GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:30
Tarih:12.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün size gençlikten, kültürden bahsedecektim ancak dünkü konuşmamla ilgili bir polemik yaşanmıştı Sayın Savunma Bakanıyla aramda. Ben kendisine demiştim ki: "Siz 15 Temmuz gecesi Akın Öztürk tarafından kurtarılmıştınız, kelepçeniz çözülmüştü ve 16 Temmuz Cumartesi günü akşam 19.00'a kadar birlikteydiniz." "Bunu siz söylüyorsunuz, bunu Anadolu Ajansı'nın yaptığı haberlerde gördüm." dedim ve daha sonra, sekiz yıl sonra da bunu yalanladığını söyledim. Bana dedi ki: "Yok öyle bir şey, yalan." Kendisine gittim, dedim ki: "Bakın, durum böyle." Bana "Bu söylediklerin yalan çıkarsa milletvekilliğinden istifa eder misin?" dedi. Ben de "Ben yalan söylemem, eğer ki yanlış çıkarsa ederim ama sen eder misin? Akıncılar dosyasına ben hâkimim Sayın Bakan, bak, sonra seni mahcup ederim." dedim ve bugün baltayı taşa vurduğunu anlayacak.

Bakın, 22 Mart 2018 tarihli duruşma tutanaklarını size gösteriyorum. 17. Ağır Ceza Mahkemesinde Yaşar Güler diyor ki: "Efendim, savcılıkta verdiğim ifadeleri aynen tekrarlarım." Neymiş onlar? "Akın Öztürk odaya girdi -kendisi kelepçeli- 'Yahu Yaşar, sen burada ne geziyorsun? Senin burada olduğundan haberim yok.' dedi ve gözlerimi açtı, ellerim ve ayaklarımdaki plastik kelepçeleri keserek çözdü; çay, su, çerez getirmelerini söyledi. Kendi astsubayı olduğunu söylediği sivil giyimli birine evimi aratarak eşime benim iyi olduğumu söylemesini istedi. Arkasından da dışarıda silahlı nöbetçiler olduğunu, darbecilerin manyak olduğunu, saat 23.00'ten beri bunları ikna etmeye çalıştığını... Odadan çıktı ve bu esnada duvardaki saatin 11.15 olduğunu gördüm." Devam ediyor: "Yıldırım Güvenç ile Akın Öztürk başka rehinelerin de bulunduğunu, ancak nerede olduklarını bilmediklerini söylediler. Bir araca binerek '141'inci Filo' yazan binaya gittik. Burada Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal Paşa ile 2 havacı generali de bularak yanımıza aldık." Onları da kurtarıyorlar, Akın Öztürk kurtarıyor. "7-8 rehineyi daha kurtardık. 4 araçla Akıncı Üssü'nden ayrıldık. Hava Kuvvetleri Komutanlığında Akın Öztürk ile havacı general arkadaşları bıraktık." Hani bırakmamıştı? Yahu kardeşim, burada "bıraktık" diyorsun. Neredesin Yaşar Güler? (DEM sıralarından alkışlar) Böyle devam ediyor.

Bakın, yine Akın Öztürk Akıncılar dosyasında diyor ki: "Yaşar Güler'in kelepçelerini çözerken bana 'Komutanım, senin beni kurtaracağını biliyordum, teşekkür ederim.' diyordu gözleri yaşlı." Ardından yapılan bir basın toplantısında da -Mesut Yurttan isimli basın ve halkla ilişkiler şube müdürü düzenliyor bunu- Abidin Ünal diyor ki: "Akın ağabey bizi kurtardı, o olmasaydı biz burada olmazdık." Basın toplantısında deniliyor. Bunlar Genelkurmayın kayıtlarında var ama sonra ne oluyor biliyor musunuz? 21 Temmuz 2016'daki Genelkurmay basın açıklaması web sitesinden siliniyor, her şey böyle yok edilmeye çalışılıyor. Şimdi, Yaşar Güler bize dün yalan attı. Bir hukuk devletinde Bakan halka yalan atarsa istifa etmelidir arkadaşlar. İşte, belgeleriyle ispatladım. Hiç yüzü kızarmadı Bakanın. Kardeşim, görüntülerde sen varsın. Bakın, o koridorda zincirli yerden çıkarıldığında görüntülerde var ya. Ben burada, bu Mecliste defalarca askerleri eleştirdim ama mağdur bir asker olursa da onu korurum; insan hakları savunucusuyum, benim kriterim budur. Ben burada Hulusi Akar'a da çok seslendim. Sen 12 Eylül 80 darbesinde üsteğmendin ve orada gerçekten bir darbe oldu, sonra ne oldun; Genelkurmay Başkanı, sonra Millî Savunma Bakanı. Kardeşim, şimdi, gariban sözleşmeli erler, kursiyer teğmenler, astsubaylar; bunlar ağırlaştırılmış müebbetle zindanlarda. Ya, olur mu böyle bir şey, kim yapabilir? Sen üsteğmenken geldin, darbenin içindeydin; geldin, Millî Savunma Bakanı oldun, gariban sözleşmeli er... Ya, burada, bakın, bir sürü erkek vekil var; askerlikte sözleşmeli erin "Darbeye karşı çıkıyorum." deme hakkı var mı arkadaşlar ya? Bakın, bundan dolayı kurduğunuz yargı kumpaslarını... Bunlara ben hep karşı çıktım. Ne oldu? Beni bu Meclisten sürükleyerek zindana attınız. Vallahi zindana değil ister mezara atın, ben derim ki hangi çılgının tehditlerine ben şaşarım, bakarım, kesinlikle tanımam ve yoluma devam ederim; bunu da bilin arkadaşlar. (DEM PARTİ, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)