GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:31
Tarih:13.12.2025

CHP GRUBU ADINA MURAT ÇAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada Sağlık Bakanlığının 2026 bütçesini konuşuyoruz ama konuştuğumuz şey bir bütçe değildir, bataktır, borçtur. Konuştuğumuz, AKP iktidarının sağlığı adım adım çökerten politikalarının, kamusal hizmeti tasfiye eden tercihlerinin ve hesap vermekten kaçmayı alışkanlık hâline getiren bir yönetim anlayışının belgesidir, yeni bir niyet beyanıdır, ipotek belgesidir.

Bu bütçe yurttaşın sağlığını değil sermayedarların kasasını dolduran bir bütçedir; sağlığı bir hak olmaktan çıkarıp bir ticari meta hâline getiren AKP anlayışının devamıdır. İktidar sağlığı piyasalaştırırken bunu halka "reform" diye anlattı "dönüşüm" diye pazarladı. Neoklasik reçetelerle yazılmış bu program, bütçe olarak, heterodoks politikalarla, vatandaşın cebinden 3-5 kişinin kasasına kesintisiz para aktaran bir sistem olarak bugün karşımıza tekrar çıkmaktadır. Bugün vatandaş, hastanede tedavi gören bir birey değil sağlık hizmeti üzerinden gelir elde edilen bir müşteridir bu oyunda. Sağlık hizmeti insan hayatına dokunan bir kamu görevi olmaktan çıkarılmış, rantın en kârlı alanı hâline dönüştürülmüştür. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bu rant sisteminin en çarpıcı örneği, sağlık hizmetlerinin sermayeye bilinçli olarak devredilmesi hâlidir. Rakamlar iktidarın gerçek niyetini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Türkiye'deki hastanelerin yüzde 63'ü ve hasta yataklarının yüzde 64'ü Sağlık Bakanlığına bağlı olmasına rağmen, iş para kazandıran alanlara gelince durum değişiyor. Yenidoğan yoğun bakım yataklarının sadece yüzde 38'i devletin, geriye kalan yüzde 62'si özel sektörün elindedir; bu tesadüf olamaz. Bunların en çoğu İstanbul'dadır, on küsur yıldır İstanbul'un sorumlusu şurada oturmaktadır. Yaşamın en kırılgan, en korunmaya muhtaç varlıkları bebekler üzerinden bir ticari alan yaratılmıştır. Bu tablo yalnızca politik bir tercihi değil, aynı zamanda vicdani bir çöküşü de göstermektedir. Bir daha söylüyorum: Sorumlusu burada oturmaktadır; denetlemeyeni, engellemeyeni burada oturmaktadır. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir diğer örnek şehir hastaneleridir. Bunlar kâğıt üzerinde devletin hastaneleri olarak sunuluyor ama gerçekte olan, devlet kendi hastanesinde kira ödeyen, üstelik bu kira bedellerini döviz garantileriyle şirkete bağlayan bir yapıya mahkûm hâle getirilmiştir. 2026 yılında bu şirketlere ödenecek kira ve hizmet bedeli tam 136 milyar 148 milyon 659 lira, günlük bedeli Kayıhan Hocamız söyledi. Bu rakam sağlık bütçesinin önemli bir bölümünün halkın sağlığına değil, müteahhitlerin kasasına aktarıldığını göstermektedir bizlere. Bu bir sağlık yatırımı değil devlet eliyle yürütülen sistematik bir sermaye transferidir.

Değerli milletvekilleri, sorun bir zihniyet sorunudur ve bugün iktidar koltuğunu işgal eden irade sorunlu bir zihniyettir. Sayın Bakan bugün buraya, Meclise bütçe için geliyor ama aynı kişi Meclis araştırması komisyonuna gelmiyor. Bu yalnızca bir saygısızlık değil aynı zamanda bir itiraftır, gelemiyor çünkü. Çünkü AKP iktidarının en temel karakteri şudur: Yetkinin tamamını kendin alacaksın, iş hesap vermeye gelince de kaçacaksın. Sağlık Bakanlığında da tablo farklı değildir; sorumluluk gerektiren her konu ya yok sayılmaktadır ya da üzerinden atlanmaktadır.

Daha önce benim de katıldığım bir kongrede bugünün Sağlık Bakanı olan Sayın Memişoğlu'nun sağlıkta şiddet tartışması sırasında söylediği şu söz aslında her şeyi özetlemektedir: "Biz de kendimizi öldürtmeyelim, empati yapalım." Yani demek istiyor ki şiddeti görmezden gelelim, yok sayalım.

Sağlıkta şiddetin sorumluluğunu sağlık çalışanının üzerine yıkan bu sakat bakış açısı bütün politikalara sirayet etmiş durumdadır. Yenidoğan cinayetleri işlenirken o kentte il sağlık müdürlüğü yapar ama sorumluluğu olmaz; Meclis araştırması komisyonu çağırır, gelmez, kaçar.

Sayın milletvekilleri, bu bütçe bir sağlık bütçesi değildir. Bu bütçe sağlık çalışanını korumayan, yurttaşın hakkını gözetmeyen, hesap vermekten kaçan bir siyasi yapının bütçesidir; kamuyu değil, hastayı değil, bilimi değil, talimatı önemseyen bir bütçedir; "hayır" diyoruz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)