GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Kızılayda skandalların bitmediğine, müdürlerin aldığı maaşlara, deprem nedeniyle Kızılaya yapılan yardım kolilerinin İsmailağa cemaatine bağlı Yavuz Selim Vakfına ait kaçak yurtlarda bulunmasına, Bursa'da Diyarbakır plakalı bir araca saldırı düzenlenmesine ve bunun sebeplerine, Hatay'da enkaz altından 8 cenazenin daha çıkarıldığına ve cezaevlerinde hukuksuz infaz yakma uygulamalarına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:6
Birleşim:84
Tarih:04.04.2023

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, Kızılay skandalları bitmiyor yani çadır satmalarından tutalım, müdür unvanlarının nasıl böyle bolca dağıtıldığına kadar her gün yeni bir haber çıkıyor. Yani dün ve bugün de basına yansıyan birkaç nokta var, hakikaten skandal demek bile az kalıyor. Mesela, müdürleri 50 bin TL maaş alıyormuş, yalnızca 1 personeli olan müdür varmış, daha da ötesi bazı müdürlerin çalışanı bile yokmuş yani bu haberi okumayanlar varsa mutlaka okusunlar.

Başka bir skandal, Kızılay yardımları İsmailağa cemaatine bağlı Yavuz Selim Vakfına ait kaçak yurtlarda bulunmuş ve bunlar görüntülenmiş. Bu görüntülerde, aynı zamanda bu Vakfın 10 ile 16 yaş arası sarık ve cübbe giydirilmiş çocuklara dinî eğitim verilen yurt olarak kullanılan binada Kızılaya ait yardım kolileri de görüntülendi. Şimdi, Kızılay Fatsa Şubesi Başkanı Adil Keskin bu haberi doğrulamış ve şöyle demiş: "Depoyu hatır gönül ilişkisiyle kullandık, herhangi bir sözleşmemiz yok." Şaşırdık mı? Hayır tabii. Kızılay çadır satıyor ama o paralarla bir depo kiralayamıyor, gidiyor Vakfa ait kaçak bir yurtta malzemeleri, depremzedelere gitmesi gereken eşyaları tutuyor. Şimdi, bu garip bir durum, bir de savunmaları şu: Kıyafetleri küflenmesin diye çıkarmışlar. Hemen bir mizansen yapıyorlar, gerçekten gıpta etmemek mümkün değil. "Niye kaçak yurdu tercih ettiniz?" sorusuna ise "Buranın yurt olduğunu biliyorduk ama kaçak olma durumunu bilmiyorduk." diyor ve devam ediyor, soruşturma dosyasına ilişkin ise "Gizlilik kararı var." deniliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Neden bu kadar uzun anlattım? Bir tarafında Kızılay var çünkü, yolsuzluklarla, depremzedelerin haklarını çarçur etmekle, her bir müdüre 50 bin TL maaş vermekle, çalışansız müdürlerle... Şimdi de İsmailağa cemaati gibi -bir çocuğun cinsel istismarı davasında bütün Türkiye tarafında duyulan- bir cemaatin kaçak yurdunda depremzedelerin malzemelerini taşıyorlar. Yatacak yeriniz yok diyorum, başka da bir şey demeyeceğim.

