GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:33
Tarih:15.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA MESUT DOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakanlar, değerli bürokratlar; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İçişleri Bakanlığını konuşuyoruz, arkadaşlarımız da değindiler ama ben çok dikkat dağınıklığı olmasın diye bir noktaya dikkatinizi daha çok çekebilmek için sözlerimi sade ve öz şekilde ifade etme gayreti içerisinde olacağım inşallah.

Sayın Bakan, Komisyonda yapmış olduğunuz konuşmayı dinleme fırsatım olmadı ama yapmış olduğunuz sunumu okudum hem de birkaç defa okudum ve her okuduğumda ciddi manada tedirgin oldum, ülke adına ciddi endişeler taşıdım çünkü yapmış olduğunuz sunumda vermiş olduğunuz rakamlar kendi açınızdan ve Bakanlığınız açısından büyük başarıyı ifade ediyor olabilir fakat ülke açısından baktığımız zaman büyük bir tehlikeye işaret ediyor. Çünkü verilen rakamlar gerçekten çok ürkütücü, çok düşündürücü. Mesela, bir tane rakamı paylaşayım, sunumda deniliyor ki: "Kabine döneminde yani son üç yıl içerisinde 1.367 organize suç örgütü çökertildi." Arkadaşlar, bu cümleyi duyan, bu rakamı duyan bir kimsenin yapabileceği iki şey var: Bir, Bakana dönüp tebrik etmek ama iki, iktidara dönüp "Ya, Allah aşkına, bu ülkede binlerce suç örgütü oluşurken siz ne yapıyorsunuz, ne yaptınız?" diye soru sormalı. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Çünkü devletin tüm unsurlarıyla öncelikli görevi organize suç örgütlerini yakalamak, çökertmek değildir, suç örgütlerinin oluşmasına engel olmaktır. Açık ve net söylüyorum, benzetme yaparak söylüyorum: Sayın Bakanın kalede olduğu bir maçta 1.367 adet şutu kaleden çıkartma mecburiyeti yaşamış ise bu, onun başarılı olduğunu gösterir fakat defans arkadaşlarının da şike yaptığını, maçı sattığını gösterir. Yürütme olarak siz bir takımsınız, iktidar olarak bir takımsınız. Ya, Allah aşkına, devlet mekanizmasının tüm unsurlarıyla çalıştığı bir ülkede binlerce suç örgütü oluşabilir mi?

İkinci vermiş olduğu rakam, yine sunumda diyorlar ki: "Üç yıl içerisinde -lütfen bu rakamlara dikkat edin- 218 ton yani 218 bin kilo uyuşturucu yakaladık." Yetmedi "248 milyon adet de uyuşturucu hap yakaladık." diyorlar. Ya, ülkeyi siz uyuşturucu bataklığını çevirmişsiniz. Siz, ülkeyi uyuşturucu baronlarının cirit attığı bir ülke hâline getirmişsiniz ama şunu söyleyebilirsiniz "Tamam, var ama bakın, hepsini yakaladık." ama size kötü bihaberim var: Birleşmiş Milletler Suç ve Uyuşturucu Ofisi diyor ki: "Bir ülkede yakalanan uyuşturucu miktarı piyasada var olan uyuşturucunun ancak yüzde 10'u ile yüzde 20'si arasındadır." Şimdi, bu kritere göre yakalanan uyuşturucuyu öğrendikten sonra piyasadaki uyuşturucunun ne kadar olduğuna bakalım. Baktığımızda gördüğümüz fotoğraf ne, biliyor musunuz arkadaşlar? Demek ki son üç yılda piyasada yakalananlarla beraber 1,5 milyon ton uyuşturucu, dikkat edin, 1 milyar 750 milyon adet de uyuşturucu hap vardı demektir. Bunu bütün ilçelere dağıtırsak her ilçeye bir buçuk ton uyuşturucu düşüyor. 86 milyon insana dağıttığımız takdirde kişi başına 20 tane hap düşüyor, hap. Yani inanın, bu rakamları konuşup da iktidarın kendisini güvende ve rahat hissetmesini ben anlamakta sıkıntı çekiyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Ülke bu hâle gelirken iktidar ne yapıyordu? İktidarda kalabilmek için hangi tiyatroyu oynayacağına çalışıyordu ve bu var olan bataklık öyle bir bataklık ki şimdi, 10 milyon adet uyuşturucu bağımlısı gençle karşı karşıyayız ve yine, üç yıl içerisinde başka bir rakam daha veriliyor, deniliyor ki "Üç yıl içerisinde 262 bin adet silah yakaladık." Ya, şimdi sormak lazım: Sokaklarda bu kadar silahlı haydutlar var iken, bu kadar binlerce suç örgütü var iken, 10 milyon uyuşturucu bağımlısı genç var iken sokaklarımızda gençlerimiz, çocuklarımız, kadınlarımız, insanlarımız, yaşlılarımız nasıl kendini güvende hissedecekler? Tekrar ederek söylüyorum: Devletin öncelikli ve asli görevi suç örgütlerini çökertmek değil suçu engellemektir. Uyuşturucuyu yakalamak değil uyuşturucunun ülkeye girmesini engellemektir. Silahları yakalamak değil silahların bu ülkeye girmesini engellemektir. Örf, adet, gelenek ve inançları bakımından muhteşem bir altyapıya sahip bu ülkeyi cinnet geçiren bir topluluk hâline getirdiniz. Ama unutmayın ki bu kadar büyük bataklığın oluşmasına sessiz kalanlar bilsinler ki bu bataklığın oluşturmuş olduğu mikroplar bir gün çocuklarına da bulaşır, ailelerine de bulaşır ki bunu da zaten yaşıyoruz. Bunu ortadan kaldırmak için topyekûn bir seferberlik ilan edilip gereği olan adımlar mutlaka ama mutlaka atılmak mecburiyetinde.

