| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 2'nci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 28 |
| Tarih: | 10.12.2025 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Değerli milletvekilleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının bütçesi görüşmelerinde yapacağım konuşmamda Türkiye'nin demir yoluna bakışına dikkat çekmek istiyorum çünkü demir yolu bir ülkenin kalkınma tercihini gösteren stratejik bir damardır. Bir devlet demir yoluna nasıl bakıyorsa sanayi politikasına, bölgesel eşitsizliklere ve dış ticaret vizyonuna da öyle bakıyor demektir. Osmanlı döneminden 4.138 kilometrelik demir yolu devralan cumhuriyet, ilk yıllarında ve savaştan çıkmış bir durumdayken dahi yalnızca on beş yılda 3.302 kilometre yeni hat inşa etmiş, pek çok hattın temelini de o dönemde atmıştır. İktidarınızda ise 2002'den 2025'e, bütçeleri katlaya katlaya büyüttüğünüz yirmi üç yılda ancak 2.971 kilometre yeni hat inşa edebildiniz. Cumhuriyetin ilk yıllarında demir yolu ekonominin omurgası kabul edilmekteydi, Anadolu'yu birbirine bağlayan, üretimi limanlara ulaştıran, yoksul vilayetleri merkeze yaklaştıran millî bir proje olarak görülmekteydi ancak 1950'den sonra demir yolu geri plana itilmiş, ulaştırma dengesi kara yoluna kaymış, ülke akaryakıta ve dış bağımlı modellere mahkûm edilmiştir. Bugün elimizdeki tablo, bu tercihlerin bedelini yüksek lojistik maliyetler ve bölgesel gelişmişlik farkları olarak karşımıza çıkarmaktadır.
Değerli milletvekilleri, 2026 yılı bütçesinde kara yolundan demir yoluna doğru gördüğümüz yönelimi yerinde ancak geç kalmış bir tercih olarak görmekteyiz fakat geçmediğimiz köprülerin, uçmadığımız havalimanlarının, yatmadığımız hastanelerin garanti ödemeleriyle oluşan kötü tecrübeyi düşününce bu yaklaşımın yeni bir rant ve oyalama başlığına dönüşmeden hızlı somut sonuçlar doğurmasını beklediğimizi özellikle vurguluyoruz.
Bu ülkenin kalkınma hafızasında demir yolu vardır. Elbette köprüler, otoyollar, tüneller gereklidir, itirazımız bunlara değildir; itirazımız, demir yolunun bu bütünün içinde yeterince güçlü bir öncelik hâline getirilmemesidir.
Bugün demir yolunda potansiyelini kullanamayan bir tabloyla karşı karşıyayız. Hızlı tren projeleri konuşulurken, Türkiye'nin kapsamlı bir demir yolu ağına kavuşabilmesi için daha cesur bir bütçe ve daha net bir stratejiye ihtiyaç vardır.
Trabzon örneği bunun en somut göstergelerinden biridir. Trabzon, cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana demir yolunu gündeminde tutmuş ancak bir türlü rayların ulaşamadığı bir şehir olarak kalmıştır. Erzincan-Trabzon demir yolu hattı için yıllarca bölge halkı oyalanmış, "Geldi." "Geliyor." "Projesi ihale edildi." "Projesi ihale ediliyor." derken rota şimdi Samsun-Sarp hattına çevrilmiştir. Buradan soruyorum: Güzergâh oyalaması gibi görünen demir yolu politikanızda Karadeniz'i uluslararası bir koridora dönüştürecek omurga hat hangisidir? Bu tercih neye göre değiştirilmiştir? Gerçekten fizibil olan, yük ve yolcu potansiyeliyle, limanlarla, lojistik merkezlerle entegre edilmiş proje hangisidir?
Orta Koridor'u, Bakü Hattı'nı, Zengezur Koridoru'nu konuşmaktayız. Türkiye'yi demir yollarıyla, Asya'ya, Türkistan coğrafyasına bağlamaktan söz ediyorsunuz. Peki, haritayı önümüze koyduğumuzda Trabzon Limanı'nı bölgenin ihracat ve lojistik gücünü merkeze alan bütüncül bir Karadeniz demir yolu stratejisini bu bütçede göremiyoruz. Kalkınmanın yolu demir yolundan geçer; o nedenle, yurdumuzun her bir noktasında bu konuda atılacak adımların ivedilikle atılmasını ve demir yolu yatırımlarının planlı bir millî kalkınma hamlesine dönüşmesi gerektiğini vurguluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)