GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:32
Tarih:14.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; Türkiye halkları ve cezaevlerinde bulunan tutsak yoldaşlarımı saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Tam on yıl önce, 14 Aralık 2015 tarihinde Cizre'de ilan edilen sokağa çıkma yasakları yetmiş dokuz gün sürdü. Yasak sürecinde toplumsal hafızaya "vahşet bodrumları" olarak yer edinen katliamda 177 yurttaş yaşamını yitirdi. Asya Yüksel ve Mehmet Tunç şahsında, yaşamını yitiren tüm yurttaşları saygı ve sevgiyle, minnetle anıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) İşte, bu yaşananlar esnasında tam 2 binden fazla akademisyen muktedire karşı hakikati dillendirme cesareti göstererek "Bu suça ortak olmayacağız." dedi ve barış talebini korkusuzca dile getirdiler. 400'den fazla barış akademisyeni üniversitelerinden uzaklaştırıldı ve KHK'lerle ihraç edildi, tıpkı ihraç edilen diğer binlerce kamu emekçisi gibi. 2019 yılında Anayasa Mahkemesi işte bu barış bildirisinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğuna hükmetti. Barış akademisyenlerine açılmış olan davalar, ceza davaları beraatla tek tek sonuçlandı. Uzun yargılamalar sonucu kimisi görevine geri döndü kimisi için aynı hukuksuzluk ve zulüm hâlâ devam ediyor çünkü üniversitelerde iktidara bir biat içerisinde olan rektörler barış akademisyenlerinin üniversiteye geri dönmemesi için hâlâ çaba harcıyor.

Değerli arkadaşlar, gelişmelerine günbegün şahit olduğumuz bu haksızlıklar sadece yargının elbette ki konusu değil, tam da bütçesini görüştüğümüz Millî Eğitim Bakanlığının ve özelde üniversitelerin konusudur. Barış akademisyenleri toplumsal barışı talep etmek gibi onurlu bir duruş sergilediği için hedefe konuldular. Savaşın yükseldiği, insanların öldürüldüğü, çatışma ortamının son bulması için çağrıda bulundular. Bugün geldiğimiz noktada, barış ve demokrasiye olan özlemin doruk noktasına ulaştığı ve tarihî adımların atıldığı bu süreçte atılacak en elzem adımlardan biri de barış akademisyenlerinin eksiksiz bir biçimde üniversitelere geri dönüşünün sağlanmasıdır. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Gideni geri döndüremeyiz, zulmü elbette yok sayamayız ancak geçmiş acıları unutmadan, onurlu bir yaşam umuduyla yeni bir başlangıç da mümkündür. İşte, bu başlangıcın yapılabilmesi için imzacıların ihraç edilmesinde bizzat çaba harcayan Sayın Bakan Yusuf Tekin'in adım atması, öncü olması ve toplumsal barışa katkı sağlaması gerekiyor. Bir kez daha ve altını çize çize dile getiriyoruz: Barış akademisyenleri üniversitelerine geri dönmelidir ve mutlaka da dönecektir de; öğrencilerine barışı, demokrasiyi ve özgürlüğü anlatmaya devam edecekler.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, siz de iyi dinleyin...

ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Yerinde değil, yok.

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Devamla) - Bakan Bey de yok tabii ki. Sizler eğitime ayrılan bütçenin fazlalığıyla, öğrencisiz ve akademisyensiz açılan yeni bölümlerin, yüksekokulların sayısıyla övünedurun, hakikati örtmeye çalışın fakat mızrak çuvala sığmıyor. Sayın Bakan, üniversitelerde öğrenciler okuyamıyor, barınamıyor ve beslenemiyor. Ekonomik krizin boyunduruğunda hayatta kalma mücadelesi ve geçinememenin baskısı altında öğrenimlerine devam etmek zorunda bırakılıyorlar. Yüz binlercesi eğitimini yarıda kesmek zorunda bırakılıyor. Öğrenciler örgütlenemiyor; öğrenciler emir eri rektörleriniz, sadık kayyımlarınızın eliyle baskı ve faşizan uygulamalarla üniversitelerden uzaklaştırılıyor. Öğrencilere ayrılacak bütçe, onlardan esirgenen bütçe yandaş vakıflara ve derneklere aktarılıyor. Sorgulamayan, talep etmeyen bir nesil yetişmesi için elinizden geleni yapıyorsunuz ama her halükârda bu devran sonuna dek sürmeyecek. Onurlu akademisyenlerin, özgür öğrencilerin yer aldığı, eşitlikçi ve demokratik üniversitelere engel olamayacaksınız diyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)