Bunun yanında bir başka husus, sunumda çok arayıp da göremediğim bir nokta var. O da şu: Sunumun komplesi aslında diyor ki: "Biz çok başarılıyız İçişleri Bakanlığı olarak." Peki, Sayın Bakan, bu başarıyı siz kiminle elde ettiniz? Çalışma arkadaşlarınızla, polislerinizle. Peki, çalışma arkadaşlarınızın ne tür sorunları var biliyor musunuz? Onlarla ilgili hiçbir şey söylemediniz. Bakın, siz o sunumda grafikler verdiniz, kıyaslar yaptınız. Ben de size bir kıyas yapayım. 2024 yılı içerisinde her beş günde bir polis intihar etti. Her şeyi azalttınız, peki intiharlar azaldı mı? Tam tersine, bu yıl her üç buçuk günde bir polis kardeşimiz intihar ediyor. Eğer bir ülkede her üç buçuk günde bir polis intihar ediyorsa bir sorun var, bir sıkıntı var demektir ki zaten polislerimiz "Biz kendimizi ezilmiş hissediyoruz. Biz kendimizi sahipsiz hissediyoruz. Biz geçinemiyoruz. Biz mesleğimize aidiyet duygumuzu kaybedecek hâle geldik." diyorlar. Öyleyse takım arkadaşlarınıza, çalışma arkadaşlarınıza sahip çıkmak mecburiyetindesiniz ve onlar aslında sizden 5 şey istiyorlar. Nedir bunlar? Bir, polisler sorunlarını çözüme kavuşturacak nitelikli bir meslek kanunu istiyorlar. İki, aşırı iş yükünün azaltılmasını istiyorlar. Diyorlar ki "Bu yaptığımız mesailerle bizim çoluğumuza çocuğumuza, ailemize zaman ayırmamız mümkün değil." Ki bunu zaten yaşıyoruz. Üç, "Mobbinge karşı yasal bir denetim mekanizması istiyoruz." diyorlar. Dört, mesleğin taşımış olduğu riskler ve yükleri düşünerek maaşlarda iyileştirme istiyorlar. Ve beş ve en önemlisi, "Bir daha bu kadar sahipsiz kalmamak ve sesimizi duyurabilmek için sendika hakkı istiyoruz." diyorlar. Sizin hani kullanmış olduğunuz slogan var ya: Türkiye'nin Huzuru. İnanın, sizin Türkiye'nin huzurunu temin edebilmeniz için önce çalışma arkadaşlarınızın huzurunu temin etmeniz gerekiyor. Bunu yaparsanız inanıyorum ki var olan başarınız daha da artacaktır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)