GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:33
Tarih:15.12.2025

YENİ YOL GRUBU ADINA İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçe yalnızca bir muhasebe cetveli değil, devletin cüzdanı, milletin vicdanıdır. Paranın nereye harcandığı değil, önceliğin kime verildiği, nereye harcandığı son derece önemlidir. Övgü ucuzdur. Bir saattir bunu yaşayarak tatbik ettik. Hep bardağın dolu tarafı, sadece övgü ama onun dışında bütçeye dair ne bir temenni ne de milletimizin beklentilerine cevap verebilecek en ufak bir öneri söz konusu değil; o yüzden, övgünün ucuz olduğu yerde hak ise pahalıdır. Hak aramanın bir bedeli vardır. Devlet pahalı olanı vermek zorundadır, biz de muhalefet olarak milletimizin hakkını bu bütçede aramakla yükümlüyüz.

Atalarımız çok güzel söylemişler, "Mizan bozulursa düzen bozulur." demişler. Bozulan mizanı, bozulan düzeni konuşacağız değerli milletvekilleri.

Sayın İçişleri Bakanı hem Plan ve Bütçe Komisyonunda hem de sormuş olduğum soru önergesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde uyuşturucuyla mücadelede operasyon sayılarının arttığını, ele geçirilen uyuşturucu miktarlarının yükseldiğini ifade etmiştir. Komisyondaki konuşmasında "Arzı kırıyoruz, talebi azaltıyoruz." diyerek kendi kabine döneminde 90.538 tutuklama gerçekleştiğini; 218 bin ton uyuşturucu madde, 248 milyonu aşkın uyuşturucu hap ele geçirdiğini beyan etti. Evet, uyuşturucuyla mücadele millet olarak çok önem vermemiz gereken bir konu; bu konuda İçişleri Bakanlığının da konuya hassasiyetle yaklaştığını görüyoruz, bundan da büyük bir memnuniyet duyuyoruz ancak şunu özellikle ifade etmek gerekir ki fedakâr kolluk kuvvetlerimizin emeğini elbette ki teslim edeceğiz. Canla başla çalışıyorlar, bu ülkenin huzuru için de gecesini gündüzüne katarak görev yapıyorlar; her birine ayrı ayrı minnettarız, güvenlik güçlerimizin bu konudaki mücadele azminden ve samimiyetinden de zerre kadar şüphemiz yok. Ancak acı bir hakikat var: Bu kadar operasyon varsa, Sayın Bakanım, bu meselenin üstüne bu kadar ciddiyetle gidiliyorsa neden bu bataklık her geçen gün büyüyor ve toplumu içine çekiyor? Bu kadar gözaltı varsa, neden sokaklarımız hâlâ suç örgütlerinin gölgesinde? İktidarınız gerçek bir mücadele içindeyse neden kamuoyuna mal olmuş ve iktidarınıza yakın isimler bir bir bu pisliklerle anılır hâle gelmiş? Her gün sosyal medyada sistematik operasyon videoları izliyoruz ama gerçek hayatta gençlerimizin elimizden kaydığı bir ülke gerçeğiyle karşı karşıyayız. Aileler çaresiz, toplum tedirgin. Sorun istatistik değil Sayın Bakan, izlediğiniz strateji. Sayın Bakanım, bu nedenle Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulunun kurulmasını büyük bir memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmiştik ancak bu Kurulun maalesef, yıllardır adı var, etkisi yok. Cumhurbaşkanı Yardımcısından 6 tane Bakanlığa; Adalet, Aile, Sosyal, İçişleri, Millî Eğitim, Sağlık, Hazine ve Maliye olmak üzere neredeyse tüm bakanlıklar bu Kurulda yer almakta. Devletin bütün gücü kâğıt üzerinde var, sahada ise maalesef etkin bir mücadele söz konusu değil.

Uyuşturucu, değerli milletvekilleri, tek bir kapıdan giriyor ama mücadele 40 ayrı duvara çarpıyor. Bu dağınıklığa derhâl son verilmeli ve mesele, devlet aklını çalıştırarak bu işle mücadele edilmeli. İktidar, hakikatle ve ciddiyetle devleti yönetme erki olarak gövdesini taşın altına koymazsa yarın çok geç olacak. Defaatle söyledik, basın toplantısında, Komisyonda, her platformda dile getirdik: Bataklığı kurutmadan, sivri sinek öldürmekle övünemezsiniz iktidar sahipleri.

Değerli milletvekilleri, bir diğer husussa sanal bahis ve kumar. En az uyuşturucu kadar toplumu doğrudan ilgilendiren ve toplumun -emin olun- en önemli sorunlarından biri hâline gelen bir durum. Bu konuda da İçişleri Bakanlığımıza düşen hakkıyla mücadele etmektir, hem uyuşturucuyla mücadelede hem sanal bahis ve kumarla kendi performansının çok çok daha üstüne çıkarak bakanlıklar arasındaki koordinasyonu sağlamak İçişleri Bakanlığının olmazsa olmaz görevleri arasındadır. Unutmayalım ki bir diğer husus adalet zedelenirse güvenlik delinir. Değerli milletvekilleri, gerçek güvenlik insan onuruna saygılı, şovenist söylemlerden uzak, hukuka dayalı bir devlet aklıyla mümkündür.

