GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:27
Tarih:09.12.2025

DEM PARTİ GRUBU ADINA ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Ben öncelikle, zindanlarda esir tutulan tüm yoldaşlarımızı ve değerli halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz hafta içerisinde bildiğiniz üzere on birinci yargı paketi görüşüldü. Yargı paketinin görüşülmesine birkaç gün sonra Genel Kurulda devam edecek. Pakette birçok şey yoktu. Mesela, en başta Covid düzenlenmesinde yine siyasi tutsaklar, politik tutsaklar hukukun dışına itildi, yine başka düzenlemelere de yer verilmedi. Ben burada zaman dar olduğu için sadece birkaç tanesine değineceğim ve toplumun acil olarak beklentisini ortaya koyduğu birkaç sorunu iletmiş olacağım.

Birincisi, Türk Ceza Kanunu'nun 158'inci maddesinde yer alan dolandırıcılık maddesinden kaynaklı oluşan mağduriyet. TCK'nin 158'inci maddesinde oluşan mağduriyet hakikaten her gün çığ gibi büyüyor. Geçen hafta Komisyonda yapılan görüşmeler esnasında Bakanlık tarafından bir istatistik paylaşıldı, Sayın Bakan Yardımcısı söylemişti, 291.379 adet dosyanın varlığından bahsetti ve bu noktada bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Ancak hâlihazırda önleyici noktada bir çalışma yürütülüyor olsa da mevcut düzende bu 291 bin dosyanın nasıl çözüleceği noktasında henüz bir pratik ortaya konulmuş değil, bu yönde ciddi bir mağduriyet var, bu mağduriyetin giderilmesi lazım.

Peki, bu mağduriyet nasıl gelişti, nasıl oluştu? Yoksullaşan, nefes alamayan yurttaşlar maalesef ki bir takım çetelerin ya da kişilerin eline düştü, hesaplarını, IBAN'larını kullandırdı. Peki, bu IBAN'larını kullandırmak hakikaten bir suç kastı barındırıyor mu? Açık söyleyelim, burada bir suç kastı yok. Burada sorgulanması gereken, toplumun neden yoksullaştığıdır, toplumun neden buna ihtiyaç duymuş olmasıdır. Asıl fail sorgulanmıyor, asıl fail yerine IBAN'ını kullandıran sorgulanıyor. Hâkimler doğru düzgün bir yargılama yürütmüyor, suç kastı üzerinde bir araştırma yapmıyor ama burada gençler, üniversite öğrencileri, 291 bin dosya üzerinden binlerce yurttaş ciddi manada mağdur ediliyor.

Pakette yer almayan diğer bir husus, disiplin affı meselesi. Bildiğiniz gibi, İnfaz Kanunu disiplin cezalarının tümü infaz edilip kaldırılmadıkça koşullu salıvermenin gerçekleşmeyeceğini düzenliyor. Tarafımıza her gün binlerce yurttaş, onlarca yurttaş ulaşıyor, eminim sizlere de ulaşıyorlardır. Disiplin cezalarından dolayı tahliye edilemeyen yüzlerce, binlerce yurttaşımız var. Açığa ayrılma, denetimli serbestlik uygulaması ve koşullu salıverme için iyi hâlli olmak gerekiyor ama iyi hâlli olabilmek için de yine iyi hâlli olmak gerekiyor çünkü iyi hâl kararı ortadan kalkmadan "iyi hâlli" değerlendirmesi maalesef ki söz konusu olmuyor. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Burada açıkça bir garabet var ve burada da idare gözlem kurullarının ya da cezalandırma noktasındaki diğer kurum üst amiri ya da disiplin kurulunun vermiş olduğu bu kararların gözden geçirilmesi, bu mağduriyetin de bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor.

Tabii, bu disiplin cezaları mağduriyetinde Kürtler, politik mahpuslar yine hariç tutuluyor. TMK'nin 17'nci maddesi üç hücre cezası alan kişinin hiçbir şekilde koşullu salıvermeden yararlanamayacağını söylüyor. Bakın, disiplin cezası infaz edilse dahi hiçbir şekilde koşulu salıvermeden yararlanamıyor. Buradan birkaç isim söyleyeyim: Mervan Demirtaş, Sami Geylani, Soncan Gedik, Vedat Bozkurt, Ferhat Önder; ilk akla gelen birkaç isimden sadece birkaçı. TMK aracılığıyla, hakikaten, yine Kürt'e yönelik bir ayrımcılık yapılıyor ve bunun da bir an önce çözülmesi lazım.

Yine yargı paketinde olmayan diğer bir konu -bunun da Sayın Bakan, tarafınızca dinlenmesini rica ediyorum- yine, yıllardır duymadığınız bir ses, KHK mağdurları. Yani bununla ilgili KHK mağdurlarının son zamanlarda yapmış oldukları açıklamalar var. Bununla ilgili bir istatistiksel çalışma da yürütülmüş. Ne diyorlar? Yüzde 99'u "OHAL Komisyonu adil işletilmedi." diyor "Adil yargılanmadık." diyor. "Suçu olmayan insanlar ihraç edildi." diyor bu insanların yüzde 89'u, yüzde 92'lik kısmı yasa veya af talebini dile getiriyor. Kamudan ihraç edilen binlerce insanın özel işlerde çalışması da bu süreçte engellendi. Bu süreç hakikaten KHK'liler için resmen bir sivil ölüm hâliydi ve hâlâ bu sivil ölüm hâli devam ettiriliyor.

Buradan bizler tekrar söylüyoruz, KHK'lilere ve barış akademisyenlerine uygulanan bu hukuksuzluğa derhâl son verilmeli, yasama da görevini yerine getirmelidir. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)