Şimdi, dün Bursa'da yine ırkçı bir saldırı oldu. Biliyorsunuz, Bursaspor-Amedspor maçında bir linç yaşandı, bütün Türkiye duydu ve dün de Diyarbakır plakalı, 21 plakalı bir araca taş ve sopalarla saldırı yapıldı, taraftarlar saldırı esnasında "Her zaman, her yerde en büyük Bursa." sloganları atmayı da ihmal etmediler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Peki, niye o linçten sonra bu saldırı oldu? Neden saldırı oldu tekrar? Çünkü Amedspor'a yapılanı tebrik ve teşekkürle karşılayan iktidar ortağı, aslında yeni saldırıları da azmettirmiş oldu. Teşekkür ve takdir edildi ya ırkçı saldırı, linç saldırısı, işte, dün de 21 plakalı bir araca saldırıldı. Bursasporlu taraftarların Amedspor maçı esnasında 90'lı yıllarda faili meçhul cinayetlerle özdeşleşen beyaz Toros ve Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın pankartını açtığını unutmadık. Fakat burada ne oldu? PFDK 9 maç seyircisiz oynama cezası verdi, Bursaspor ise yapılan ırkçı saldırıya sahip çıkarak cezanın vatansever taraftarlara verildiğini savundu. Vatanseverlik linçse biz vatansever değiliz, şiddetse değiliz. Vatanseverlik böyle nitelendirilemez, linç ve şiddetle nitelendirilemez, taş ve sopayla, dövmekle nitelendirilemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, Hatay'da enkaz altından 8 cenaze daha çıkarıldı, maalesef. İki ayın üzerinde zaman geçti ve hâlâ enkazdan cenazeler çıkıyor. Armutlu ve Gazi Mahallelerinde bu cenazeler çıkarıldı. Bu sadece ortaya çıkanlar ve maalesef, hâlâ depremzedeler enkazlar altında çok sayıda yakınlarının olduğunu söylüyorlar. Hâl böyleyken iktidar hâlâ temel atma derdinde. Hakikaten bu iktidarın ölüme de yaşama da saygısı yok, bunu söylemek istiyorum.

İnfaz yakmalarına dair çokça söyledik, bugün 2 örnek vereceğim izninizle. Yaşar Aslan, 16/12/2022'de tahliye olması gerekirken "İyi hâlli değilsin." diye üç ay infazı uzatıldı. Sebep ne diye karara baktım -karar elimde, isteyen Grup Başkan Vekillerine veririm- şunu demiş, uzun bir şey: "İşlemiş olduğu suça bakış açısı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - ...daha evvel disiplin cezası almış olması, Adalet Bakanlığına dilekçe vermesi, disiplin cezaları kaldırıldıktan sonra yeniden disiplin suçu işlememiş olması idare ve gözlem kurulunu ikna etmemiştir." Yani disiplin suçu işlese de suç, kabul edilmiyor; işlememiş, "Sen bizi kandırmak için disiplin suçu işlemiyorsun." demişler. Şu anda, bu... Artık gerçekten bardak çoktan taştı.

Başka birisi, yine aynı şekilde; kim? Mehmet Paksoy. "Tarafsız koğuşta kalmamak, örgütten bağımsız olduğuna dair irade ortaya koymama, aile dışında insanlarla mektuplaşma, örgütsel dil konuşma, intizamda bulunmama..." gibi sebeplerle... Bir de en gariplerinden biri: "Sanatsal veya edebî çalışma talebinin olmaması." Bu zorunluymuş, her tutuklu sanata ve edebiyata meraklı olmak zorundaymış. Demek ki böyle kanun çıktı, haberimiz yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bir de: "Manevi rehberlik birimi kurs eğitimine katılmama."

Sayın Başkan, özetle bu konuda şunu söylüyorum: Şu anda Türkiye cezaevlerinde yargısız infaz yapılıyor. Bu infaz öldürme anlamında değil -aslında öldürmeye de varıyor hasta mahpuslarda- yargısız bir şekilde, mahkeme kararı olmadan cezaevi idareleri, gözlem kurulları insanları üç ay, altı ay, bir yıl, iki yıl ve daha uzun sürelerle cezaevinde tutuyor. "Kaşının altında gözün var." "Yok efendim, bıyığın var." "Yok, sen edebiyatla niye ilgilenmiyorsun?" "Yok, sen niye disiplin suçu işlemedin?" Bu, korkunç bir durum hakikaten; bunu söylemekten vazgeçmeyeceğiz. Yargısız olarak bu insanları cezaevinde tutmaktan vazgeçin diyorum.

Teşekkür ediyorum.