| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 31 |
| Tarih: | 13.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Ekranları başında bizleri izleyen değerli halkları, aslında bu bütçeyle doğrudan ilgili olan ve yaşamları asla güvende olmayan maden işçilerini, bu yayınları izleyemeyecek olan ağaçları, kuşları, börtü böceği saygıyla selamlıyorum.
Çünkü burada konuştuğumuz bu bütçe, doğanın bütünlüğünü, yaşamın bütünlüğünü, hepimizin geleceğini ilgilendiren bir bütçe fakat biz, ne yazık ki insan merkezli bile bakamıyoruz meseleye ki bütüncül bir şekilde tartışalım.
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü geri dönülemez bir çevre tahribatının ortaya çıkmasında büyük emek harcadı; aslında, kendilerine, dünyada bununla ilgili ödül verilse ilk 3'e gireceklerine emin olduğumuzu iletmek isteriz. Sayın Bakan, dünyanın parmakla göstereceği, kapitalist dünyanın, emperyalist dünyanın parmakla göstereceği icraatları ortaya çıkarıyorsunuz. Bu, sizin açınızdan başarı ama gelecek açısından, yaşamak açısından, kanserli hasta sayısı artmış bir ülke açısından, kaybettiklerimiz açısından utanç vesikasıdır. Bir buçuk yılda MAPEG tarafından ruhsat verilen alanların toplamı 468.784 hektarı aşıyor artık; bu, birçok şehirden büyük. Geçtiğimiz gün, Cengiz Çiçek Vekilimiz bir Hakkâri haritası göstermişti, Hakkâri'nin tamamı maden sahasıydı. Ankara böyle olmayabilir, Ankara için de gelecekte şunu söyleyebiliriz: Galiba Meclis Kampüsü ve Beştepe dışında her yeri de ruhsatlarsınız. Ama mesela şu an Eskişehir'in büyük bölümü -hemen dibimiz- maden arazisi olarak tahsis edilmiş durumda, Afyon maden arazisi olarak tahsis edilmiş durumda; yakın yerler söylüyorum ki büyük şehirler tahsis edilmiyor diye nüfusun yoğun yaşadığı yerler de korunuyormuş sanmasın kimseler. Bu bahsettiğim şehirler, tarım yapılan şehirler; bu bahsettiğim şehirler... Mesela Afyon, vişnesiyle ünlüdür; Afyon, şeker pancarıyla ünlüdür -gerçi şeker fabrikaları da kapatıldı- Eskişehir, şekeriyle ünlüdür -kota getirildi, pancar üreticisi artık pancar üretemiyor- buraları madenleştirerek de taş yedirmiş oluyorsunuz; açıkçası, başarılısınız kendi açınızdan. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Öyle bir hırs ki şu benzetme çok güzel olur: Bizim uğrayacağımız son, coğrafi keşiflerle İnkaların, Azteklerin uğrayacağı sondur. Amerikan yerlileri nasıl katliamlarla yok edildiyse bunun daha "soft" bir biçimde bugün uygar dünyada kabul edilecek hâlini bizler bu ülkede yaşıyoruz. Kentleri gözden çıkardınız, doğayı gözden çıkardınız, insanı gözden çıkardınız ve bunun sonuçlarını hiç umursamadan yaptınız, hiç dert etmediniz. Bu kadar denetimsiz, bu kadar bilinçsiz, bu kadar planlamasız... Yani "planlamasız" derken biz doğanın devamlılığı açısından söylüyoruz bunu, süreklilik açısından söylüyoruz; yok etme açısından planlıdır. Bu yaptıklarınızı ödemek zorunda olan biz değiliz. Bu yaptıklarınızı ödemek zorunda olan bu ülkenin tarihi değil. Örneğin, Eskişehir'de Frig Vadisi'ne kadar uzanan bir ruhsatlandırma var ki bu bölge aynı zamanda yemyeşil de bir alandır.
Sizin yaptığınız işin başka sonuçları var doğayı yok etmek dışında. 2002'den 2025'e 24 maden faciası olmuş ve yaklaşık -yaklaşık diyoruz, resmî rakamlardan bahsedebiliyoruz çünkü- 546 madenci katledilmiş. Neden resmî rakamlar? Bu ülkede büyük bir kaçak madencilik var. Vezir Nourtani'yi hatırlayalım hepimiz; katledildi, böbreği çalındı, dosyası kapatıldı, yakılarak katledildi, canlı canlı yakıldı; göçmen bir işçiydi. Bu ülkede kaçak madencilik var, bu kadar da maden sahası olarak rezerv edilmiş alan, tahsis edilmiş alan varken üzerine kaçak madencilik var ve biz, hâliyle, ne madenlerdeki kazaların -kaza değil, "kaza" ifadesi bize öğretilmiş bir ifade- madenlerdeki yıkımın gerçek sayısını biliyoruz ne insan ve doğa üzerindeki gerçek etkisini biliyoruz; katledilen işçilerin de sayısının net olarak bilmiyoruz bu nedenle çünkü özellikle göçmen işçiler katledildikleri iş sahalarının uzağına, bazen çöplüklere atılıyorlar ve bu madenlerde de yapılıyor.
Velhasılıkelam, bu bütçeye beş dakika konuşmak da çok çünkü bu bütçe aslında yok.
Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)