GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:27
Tarih:09.12.2025

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Ben de bugünkü görüşmelerini yaptığımız Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve ilişkili kuruluşların bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum.

Bugün Ankara Milletvekilimiz Sayın İdris Şahin oldukça tafsilatlı bir şekilde Grubumuzun...

(Uğultular)

VELİ AĞBABA (Malatya) - Ses yok, ses, Sayın Başkan. Böyle ses olur mu Sayın Başkan? Muhalefetin sesini kısamazsınız Sayın Başkan.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ses yok, ses. Hayır, gerçekten duyulmuyor ya.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Şu anda nasıl? Ses mi yok, gürültü mü var; hangisi acaba? Mikrofon bu kadar, daha fazla gelmiyor, Başkanım, sabit; ben de gidemiyorum, koltuk da sabit.

Süreyi yenileyebilir miyiz?

Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Ben de bugün görüşmelerini yaptığımız bütçelerin hayırlı olmasını diliyorum.

Ankara Milletvekilimiz Sayın İdris Şahin bugün, tafsilatlı bir şekilde, görüşülmekte olan bütçelerden özellikle Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi, Sayıştay ve benzeri kurumlar hakkında değerlendirmelerimizi paylaştı. Ben de bu kısa süre içerisinde birkaç konuya değinmek istiyorum.

Tabii, Adalet Bakanımız Sayın Yılmaz Tunç bizim, kişiliğini, ahlakını, mütevazı yaşamını ve hukuka dair görüşlerini yakından bildiğimiz bir arkadaşımız ama gerçekten, özellikle hukuka olan güvenin bu kadar azaldığı, yargının bu kadar tartışıldığı bir dönemin kendisinin Bakanlığı dönemine de denk gelmiş olmasının kendisi adına üzüntü verici bir şanssızlık olduğunu ifade etmek istiyorum. Birtakım konularda belki kendisinin dışında bazı işler dönüyordur, birtakım konularda belki kendisi bugün alacağı notlarla daha etkili müdahalelerde bulunulabilir. Ben de birkaç konuya dikkatini çekmek istiyorum.

Sayın Bakanım, dün de ifade ettim, geçen yıl ekim ayında başlayan yeni süreçle birlikte toplumun tamamında Türkiye'nin yeni bir yola girdiği ve bu yolda daha fazla hukuk, adalet, demokrasi, özgürlük ve özellikle çok seslilik içerisinde kendi kronik sorunlarına çözüm aradığına dair bir kanaat vardı ama bu süre içerisinde -hızlıca şöyle birkaç konuyu hatırlatmak istiyorum- sadece son bir yılda yaşadığımız olaylar, kayyum atamaları, İBB soruşturmalarının usulleri, özellikle cezaevi nakilleri, hasta hükümlü-tutuklular, gözaltı, tutuklamalar ve bunların bir cezalandırma aracına dönüştürülmesi, Ayşe Barım, Fatih Altaylı, Murat Çalık gibi tutukluların sağlık durumu ve maruz kaldıkları yargılama usulleri, Kent Uzlaşısında yaşananlar, Hüseyin Kocabıyık'ın Ankara'da gözaltına alınıp tutuklanması, akademisyen Emrah Gülsunar, Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ ve emekli asker Orkun Özeller'in tutuklanması ve son olarak bunlara Furkan Bölükbaşı olayı eklendi. Şimdi bütün bunlara baktığımızda şunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz ki: Sürecin ve dönemin ruhuna aykırı bu işlemler tek bir merkezden, tek bir yargı çevresinden, tek bir başsavcılıktan yürütülmektedir. Biz, kendinde özel bir misyon gören birtakım başsavcılıkların, birtakım mahkeme başkanlarının ya da özel güçlerle donatılan ya da yol verilen kişilerin başına sonra hangi itibarsızlık durumunun geldiğini çok iyi biliyoruz. Bu arkadaşlarımıza Nusret Demiral'ı, Zekeriya Öz'ü, Salim Başol'u, Sabih Kanadoğlu'nu hatırlatıyorum. Bunların hiçbirini bugün toplum hayırla anmıyor. Bunların hiçbiri yarın cenazesi kaldırılacak olsa arkasından Fatiha okuyacak doğru dürüst insan bulamayabilir. Kendinde özel bir güç vehmedip toplumun tamamını karşısına alıp hak, hukuk, adaleti bırakınız, kanunlarla tanımlanmış temel güvenceleri dahi yok sayan yargı mensupları bir geriye dönüp baksınlar. Şimdi, ortada şöyle bir tablo var: Bu saydığım bütün soruşturmalar İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve yargı çevresinde yürütülüyor. Ankara'da Cumhuriyet Başsavcılığı yok mu? İzmir'de yok mu? Konya'da yok mu? Bu soruşturmaların bir benzeri -neredeyse hiçbiri- buralarda yürütülmüyor mu? Ortada 2 ihtimal var; ya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı işgüzarlık yapıyor ve HSK buna göz yumuyor, siyasi irade sırtını sıvazlıyor ya da bu diğer bütün başsavcılıklar görevini yapmıyor, hepsini görevden alın. Bu çelişkinin bir şekilde ortadan kaldırılması lazım Sayın Bakanım. Bu konudaki bir kararın tabii ki takdirinizi aşacağının farkındayız ama biz de sesimizi size duyurabiliyoruz, biz de isyanımızı size iletebiliyoruz, sizin de bunu başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere, ilgili yerlere ileteceğinize olan inancımız tamdır.

