| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 29 |
| Tarih: | 11.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA HALİDE TÜRKOĞLU (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce siyasi kadın tutsaklar, hasta tutsaklar başta olmak üzere cezaevinde rehin tutulan tüm arkadaşlarımızı, ekranları başında bizleri izleyen kadınları, halkları selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
Ben en sonda söyleyeceğimi ilk başta söyleyerek konuşmama başlamak istiyorum: Toplumsal cinsiyet eşitliğini yok sayarak hazırlanan bu bütçeye sadece kadınlar, yoksullar, işçiler, emekçiler adına itiraz etmiyoruz; rant politikalarıyla nefessiz bırakılmak istenen kuşların, ağaçların, ormanların, derelerin, doğadaki tüm canlıların yaşam haklarına yönelik saldırının bütçesine itiraz ediyoruz aynı zamanda. Nitekim, Konya Ovası ve Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının bütçesi bu bölgelerde yürütülen rant siyasetinden, doğa talanı siyasetinden bağımsız ele alınamaz. Her geçen gün kuruluş amaçlarından sapmış bu kurumlar halkın yaşamına, ekonomisine, toprağına, su kaynaklarına karşı merkezî idarenin talanının vitrin kurumları hâline gelmiştir. Bugün Karadeniz'den Cudi'ye, Akbelen'den Kaz Dağları'na, Besta'ya ülkenin dört bir yanında gelişen itirazı görmezden gelerek bu bütçeyi konuşamayız.
Bu başkanlıklar altında yürütülen projelerin neye hizmet ettiğinden ziyade, neye hizmet etmediğini birkaç örnekle sunmak istiyorum. Bugün Konya kapalı havzasında canlı türleri oluyorken, yanlış sulama ve üretimden kaynaklı birçok sulak alan ve göl kurumayla karşı karşıya kalıyorken ve yine iklim kriziyle birlikte bu sorun katmerleşerek artıyorken yanlış projelerde ısrar etmek bu sorunu beslemekten başka bir şey değildir. Yine, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığının "web" sitesinde yer alan tanıtım videosunda da Karadeniz'in doğasına uygun projelerin nasıl hayata geçireceğinden bahsediliyor. Bu çalışmaların doğaya değil ranta, halka değil sermayeye nasıl hizmet ettiğini bu alanda mücadele yürüten ekoloji örgütlerinin, orada yaşayan halkların direnişinden birkaç örnekle sunmak istiyorum. Bu ülkede tam da o bahsettiğiniz doğa cenneti Doğu Karadeniz'de doğasını, ağacını koruduğu için katledilen bir Reşit Kibar gerçeği var. Kendim bizzat bu sürecin takipçisi oldum, Diyarbakır'dan Artvin'e gittim; soru önergesiyle Meclis gündemine getirdim. Artvin'in Cankurtaran yerinde yapılmak istenen Mesire Alanı Projesi kapsamında sermayedarların akın ettiği bölgede ağaçların kökünden koparıldığını gören ve buna karşı çıkan Reşit Kibar, doğasını savunduğu için katledildi. Bizler bugün burada aynı zamanda onun mücadelesinin sesi, yürütücüleri olduğumuzu özellikle söylemek istiyorum. Yine, bölgeyi kalkındırma adına yürütülen her faaliyet beraberinde başka bir doğa felaketini getirmiştir. Bugün övünerek anlatılan projeler kapsamında yapılan HES'lerin, taş ocaklarının, yol projelerinin en küçük bir selde taşmaları nasıl tetiklediği bizzat dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından 2019 yılında açıklanan Karadeniz Bölgesi İklim Değişikliği Eylem Planı'yla itiraf edilmiştir. İklim Eylem Planı'nda itiraf edildiği gibi, yaptığınız yol, tünel, HES projeleriniz nedeniyle Karadeniz'de her sağanak selle heyelanla sonuçlanıyor, can kaybına neden oluyor. Yağmuru bol Karadeniz içecek su bulamıyor. Her ilçede su sıkıntısı var ama gelin görün, rant ve talan siyasetine karşı yaylalarını koruyan insanların gözaltına alındığı bir ülke burası. Yaşam alanlarını savunduğu için yayla yasaklarının uygulandığı bir yerde hiç kimse söz konusu bu başkanlıkların övünerek anlattığı projelere itibar etmeyecektir. Vaatleriniz de uygulamalarınız da ortadadır; sonuçları ise bugünümüzdür, yarından sonrası ise yok oluştur. Âdeta tüm kurumları, ilgili bakanlıklarıyla organize bir şekilde 5'li çeteyi besleyen, doğaya savaş açan, halka rağmen bu siyasette ısrar edenlerin bütçesini kabul etmedik, etmeyiz. Bugün Ege'den Karadeniz'e, Cudi'den Çınar'a, Gabar'a, Besta'ya, Kulp'a yükselen direniş tam da ülkenin dört bir yanında doğaya açılan savaşa karşı bir barış mücadelesinin adıdır. Barış ve demokratik toplum sürecinin ruhu aynı zamanda doğayla barışmayı gerektirir. Bu iktidarın yapması gereken de sanayi, turizm, kalkınma adı altında rantı, sermayeyi beslemenin değil, doğayla uyum içerisinde bir kalkınma politikasının hayata geçirilmesinin bütçesini oluşturmaktır. Nasıl bir turizme, nasıl bir yatırıma, nasıl politikalara ihtiyaç olduğunu yaşadıkları doğaya zarar verilmesini istemeyen yurttaşların kendisi bilir. Bu ranttan, talandan değil, doğadan yana bütçe diyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)