Biz Sayın Bakanın göreve geldiği gün itibarıyla gerçekten umutlanmıştık. Geçmişte görevi devralan arkadaşımız gibi "Yıkın, arkasından hukuk gelsin." demedi, başlangıçta "Hukuk devletine saygılıyız, attığımız her adımda hukuku önceleyeceğiz." demişti. Biz kendilerinden aynı hassasiyeti bekliyoruz. Karakollardaki durumu şöyle bir tetkik etmesini istiyoruz. Vatan Emniyetine gidip insan haklarının nasıl ihlal edildiğini gözleriyle, o kolluğun ne tür yanlışlıklar içerisinde olduğunu yaşayarak görmesini Sayın Bakandan talep ediyoruz. O yüzden, bir kez daha gerçek güvenlik insan onuruna saygılı, şovenist söylemlerden uzak, hukuka dayalı bir devlet aklıyla mümkündür diyoruz. Güvenlik politikalarında hamaset değil, stratejinin lazım olduğunu ifade ediyoruz.

Sayın Bakan, çok önemsediğimiz bir diğer konu ise hiç şüphesiz ki polis intiharları, diğer intiharlarla kıyasladığımızda neredeyse 4 katı. Son yıllarda yüzlerce polisimiz aşırı mesai, mobbing, borç baskısı ve tükenmişlik nedeniyle yaşamına son vermiştir. Şunu açıkça ifade ediyoruz ki bu vakalar münferit değildir, bu bir kurumsal alarmdır. Polis huzur bulmadan toplumun huzur bulması mümkün değil. O yüzden, polisin sorunu çözülmeden güvenlik bütçesi tamamlanmış asla sayılamaz. Bir polis, yalnızca üniforma giymiş bir polis memuru olarak görülemez. Bir baba olduğu, bir evlat olduğu, bir eş olduğu, bir insan olduğu asla unutulmamalıdır. Devlet personeline sadece maaş değil, moral, motivasyon sağlamak ve adil davranmak zorundadır. Her şeyden ziyade güvenlik güçlerimizi sahiplenelim ve onlara gerekli moral ve motivasyonu hep birlikte sağlayalım, polisimizi sahipsiz bırakmayalım. O nedenle, bir kez daha ifade etmek isterim ki polisimizi sahipsiz bırakmak, bunca intiharı duymazdan gelmek, yahut "Bu arkadaşlarımızın derdi ne?" deyip bir dönüp bakmamak haksızlıktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz sözü, iktidarın masalları şöyle duradursun gerçek durumumuzu da burada özetlemek isterim çünkü bir saati aşkın süre masal dinledik burada. Gelin, biz size yorgun iktidarın duyduğu, gördüğü ama üç maymunu oynadığı acı hakikatlerden bahsedelim. Yorgun iktidarın ehliyetli, liyakatli ve insan odaklı yönetimi olmazsa olmaz oluyor. Yanı başımızda Gazi Meclise komşu bir ilçede, bir soluk ötemizde, Altındağ'da 11 yaşında engelli bir çocuk, beş yıldır okul çağında olmasına rağmen, MEB'in sistemine düşmesine rağmen, devletin arayıp bulamadığı yavrumuz güvercin kümesinde yaşıyor, kimsenin haberi olmuyor. İlkokul çağındaki çocuklar çeteleşip birbirlerini dövüyor, lise öğrencileri öğretmenlerini hastanelik ediyor. İktidarınızda kendini bilmez bir imam camide nahoş görüntülerle yakalanıyor. Denetimsiz bırakılan densiz bir müezzin tefecilik yapıyor. Vicdanını yitirmiş bir sözde doktor bebek öldürüyor. Adliyedeki emanetçi emanet edilen malları çalıyor. Magandalar sokak ortasında bir kadına tecavüz girişiminde bulunuyor ve iki ay sonra serbest bırakılıyor.

Sayın milletvekilleri, burada özellikle şunları da ifade etmemizde fayda var: Sınırda görevli bir general aracılığıyla insan kaçakçılığı yapılıyor. Milletvekilleri altın kaçakçılığı yapıyor. Siyasetçiler rüşvet alıyor, yolsuzluk yapıyor. Bir kısım hâkim ve savcılar para ve güç sahipleriyle içkili bir masada poz veriyor. İşsiz kalan bir adam belediye önünde kendini yakıyor. Gıda üreticileri hileli gıda üretiyor. 36 suçtan sabıkası olan torbacılar polisimizi şehit ediyor. Türkiye'nin en büyük suç ve mafya örgütü liderleri siyasi parti genel başkanlarının makamlarında ağırlanıyor. Eline silah almamış insanlar terörsüz diye yakalanıyor. Bir kararnameyle haklarında doğru düzgün bir yargılama yokken ekmeğinden işinden ediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - "Ülkenin en büyük uyuşturucu operasyonu. En büyük baronlar davası." diye duyurduğumuz davada tutuklu sanık kalmıyor. Başka ülkelerde elli, yüz yılda bir görülen skandallar bizim günlük hayatımızın rutini hâline geliyor. Toplumun, devletin, kurumların her kademesinde bir kokuşma, bir yozlaşma yaşanıyor, yorgun iktidar ise sadece seyrediyor.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)