Sayın Bakanım, 7 Ekim 2023'ten sonra İsrail'de bir soykırım başladı. Dışişleri Bakanımız da buradayken birlikte bu soruyu ikinize birlikte sormuş olayım. 2 binin üzerinde, Netanyahu ve savaş kabinesi hakkında yapılmış suç duyurusu var insanlığa aykırı fiiller ve savaş suçlarından dolayı. Uzunca bir süre sanki bu konularda Türk savcılıkları yetkili değilmiş gibi davranıldı hâlbuki yetkiliydik. Hani başta Uluslararası Ceza Mahkemesine de müdahil olamayacağınız söyleniyordu, sonra müdahil olduk ya, şimdi, bu adamla ilgili iki yıldan sonra ilk defa bir işlem 8 Kasım 2025'te yapıldı. Ben, sevgili arkadaşlarım, milletvekillerimiz izin verirse -siz Sayın Bakanlarımızı değişik vesilelerle sık sık görüyorsunuz- Sayın Dışişleri Bakanımız ile Sayın Adalet Bakanımıza aynı anda sormak istiyorum: Soykırımcı Netanyahu hakkında ve savaş kabinesi hakkında 2 binden fazla yapılmış suç duyurusu yirmi beş ay niçin bekletildi? Bunda murat neydi, bunun hikmeti neydi? Söyleyin de içimiz soğusun. Tam yirmi beş ay boyunca 2 binden fazla suç duyurusu hasır altı yapıldı.

Sayın Başkanım, bir başka konu, hukuk fakültelerinin durumu. Bakınız, AK PARTİ döneminde yapılan ciddi yanlışlardan biri her özel üniversiteye bir hukuk fakültesi vermek oldu. Bir profesörün diplomasını kapıya astılar, dönem dönem hiçbir sınırlamaya tabi olmadan öğrencilere hukuk fakültesi kabulü yaptılar, çok ciddi paralarla diplomalar dağıttılar. Biz bunun etkisini nerede görüyoruz? Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı'nda görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Bakanım, mutlaka YÖK'le birlikte oturmalı, belirli yeterlilikleri taşımayan hukuk fakültelerinin kapanması kararını cesurca alabilmelisiniz. Bu kadar hukuk fakültesi bu ülkeye fazla, bu kadar hukuk fakültesi mezunu fazla. Mutlaka önünüze notlar geliyor. Çocuklar icra müdürlüğü sınavına giriyor, infaz koruma memurluğu sınavına giriyor. Yazıktır, bu ülkenin insan kaynağına yazıktır. Bu konuyu da ele almalısınız.

Sayın Sayıştay Başkanımıza aracılığınızla sormak istiyorum: Ben merak ettim, Sayıştayın tespiti nedeniyle -Sayıştayın tespiti, bakın, bizim iddialarımız demiyorum- kamu zararı görülen durumların bir, raporlarını; iki, daire kararlarını; üç, temyiz mercisi kararlarını incelemek istiyorum. Sayın Başkanım, internet sayfamızda böyle bir veri yok. Danıştayda var, Anayasa Mahkemesinde var, Yargıtayda var; sizde yok. Neyi saklıyorsunuz, kimden neyi gizliyorsunuz? Eğer Sayıştayın tespitlerine göre bir kişi kamu zararı göstermişse, yetimin hakkını yemişse, beytülmale el uzatmışsa niçin bunları koruma altına alıyoruz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen,

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Niçin bu kararları, bu raporları kamuya açık hâle getirmiyoruz?

Sürem sıkıştı, 2 konuyu da Sayın Bakanıma arz etmek istiyorum.

Suriye'yle ilgili 2 konuda Türkiye'nin tam kapasitesini kullanmadığı yönünde bir kanaat var. Birincisi: Lazkiye, Süveyda'dan sonra Hama'da Alevilere yönelik saldırılarda Türkiye'nin daha aktif bir rol almasını bekliyor insanlar ve burada söylem olarak da sanki geride kalıyoruz.

İkincisi: 10 Mart anlaşmasını destekliyoruz ama uygulamasını sanki, başta Amerika olmak üzere İngiltere, Fransa'nın inisiyatifine terk etmişiz. Biz burada daha etkin rol alıyor muyuz? Almıyorsak bizi bilgilendirir misiniz? Bu konuda, kamuya açık alanda yeterli bilgi yok.

Son olarak birkaç konu daha vardı ama bu, Gazze'ye asker gönderme mevzusunda bizi daha detaylı olarak hem plan hakkında hem de Mehmetçik'in Gazze'de bulunma ihtimali hakkında bilgilendirebilir misiniz?

Teşekkür ediyorum.