| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 4'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 30 |
| Tarih: | 12.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Ekranları başında bizleri izleyen değerli halkları saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada bulunan Bakanların gündemine ilişkin konuşmayacağım. En nihayetinde Bakanlar geliyor, kendi söylemek istediklerini söylüyor, iktidar grubundan övgülerini alıp gidiyorlar. Tersinden bir yöntem işleteceğim, Adalet Bakanlığını ilgilendiren bir konuya ilişkin konuşacağım. Belki Adalet Bakanı, bu tersinden yöntemle anlattığımız meseleye dikkat eder çünkü kendisi varken burada konuştuğumuzda dikkat etmiyor. Kuyu tipi hapishaneleri konuşacağım. Bildiğiniz üzere, Türkiye hapishaneleri alfabeye takla attıracak çeşitlilikte; E, F, H, L, T, S, Y... Var mı unuttuğum arkadaşlar?
SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Var.
BURCUGÜL ÇUBUK (Devamla) - Her biri farklı, her biri aynı, tek tek isimlerini saymaya da gerek yok fakat bir tanesi özel. Bildiğiniz üzere, Türkiye'de hapishanenin işlevi, sindirmek. Benim de içinden geldiğim devrimci parti şöyle tanımlar: Türkiye'de hapishaneler, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne egemen sınıfların siyasal baskı aygıtı olarak işlev görmüştür. Devletin cezaevi politikası, hukukun değil sermaye iktidarının ihtiyaçlarının belirlediği bir çizgide şekillenmiş; özellikle de devrimci güçleri, muhalif toplumsal kesimleri ve işçi sınıfının örgütlü unsurlarını teslim alma amacıyla kullanılmıştır. Türkiyeli devrimciler çok iyi bilir ki hapishaneler yalnızca ceza infaz kurumları değildir, düzenin sınıfsal karakterini en çıplak şekilde sergileyen mekânlardır. Bu tarihsel gerçeklik 2000'lerden sonra F tipiyle kurumsallaşmış, 2020'den itibaren ise S tipi, Y tipi ve yüksek güvenlikli cezaevlerinin inşasıyla daha derin bir tecrit konseptine dönüştürülmüştür. Bu yeni hapishaneler, mimarisi, konumu, günlük hareket alanını kısıtlayan düzeni ve insanı toplumsal bir varlık olmaktan koparan yapısıyla açık bir tecrit teknolojisi olarak tasarlanmıştır. Havalandırma hakkının günde bir, bir buçuk saatle sınırlandırıldığı, hücrelerin tel ızgaralarla kapatıldığı, güneşin ve havanın girmediği, iletişimin en aza indirildiği bu mekânlar halk tarafından haklı olarak "kuyu tipi" olarak tanımlanmıştır. Kapitalist devlet aklı toplumsal muhalefeti bastırmak için mekân mühendisliğini bir işkence biçimine dönüştürmüştür kuyu tipleriyle. Bugün bu kuyu tipi yapılara sevk edilen devrimci tutsaklar ağır izolasyon koşullarında tutulmakta, tecrit altında yaşamaya zorlanmaktadır. Hukuksal başvuruları yanıtsız bırakılan, en temel insani hakları dahi gasbedilen, devletin tecrit politikalarının hedef tahtasına konmuş kişilerdir devrimci tutsaklar. Celal Punar ve Fergil Fırat da Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevinde bu insanlık dışı koşullara karşı çıkmakta, uzun süredir dile getirdikleri talepler karşılanmadığı için 5 Aralık Cuma günü açlık grevine başlamışlardır. Talepleri meşrudur, haklıdır ve tüm politik tutsakların ortak iradesini temsil etmektedir: Kuyu tipi cezaevlerinin kapatılması, kuyu tipi olmayan cezaevlerine sevklerinin sağlanması. Bu talepler yalnızca 2 devrimci tutsak için değil aynı saldırı konseptine maruz bırakılan tüm yoldaşlarımız içindir. Celal Punar ve Fergil Fırat sekiz, Ayberk Demirdöğen iki yüz yetmiş altı, Ümit Çobanoğlu yüz doksan beş, Gürkan Türkoğlu yüz otuz dört, Tahsin Sağaltıcı yüz otuz yedi, Ali Dilmen yüz yirmi dört, Hüseyin Özen yüz on beş, Ulaş İnci altmış üç, Doğan Karataştan elli yedi ve Nazım Şafak Korkmaz elli üç gündür modern tabutluklara karşı direnişteler.
Kuyu tipi hapishaneler sadece bugünün devrimcilerini hedef almıyor, aynı zamanda toplumun örgütlü bir geleceğe yürüme ihtimalini tasfiye etmek isteyen sermaye düzeninin stratejik saldırı aygıtı. Tecrit yalnızca bir hapishane politikası değil kapitalist iktidarın toplumu atomize etme, kolektif iradeyi kırma ve devrimci fikri geriletme hamlesi. Bu nedenle kuyu tipi hapishanelere karşı mücadele sınıf mücadelesinin bir parçasıdır. Bizler proletarya sosyalistleri, varlığıyla sindirilmek istendiğimiz kuyu tiplerine karşı mücadele etmeye, infaz rejiminizin işkence olduğunu söylemeye devam edeceğiz.
Aslında benim konuşmam bitti ama şuna değinmek istiyorum: Hemen biraz ilerimizde, yarım saatlik bir yol araçla, Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde 1 Aralık günü G-3 koğuşunda bir trans şüpheli şekilde katledildi ve kendisinin ölümüne ilişkin soruşturma günler sonra başladı. Bu ülkede hapishaneler tabutluktur.
Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)