| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 30 |
| Tarih: | 12.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026 yılı bütçesi 18 trilyon 929 milyar lira iken Kültür ve Turizm Bakanlığına ayrılan pay sadece yüzde 0,37'dir yani Kültür ve Turizme ayrılan pay öyle cömert ki büyüteçsiz görmemiz mümkün değildir. Kâğıt üzerinde artış olsa da genel bütçe içindeki ağırlığın dipte olduğu ortadadır. Kültür, iktidarınız için lüks kalemi gibi görülmektedir yani sizin için ilk vazgeçilebilecek başlıktır. Turizm politikanız ise navigasyonu bozuk bir araç gibi, nereye gittiği meçhul, freni tutmamakta fakat siz hâlâ hız yaptığınızı iddia etmektesiniz. Kültür ve Turizm Bakanlığını konuşuyoruz. Kültürle başlayan bu Bakanlığa bağlı, milletimiz açısından son derece önemli kuruluşlar vardır fakat gelinen noktada, millî kültürün inşasında başarılı olduğunuzu söylemek mümkün değildir. Türk milletinin dili, tarihi, müziği, halk kültürü yani bizi biz yapan değerler vitrin projelerin gölgesinde kalmaktadır. 81 ile yayılmış, gençlerimiz için erişilebilir kütüphane, tiyatro, kültür merkezleri yerine birkaç şehirde belli firmalara ihale edilen şov ekonomisini büyütmektesiniz. Kültürü, milletin ruhunu besleyen bir hak olmaktan çıkarıp dar bir çevre için tanıtım malzemesine indirgemektesiniz.
Turizmde de vaziyetiniz ortadadır. Yaylaya çıksak yeşili, sahile insek denizi mahvettiniz. Toplu orman yangınlarının ardından yanan alanlara kurulan sözde turizm tesisleri, kaçak yapılaşma ve doğal alanların yapay plato hâline getirilmesi iktidarınızın geleneksel bir politikasıdır. Bu anlayışın en vahim sonucu ise kıyıların talanıdır. Ne yazık ki denizlerimizde kıyı bırakmadınız. Anayasa'ya rağmen 86 milyonun ortak hakkı olan sahiller ya yok edilmiş ya da fiilî mülke dönüştürülmüştür. Sahili yok edip buna da turizm mi diyorsunuz?
Trabzon'da, Rize'de, Giresun'da yılların dolgu yolları, yanlış planlama ve kontrolsüz yapılaşma vatandaşın denizle bağını koparmıştır. Sahile inmek birçok yerde artık imkânsıza yakındır. Üstelik yalnızca fiziki tahribatla da yetinmiyorsunuz, kıyı tahsislerinin kimlere, hangi bedellerle verildiğini şeffaf biçimde açıklamıyorsunuz. "Halk plajı" diyerek vitrin süslemekte ancak arka kapıdan sahili yüksek ücretli tesislere devretmektesiniz. Karadeniz'de balıkçının, esnafın, sahil kasabalarının nefes aldığı alanlar giderek daralırken Bakanlık olarak, kıyıları yat limanı ve otel bandına dönüştüren politikalara itiraz etmek bir yana, âdeta bu dönüşüme alkış tutmaktasınız. Bu tabloya rağmen "Rekor turist, rekor gelir." demekten de vazgeçmiyorsunuz. Oysa ülkeyi, kimliksiz, ucuz ve her şey dâhil modele mahkûm etmektesiniz. Turizm; tarihini, inancını, mutfağını dünyaya anlatma imkânı sağlar. Siz ise nitelikli turizmi geliştirmek yerine kimliği silinmiş bir tatil paketi pazarlamaktasınız. Yaylaları, Ege ve Akdeniz kıyılarını, plansız turizm ve rant baskısıyla kimliğini yitirme tehlikesine itiyorsunuz.
Bir de denetim meselesi var ki eksikler ancak felaket yaşanınca fark edilmektedir. Turizm belgeli tesislerde yangın güvenliği, işçi sağlığı ve çevre yükümlülüklerindeki açıkları acı tecrübelerle gördük; denetimin kâğıt üzerinde kaldığı bir düzende belge, vatandaş için bir güven değildir. Devlet yalnızca tanıtım filmi çeken değil sahada yatırımı uygulayan güçlü bir otorite olmalıdır.
Millî kültüre değer vermeyen, ülkenin turizmini beceriksizliğe ve ranta teslim eden bu anlayışın bütçesine "hayır" diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)