GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 16 Mart Halepçe ve Beyazıt katliamlarının yıl dönümlerine, liseler arası futbol turnuvasında yaşanan olaylara, Türkiye'de ırkçılığın, faşizmin tekrar hortlatılmaya çalışıldığına, uluslararası çatı kuruluşlarının Kızılaya ilişkin açıklamalarına ve Kızılay yöneticilerinin kaç koltukta oturduklarının gündem olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:6
Birleşim:74
Tarih:16.03.2023

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün 16 Mart, Halepçe katliamının yıl dönümü. Kuşaklar boyu etkisi süren ama acısı hiç dinmeyen bir katliam. Saldırıda 5 bini aşkın Kürt katledildi, 7 bin ila 10 bin sivil insan yaralandı ve o kimyasal saldırıdan sonra Halepçe kentinde ve çevresinde birçok hastalık meydana geldi. Yapılan uluslararası araştırmalara göre, Halepçe'deki engelli doğum oranı Hiroşima ve Nagazaki'nin tam 5 katı.

Bu saldırı, o bölgelerde Kürt halkına, sivil nüfusa yapılan en büyük kimyasal silahlı saldırı olarak tarihteki yerini aldı. Nitekim, Irak Yüksek Ceza Mahkemesi, 1 Mart 2010 tarihinde soykırım eylemi olarak Halepçe katliamını tanıdı. Saldırı benzer şekilde birçok parlamentoda uluslararası insanlığa karşı suç olarak tanındı fakat her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisinde Halepçe katliamının bir soykırım olarak tanınması talebimiz ve tekliflerimiz, maalesef, gündeme alınmıyor. Biz bu yıl bir kez daha, Türkiye'de milyonlarca Kürt'ün yaşadığını ve bu soykırımın tanınmasını gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Halepçe'de yaşadığımız katliamı, soykırımı unutmadık. Yıllarca Kürt halkı elma kokusundan ürktü. Bu, unutulması mümkün olmayan bir katliam. Yaşamını yitirenleri saygı ve minnetle anıyorum.

Yine, Beyazıt katliamı 16 Martta fakat Halepçe'den on yıl önce meydana geldi. 16 Mart 1978'de, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde düzenlenen bombalı saldırıda 7 öğrenci yaşamını yitirdi, 41 öğrenci de yaralandı. Tabii ki dosya her zamanki gibi cezasızlığa terk edildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Emniyet arşivinde bulunan 7 Mart 1978 tarihli bilgi notu katliama engel olmadı -tıpkı Suruç gibi, Ankara katliamı gibi- ve bu not aslında dikkate alınsaydı bu katliam gerçekleşmeyecekti. "Beyazıt Meydanı komünistlere mezar olacak." sloganları, çok önceden haberi verilen ve faillerinin yıllarca araştırılmadığı planlı bir katliam olarak belleklerimizde hâlâ saklı. Katliamda yaşamını yitiren 7 öğrenciyi saygıyla minnetle anıyorum ve tıpkı diğer olaylar gibi bunun da üstü örtülmemeli tabii ki.

Şimdi, Bursa'da dün bir "Nazi selamı" gündeme düştü. Amedspor'a yönelik ırkçı saldırı, linç girişimleri hâlâ hafızalarımızda tazeliğini korurken bu sefer, liseler arası futbol turnuvasında Üsküdar Amerikan Lisesi oyuncuları, gol sevinçlerini Ulus Özel Musevi Lisesi oyuncularına topluca Nazi selamı vererek kutlamışlar, topluca hem de yapmışlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Türkiye Yahudi toplumu ve veliler bu olayı doğruladı. Üsküdar Amerikan Lisesi Müdürü bir açıklama yaptı ve Nazi selamını yanlış bir hareket olarak tanıdı ve "Propaganda olması suçtur, gayriinsanidir." dedi. Bu yetersizdir. Hem Amedspor'a yapılan ırkçı saldırı hem liseler arası bir turnuvada Nazi selamıyla Türkiye'de ırkçılığın, faşizmin tekrar hortlatılmaya çalışıldığını ve iktidarın kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı ve Kürt düşmanlığı politikasının aynı zamanda diğer kimliklere yönelimi de sağladığını önemle belirtmek istiyoruz. Irkçılığın sonuna kadar karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz.

Sayın Başkan, Kızılay gündemi bitmiyor tabii ki uluslararası alanda da yankısını duyuyoruz artık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Uluslararası çatı kuruluşları "Ticari faaliyetleri nedeniyle Kızılayı 'karşılıksız yardım yapan kuruluş' statüsünden çıkarmaya hazırlanıyoruz." diye açıklama yaptı. Evet, Kızılay, Uluslararası Kızılay ve Kızılhaç Federasyonunda gündem oldu. Bu, aslında bütün Türkiye için utanç verici, kabul edilemez bir tablo, maalesef; öyle. Bu durumda, tabii ki tüzüğünde yer alan ilkelere göre Kızılay, gönüllü sosyal hizmet kuruluşu olarak tanımlanıyor ve maalesef, Kızılay çadırları sattıktan sonra bu niteliği artık uluslararası anlamda da tartışma konusu oldu. IFRC ve Uluslararası Kızılhaç Komitesinde tartışma konusu olması çok tabii ki önemli bir gelişme ve umarım, Kızılay Başkanı Kerem Kınık hâlâ o koltukta oturmaya devam etmez ve bunların hesabını verir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Geçtik süreyi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bitireceğim Başkanım.

BAŞKAN - Peki, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ama umarım, o da Hatay Valisi gibi milletvekili adayı olmaz, taltif edilmez.

Son cümlelerim, Kızılay yöneticilerinin kaç koltukta oturduğu dünden beridir gündemde. Kerem Kınık'ın 12 koltuğu varmış, saymayacağım. Yine, Yönetim Kurulunda olmayan İlyas Haşim Çakmak'ın... 11 Kızılay şirketinin Yönetim Kurulu üyeleri de oldukça dikkate değer kişilerden oluşuyor. Hakikaten Kızılay 2'nci Başkan Yardımcısı Oğuz Can, mesela hem Kızılay Yatırım Holding hem Kızılay AR-GE ve Bilgi Teknolojileri Ticaret AŞ üyesi. Arpalık olarak kullanıyorlar, Kızılay artık Kızılay değil. Kızılayın bütün yönetiminin derhâl değişmesi gerekir diyeceğim ama demeyeceğim; 14 Mayıstan sonra bu halk değiştirecek, onlara gerekli dersi verecek.

Teşekkür ediyorum.