GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:33
Tarih:15.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA BİROL AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün 15 Aralık 2025; bundan iki yıl evvel tam da bu saatlerde, merhum Kocaeli Milletvekilimiz Hasan Bitmez'i dualarla Hakk'a uğurladık. Gençlik, sivil toplum ve teşkilat çalışmalarında, ardından Meclis çatısı altında, yaklaşık kırk yıl beraber çalıştık. Çok yönlü ve sıra dışı bir insandı; bu nedenle, kendisinden sonra geriye büyük bir boşluk bıraktığını ifade etmek isterim. Bu kürsü, ona, vicdanına, Filistin mücadelesine şahitlik etti, tarih ve hakikate şahitlik edecektir; Cenab-ı Hak kendisinden razı olsun ve yine, dün Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay Hanımefendi vefat etti. Kendisine rahmet diliyorum, ailesine sabır diliyorum, Manisa'ya ve Cumhuriyet Halk Partisi camiasına başsağlıklarımı ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi üzerine değerlendirmeler yapıyoruz. Özgürlük, güvenlik ve refah; bu üçlü sacayağını dengede tutmakta kritik bir rol üstlenen 2 Bakanlığımızın bütçesini konuşuyoruz. Ben ise grubumuz adına İçişleri Bakanlığı bütçesine dair söz aldım.

Değerli arkadaşlar, öncelikle, bir hususun altını çizmek isterim; İçişleri Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarımız, insanın en temel haklarını korumada en önemli görevi deruhte eden bir Bakanlığımızdır. Bu da yaşama hakkı, mülkiyet hakkı, aklın korunması hakkı, neslin korunması hakkı; inanç, düşünce ve fikir hürriyeti hakkıdır. Pek tabii olarak bu sıraladıklarım farklı kavramlarla, farklı sıralamalarla da ifade edilebilir. Bu haklar doğuştan kazanılan haklardır.

Değerli milletvekilleri, bugün ülkemizde maalesef bu hakların tamamı saldırı altındadır. Yaşama hakkı saldırı altındadır, sokaklarımızda mafya ve çeteler cirit atmaktadır. Mülkiyet hakkı saldırı altındadır; şehirlerimizde hangi sokakta hangi dükkânlara ve hangi işletmelere kimler musallat olmuş, kimler bunları haraca bağlamış, bilinmekte ve takip edilmekte. Aklın korunması hakkı saldırı altındadır, her geçen gün daha da çok sayıda insanımız uyuşturucu bataklığına sürüklenmektedir. Neslin korunması hakkı saldırı altındadır; kumar illeti yuvaları yıkıyor, gençlerimizi iğfal ediyor. İnanç, düşünce ve fikir hürriyeti hakkı saldırı altındadır; düşünmek, düşündüğünü ve inandığını söylemek yaptırımla sonuçlanıyor.

Değerli arkadaşlar, lütfen, değerli arkadaşlar, lütfen bunlar olmuyormuş gibi yapmayın, bunları bilmiyormuş gibi tavır almayın. Mafya, ticaret ve siyaset üçgeni var mı, yok mu? Kumar ve uyuşturucunun medya ve sponsor, spor ayağı var mı, yok mu? İyi de siyasi ayağında kimler var? Geçmiş dönemlerde Ergenekon, Balyoz, 17-25, KCK, 15 Temmuz ve sonrasında olduğu gibi bu dönemde de aynı taktikle yol alınıyor, bir mikser çalışıyor, akıllar karışıyor. Kim suçlu, kim değil? İçeriye giren niye giriyor, çıkan niye çıkıyor belli değil; her şey birbirine karışmış. Magazin işin içerisine giriyor, ciddiyet kayboluyor, dikkatler dağılıyor. Ben ne olup bittiğine dair iktidardaki arkadaşların da sağlıklı bir okuma yaptıkları kanaatinde değilim. Kamuoyu çimlerle oyalanıyor, peki ama tepişen filler kimler? Kamuoyu çimlerle oyalanıyor, ama tepişen filler kimler? Bir türlü sıra onlara gelmiyor. "Herkese dokunuluyor artık kimse dokunulmaz değil." algısıyla olguların üzeri örtülüyor. Yani iktidar partisinden sadece Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde yolsuzluk varmış, diğerleri pirüpakmış. Bu kumar işine sadece birkaç hakem ve bazı futbolcular girmiş, başka kimse yok. İşte uyuşturucu trafiğine birkaç medya yüzü girmiş ama uyuşturucuyu gemilerle, tırlarla ülkemize getirenler, sokak sokak dağıtımını yapanlar kimler belli değil. Kimse bizden bunlara inanmamızı beklemesin.

Değerli arkadaşlar, kıymetli milletvekilleri; örümcek ağı mekanizmasına artık bir son verilmelidir. Küçük sineklerin takılıp kaldığı, büyük balıkların ağı delip geçtiği bu sistemin ülkemizde ve insanımızda ortaya çıkardığı travmayı, sonuçları, faturayı her gün ağırlaştığını görmemiz gerekiyor. Gece "tweet" atanı şafak vakti evinden alan mekanizma, söz konusu siyasetle içli dışlı olan mafyaya, çetelere gelince tıkanıp kalıyor.

Stadyumlarda, futbolcuların formalarında, internet sitelerinde gözümüzün içine baka baka kumar reklamları yapılıyor. Cep telefonları 7/24 saat kumarhane gibi evlerimizde işletiliyor. Koca koca TV kanallarının fişini çeken, kendisine yönelik en ufak eleştiriye saniyede erişim engeli getiren anlayış, iktidar gücü ne hikmetse bunlara gücünü yetiremiyor.

Değerli arkadaşlar, sözlerimi şöyle toparlıyorum: Özetle, iktidar bir sınıflandırma yapıyor. "İktidara karşı işlenmiş suçlar" diye âdeta yeni bir suç kategorisi icat edildi ve bu mekanizma çok hızlı çalışıyor. Hâlbuki odak noktamız, Türkiye'ye karşı işlenmiş suçlar olmalıdır. İktidara karşı işlenmiş suçlarla ilgili çok hızlı çalışan mekanizmanın, gerçekte Türkiye'ye karşı işlenen suçlara karşı çalışması gerekiyor.

İnsanımızın temel haklarına saldıranlara, gençlerimizi tuzağa çekenlere, bunlara ortak olanlara, göz yumanlara, yol verenlere karşı sıfır tolerans mekanizmasını işletmek elzemdir. Durumun aciliyetini, vahametini artık anlayalım ve kararlılıkla bir pozisyon alalım diyorum. Sivrisinek vızıltılarından kurtulmanın tek yolu bataklıkları kurutmak ve pisliklerden topyekûn arınmaktır diyorum. Devletin, kurumların. STK'ların, devletin bütün mekanizmalarının ayarları onarılmayacak şekilde bozuldu, süratle güçlü bir geri dönüş hamlesi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Adalet ve Kalkınma Partisindeki arkadaşlar sanki kendileri iki-üç yıllık iktidarmış gibi konuşuyorlar, oysa siz yirmi üç-yirmi dört yıldır bir iktidardasınız, "düzelttik" dediğiniz şeyler dünkü yanlışlarımız o zaman.

Dolayısıyla, meseleye bir bütüncüllük içerisinde bakmak, ülkemizin, insanımızın temel haklarına, doğuştan gelen haklarına yönelik saldırılara karşı daha dikkatli olmamız gerekir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)