (Batman) - Sen haddini bileceksin, milletin kürsüsünden bu şekilde konuşamazsın sen, haddini bil!
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Tekrar söylüyorum: İmralı'daki sizin o barış güvercini yaratmaya çalıştığınız bebek katili, teröristbaşı, şerefsiz bebek katilidir!
VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Katil sizsiniz, katil! İnsanı katleden sizsiniz!
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Şe-ref-siz-dir! Bu kadar! (İYİ Parti sıralarından alkışlar, DEM PARTİ sıralarından gürültüler) Hiç kimse Türkiye'nin merkezine o bebek katili şerefsizi koyamaz! Hiç kimse umut hakkından bahsedemez! Biz var olduğumuz sürece hiç kimse bu ülkeyi bölmeye cesaret edemez! Ettirmeyeceğiz!
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Siz çocukların katillerini, tacizcileri, tecavüzcüleri affediyorsunuz ya!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Gördük katilleri! Sus da otur be!
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Sizler, geçmişte raporunuzda yazdığı gibi, o Şeyh Sait'ler, Seyit Rıza'lar gibi...
VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Şeyh Sait'ler de Seyit Rıza'lar da onurumuzdur, onurumuzdur.
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Bunlar bu ülkeye başkaldırmış, ayaklanmış, isyan etmiş. Vatan hainlerinin akıbetine uğrayacaksınız, bundan kimsenin şüphesi olmasın!
VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Binlerce Kürt köylerini boşaltan, o binlerce Kürt'ü katleden sizsiniz!
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Dert olsun hepinize, dert!
VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Elinizden geleni ardınıza koymayın! Elinizden geleni ardınıza koymayın!
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Asla Türk milletinin gelecekte yapacaklarından şüpheniz olmasın!
VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Anca kürsüden konuşursunuz, anca kürsüde konuşursunuz.
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Biz Türk milleti olarak gerekirse Anadolu'yu yeniden fethederiz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bakınız...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Biz de Türk'üz, ne var! Kürtlerin kardeşliğini savunuyoruz.
KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - İnsanların ölümünü nasıl durduracaksınız, onu anlatsanıza biraz.
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Anlatamazlar!
KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Anlatamazsınız!
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Terörle müzakere yapılmaz!
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Ya, ne terörü ya, ne terörü!
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Terörle müzakere yapılmaz, terörle mücadele yapılır!
ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Çocuklara tecavüz ediyorsunuz, çocuklar her gün MESEM'de ölüyor.
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Sayın Bakan da burada, en iyi şekilde yapacağına inanıyorum, yeter ki önü açılsın.