GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:30
Tarih:12.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığının bütçesini konuşuyoruz ama aslında konuştuğumuz bu bütçeden çok daha fazlasıdır. Bu ülkenin kimlere nefes olduğunu, kimleri yok saydığını konuşuyoruz; hangi dillere yaşam, hangi kültürlere sessizlik dayattığını konuşuyoruz; kime hak, kime yoksulluk sunduğunu konuşuyoruz çünkü bu bütçe, adına "millî" denilen ama gerçekte yalnızca tek bir kimliği merkeze alan kültürel bir mühendisliktir.

Kaynakların yüzde 90'ının birkaç merkezde toplanması, Anadolu'nun çok dilli, çok kültürlü halklarına ayrılan payın yalnızca sembolik bir kırıntıya dönüşmesi tesadüf değildir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, bütçesinin yüzde 90'ını Ankara merkezli projelere veya Ege, Akdeniz hattındaki turizm yatırımlarına yönlendirmektedir. Kültür, sanat fonlarından bölge illerine düşen pay yalnızca yüzde 5 civarında kalmaktadır ama biz biliyoruz ki bu ülkenin kültürü birkaç şehirden ya da bölgeden ibaret değildir. Botan'dan Ege'ye, Dersim'den Yeşilırmak havzasına kadar her halkın, her inancın söz hakkı olmalıdır ama bu bütçe çoğunluğumuzun sesini, çocukluğumuzun sesini, ninnilerimizin dilini, sokaklarımızın hafızasını yok saymaktadır.

Sayın Bakan, bir dil kaybolduğunda o halkın hafızası yok oluyor, kayboluyor; bu ülke dillerin mezarlığına dönüşmek üzere. Kapadokya Rumcası yok oldu, Ubıhça yok oldu; Batı Süryanice, Keldanice, Batı Ermenicesi, Lazca, Çerkezce, Abhazca, Hemşince, Süryanice ölüm kalım mücadelesi veriyor. Birçoğunun konuşur sayısı binlerle hatta yüzlerle sınırlı kalmaktadır ama bu bütçede bu dillerin yaşaması için ayrılmış tek bir kuruş bile yok, tek bir program, tek bir fon, tek bir yerel destek yok; belediyelerin yaptıkları da engelleniyor. Bakanlığınızca, kaybolan diller ve kaybolmaya yüz tutmuş diller için neden çalışma yürütülmemektedir, bunu öğrenmek istiyoruz. Devlet "millî kültür" derken aslında bir zaman aşımı gibi bazı kültürlerin sessizce yok olmasını izliyor. Bu, tarihsel bir sorumluluktur; bu, kültürel bir kıyımdır; bu, halkların belleğini silmektir. Türkiye'de bazı kültürlerin yok sayılması sessizce beklenirken Kürtçenin yok olması, konuşulmaması için âdeta bir çaba gösteriliyor. Bu senenin ocak ayında Diyarbakır'daki Kürt Edebiyatçılar Derneğine baskın düzenlendi, 150 kitap, 1.500 gazete nüshasına el konuldu. Kürt yazarlar, Kürtçe eğitim materyali olan yani Kürtçe öğreten Hînker kitabı nedeniyle gözaltına alındılar. Bu ülkede Kürtçe öğreten kitap suç sayıldı. Sayın Bakan, Kürt Yayıncılar Birliği Derneği, Kültür ve Turizm Bakanlığının materyal sağlama ve satın alma bilgi sistemine kitap alımı için defalarca başvuru yapıyor ancak Bakanlık bu başvuruların hiçbirinde Kürtçe basılmış kitap satın alımı yapmamaktadır. Bunların tamamı bu ülkenin kültürüne, düşünce dünyasına, edebiyatına katkı sunmak için hazırlanmış kitaplardır. Bir tek Kürtçe kitabın bile alımının yapılmaması münferit bir karar değil açık politik bir tercihtir.

Sayın milletvekilleri, bu ülkenin milyonlarca Kürt vatandaşı vardır. Kütüphaneler kamuya aittir; hepimize, her dile, her kimliğe aittir ama Bakanlık yıllardır Kürtçe kitapları yok sayıyor, yayınevlerimiz onlarca Kürtçe eser bastığı hâlde tek bir olumlu dönüş olmamışsa bu sadece teknik bir aksaklık, arıza değildir, Kürtçenin kamusal alandan sistematik biçimde dışlanmasıdır. Bu anlayış, bu ülkenin kültürel mirasını zenginleştirmek bir yana, aksine daraltmaktadır. Ana dillerin yaşatılması kültürel bir lütuf değil temel bir haktır. Sizin Bakanlığınızın bu hakkı koruma sorumluluğu vardır. Ülkenin tüm dillerinin; Türkçenin, Kürtçenin, Lazcanın, Ermenicenin, Süryanicenin eşit ve özgürce yaşatılması gerekmektedir. Bakanlığınızın kütüphaneleri tek dile indirgeme tutumu Anayasa'nın eşitlik ilkesini hiçe saymaktadır. Kürtçeye dönük bu ayrımcı politikaya, uygulamaya son verin, kütüphaneleri çeşitliliğe açın. Kültür politikaları bir halkın diline set çeken, bu coğrafyanın tüm renklerini yok sayan bir çizgide olmamalıdır. Bu ülke tek bir sesle, dille değil tüm dillerin korosuyla güzelleşir. Yaşasın halkların dili, kültürü, hafızası. "..."(*) (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)