| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 3'üncü Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 29 |
| Tarih: | 11.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan; Millî Savunma Bakanlığının bütçesini konuşurken aslında NATO'nun bütçesini ve küresel silahlanma eğilimini de aynı zamanda konuşmuş oluyoruz çünkü Türkiye, bütün harcamalarını ve yatırımlarını NATO'yla koordineli bir şekilde yürütmektedir. Geçtiğimiz haziran ayında Hollanda'da yapılan NATO zirvesinde üye ülkeler savunma bütçelerini yüzde 5'e çıkarma kararı aldılar. Aslında, hepimiz, NATO'nun neden harcama artırımına gittiğini çok iyi biliyoruz; ABD, NATO'daki diğer ülkelere özellikle de Avrupa ülkelerine açıkça "Dünyanın jandarmalığını ben yapacaksam siz de daha fazla para harcayacaksınız." diyor. Avrupa devletleri de Rusya tehdidini bahane ederek daha fazla askerî harcama yapmayı destekliyorlar. Daha fazla silahlanmak caydırıcılık sağlayıp barışın yolunu açmaz. Silahlanma yarışı bir kısır döngüdür, silahlanma arttıkça tehdit algısı da artar, tehdit algısı arttıkça da silahlanma ihtiyacı artar; sonunda bir bakmışsınız ki iki tarafın da silahlarla donatıldığı dehşet bir tablo ortaya çıkmış. İnsanlık bunu 20'inci yüzyılda ağır bir şekilde yaşadı. Nükleer savaşın eşiğine gelindi, silahlanma döngüsünün kazananları ise topluma sürekli korku ve güvenlik kaygısı pompalayıp kendi gücünü konsolide eden otoriter siyasetçiler oldu. Küresel silah endüstrisi ve silah tüccarları ise kârına kâr katmaya devam etti.
Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; Türkiye, hem yaşadığımız coğrafyanın hassasiyeti hem de ekonomik ve toplumsal durumundan dolayı silahlanma çılgınlığına karşı çıkması gerekirken ne yazık ki bunun gönüllü ve hevesli bir parçası olmayı tercih ediyor. Lahey'deki NATO zirvesinde Türkiye'nin savunma harcamalarının artmasına destek verdiği yetmezmiş gibi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan düzenlemeye karşı çıkan ülkeleri ikna etmeye çalıştı. Bu tablo, Türkiye halklarının asla ve asla yararına değildir. Dış politikayı barış eksenine oturtması gereken Dışişleri Bakanı başka ülkeleri de silahlanma konseptine ikna etmeye çalışıyor. Diğer NATO üyelerinin savunma harcamalarını da elbette ki meşru görmüyoruz ama kişi başı gelirin 50 bin dolar olduğu Almanya gibi bir ülke ile kişi başı geliri 10 bin doların altında olan Türkiye'nin yaptığı harcamalar kendi halkları üzerinde aynı etkiyi göstermez. Türkiye, bu artırımın etkilerini çok daha ağır bir şekilde yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek. Unutmayın ki NATO'nun savaş makinelerine verdiğiniz her kuruş, bu halkın sağlığından, eğitiminden, çocuklarının geleceğinden çalınmış paralardır. Bu bütçede tekrar şahit olduk, silah üreticileri devlet kurumlarının ve toplumun denetiminden tamamen çıkarılıyor; bu sermaye gruplarının faaliyetleri millî çıkar mertebesine yükseltiliyor, onlara yönelik eleştiriler neredeyse vatan hainliği olarak etiketleniyor; bu şirketlerin çıkarları halkın ve ülkenin çıkarları olarak gösteriliyor. Millî Savunma Bakanlığının ve Savunma Sanayii Başkanlığının bu şirketlere ne kadar teşvik verdiğini yani halkın ödediği verginin ne kadarının belli şirketlere aktarıldığını bilmiyoruz.
Bölgesel barışın garantisi, daha fazla silahlanma değil daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük ve daha fazla dostane diplomatik ilişkilerdir. Bunu soyut bir tespit ya da temenni olarak da söylemiyorum. Avrupa devletleri yüzyıl boyunca silahlandı, savaştı, on milyonlarca insan yaşamını yitirdi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'nın dehşetini yaşadıktan sonra herkes çözümün savaşmakta değil ekonomik, toplumsal ve siyasal ilişkileri derinleştirmekte olduğunu gördü. Türkiye de başta komşu devletler ve halklar olmak üzere dış politikasını eşitlik ve hukuk temelinde dostane diplomatik ilişkiler kurarak yürütmelidir. Dünyanın ve bölgemizin güvenli geleceği savaş, emperyalizm ve hegemonyacılıkta değil halkların eşitliği temelinde kurulacak yeni bir enternasyonaldedir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)