| Konu: | 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin 1'inci Tur Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 27 |
| Tarih: | 09.12.2025 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 10 Aralık İnsan Hakları Günü'nde Türkiye'de çok derin bir adalet ve eşitlik krizi yaşandığını birçok milletvekili dile getirdi. Eşit yurttaşlık yoksunluğundan toplumsal cinsiyet uçurumuna, sınıfsal yoksulluktan etnik ayırımcılığa, inanç topluluklarının görünmez kılınmasına, çocuk adalet sisteminin işlememesinden bölgesel eşitsizliklere, mültecilerin kırılgan hayatlarına kadar süren eşitsizlik sistemi... Bu derin eşitsizliğin en sert, en yakıcı biçimlerinden biri tüm politik, ekonomik, kültürel fay hatlarının toplamı olan, en çok eşitlik ilkesi diye sürekli ifade ettiğiniz ceza ve infaz sisteminde karşımıza çıkıyor. Türkiye'nin hiçbir zaman tam olarak eşitlik ilkesinin uygulanmadığı bir ülke olduğunu biliyoruz ama 2003 sonrasında mevzuata eklenmiş olan ceza ve infaz hükümleriyle yaratmış olduğunuz sistemin en önemli, en ayırımcı harcını sizin döneminizde siz kardınız. Siyasi nedenlere göre suç yaratımını, hedefli kitlelere dönük yaratılan cezalandırma sistemlerindeki ağır ceza yöntemlerini ülkenin yaratmış olduğu bu ayırımcılık sisteminin standardı hâline getirmeyi başardınız. Bu eşitsizlik hapishanelerde maalesef ki katmerlenerek sürüyor. Yüksek hapis cezası verirken adli mahpuslarda "1/2" iken siyasi mahpuslara dörtte 3 infaz uyguluyorsunuz. Bu da yetmiyor, denetimli serbestlik süreleri kısaltılıyor, açık hapishaneye ayrılma yönetmelikle engelleniyor, koşullu salıverme sürecinde de samimiyet, tasdik belgesi adı altında hukukta olmayan kriterlere bağlanıyor. İyi hâl ölçütü hukuki olmaktan çıkmış idare ve gözlem kurulları eliyle ideolojik uyum testine, paralel gölge yargılamalara... Yürütmüş olduğunuz bu ayrımcı sistemde hasta mahpuslara, engellilere, ağır hastalara, ileri yaştaki mahpuslara karşı bu eşitsiz uygulama maalesef ki hayatlarına mal olacak sonuçlar yaratıyor. Yine, infaz edilip kaldırılsa bile çok basit bir idari yaptırım olan disiplin cezaları, siyasi mahpuslar bakımından 3 hücre cezası, infazı üzerinden on yıl, on beş yıl geçmiş olsa bile otuz yıl olan bir mahpusun infazını otuz altı yıla çıkarabilecek kadar ağır sonuçlara sebep oluyor.
Anlatmakla bitiremeyeceğimiz bu ağır, eşitsiz, ayırımcı infaz düzenlemelerinin belki de en ağırı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının kendisi. 2004'te idam cezasını kaldırırken yerine idam cezasından daha ağır olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını getirdiniz. Bu hapis cezasının yaşam boyu süren bir imha rejimi olmasının dışında, tek kişilik hücre, günde yalnızca bir saat havalandırma, ayda bir defa on dakikalık telefon, sınırlı ziyaret ve tam bir izolasyon içerisinde hastalığında dahi infazına ara verilmeyecek bir düzen yarattınız.
Değerli vekiller, kamuoyunda o dönemden bugüne Öcalan yasası olarak bilinen, kişiye özel olarak getirilen bu düzenleme, yaşamının hiçbir döneminde özgür kalma umudu olmayan en az 4 bin mahpusun insanlık dışı koşullarda tutulmasına sebep oldu. Ancak bu mesele sadece Sayın Öcalan meselesi değildir. Sayın Öcalan için yaratıldı, doğru, ancak tüm bir toplumun özgürlük, hukuk, barış beklentilerinin rehin alınmasına yıllardır sebep oldu. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Toplumu da binlerce mahpusu da umutsuzluk rejimine mahkûm kıldınız. Bu konuda AİHM Öcalan, Gurban, Kaytan, Boltan kararlarında açıkça söyledi, ölünceye kadar infaz yani umut hakkının verilmemesini işkence ilkesine aykırı olarak tespit etti. Anayasa’nın 90'ıncı maddesine göre sizin bunu çoktan değiştirmeniz gerekirken Bakanlar Komitesinin üç ayrı tarihteki kararlarına rağmen, "Tecrite başvurmayın, umut hakkını uygulayın,25'inci yılı hedef alarak gözden geçirme mekanizması kurun." demesine rağmen bugün hâlâ bu düzenlemede sessizliğinizi koruyorsunuz. Her defasında eşitsizliği gidereceğiz diye yargı paketlerini ardı ardına getiriyor ancak yeni eşitsizlikler, adaletsizlikler üreten yargı paketi sistemi getiriyorsunuz. Türkiye'de infaz adaletinin en ağır, en karanlık meselesi olan... Toplumsal barış, çözüm ve hukuk devletinin gereği olan, sessizlikte... Ağırlaştırılmış müebbetteki sessizliğinizi... Bu bozuk terazinin onarılması bir yana şu anki bütçede yeni hapishanelere ve betona ayırdığınız kaynaklarla adaletsizliği yeniden üretiyor, halka hapishanenin yolunu gösteriyorsunuz. Ancak iktidarın bu tercihi karşısında bizler, halkların eşitlik, onur ve adalet talebinin yanında olacak ve bu bütçeye "hayır" diyeceğiz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)