| Konu: | Depremlerde hayatını kaybeden Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili Yakup Taş'a, kardeşi Adıyaman Eczacılar Odası Başkanı Kemal Taş'a ve vatandaşlara, Tıp Bayramı'na, 109. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası'yla deprem bölgesine atanan sağlıkçıların sorunlarına, deprem sonrası AFAD'a ve Kızılaya, Süleyman Soylu'nun depremzedelerin ihtiyaçlarıyla ilgili açıklamasına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde ek ders ücretli çalışanların sorunlarına, staj mağdurlarına, deprem bölgesinde canla başla çalışan koruculara verdiği sözlere, bir yıl önce öldürülen Kıbrıslı iş insanı Halil Falyalı'nın Türkiye'de dikkat çeken ilişkilerine ve Yeniden Refah Partisinin AK PARTİ'den 6284 sayılı Kanun'un kaldırılmasına yönelik talebine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 72 |
| Tarih: | 14.03.2023 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
6 Şubat gününde yaşadığımız ve 7 Şubat gününde yaşadığımız depremlerden sonra ilk kez Genel Kurulda söz alıyorum.
Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekilimiz Yakup Taş'ı ve kardeşi -benim de kardeşim- Adıyaman Eczacılar Odası Başkanı Kemal Taş'ı kaybettik; Meclisimizden çok sayıda milletvekilimizin kayıpları var, milletimizin kayıpları var; herkese bir kez daha başsağlığı diliyorum ve böyle bir felaketin bir daha yaşanmamasını ümit ediyor, böyle felaketlerin yaşanacağını biliyor ama bu felaketlerin böylesine can almaması için tüm kamu görevlilerinin, Meclisin, tüm partilerin, yerel yöneticilerin üzerlerine düşen sorumluğu bir kez daha hatırlatmayı görev biliyorum.
Bugün -adı- Tıp Bayramı Türkiye'de modern tıp eğitiminin başladığı gün olarak kabul ediliyor ama ne ülkemiz bir bayram yaşayacak havadadır malum ne de sağlık çalışanları haklarına kavuşamadıkları, tehdit edildikleri, başka ülkelere göçe zorlandıkları, sağlıkta şiddetin canlarını aldığı ve sağlığın ticari bir faaliyet olarak görüldüğü bu süreçte bir bayram yaşayacak durumdadırlar. Ama bu olumsuzlukların ortadan kalktığı, sağlık emekçilerinin her birisinin haklarını aldığı ve meslek örgütlerinin şeytanlaştırılmayıp, hor görülmeyip meşru muhataplar olarak kabul edildiği yarınlar 14 Mayıstan sonra yakındır diyorum.
Tıp Bayramı vesilesiyle şunu da hatırlatmak lazım: Yeni mezun olanlar, uzmanlığını yeni almış doktorlar için zorunlu olan 109. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası'yla deprem bölgesine atamalar yapıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Atanan çok değerli sağlıkçıların on beş gün içinde başlamaları gerekiyor ama fiziki şartlar çok zor durumda; gencecik doktorlar çok ciddi sıkıntılar çekiyor, kadın doktorların yaşam alanları hazırlanabilmiş değil orada. Bu konuda Sağlık Bakanlığının üzerine büyük sorumluluk düşüyor, bunu hatırlatmak isterim Sayın Başkan.
Biraz önce değerli mevkidaşlarım değindi; deprem sonrası çok büyük bir problemi birlikte yaşadık. Devletin çöktüğü kurumların içinin boşaltıldığı; AFAD başta olmak üzere bu süreci yönetmesi gerekenlerin büyük bir koordinasyonsuzluk, büyük bir liyakatsizlik ve beceriksizlik içinde davrandıkları bir süreci yaşadık. 1999'da depremin 3'üncü gününde "Hâlâ çadır talebi var." diye rahmetli Ecevit'in kemiklerini sızlatanlar kendi yaptıklarıyla imtihan edildiler. Depremin 35'inci günü, hâlâ çadır lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama depremin 3'üncü gününde Kızılayın çadır sattığı ortaya çıktı. Bir tanesi, Türk Eczacıları Birliğine, sahra eczanesi açmak isteyen TEB'e tanesi 140 bin liradan 5 çadır sattı, Ahbap'a sattı, kimi bulduysa sattı. Şimdi, bugün ortaya çıktı ki Kızılayın Avrupa'nın en büyük çadır üretim tesislerinden olan Etimesgut'taki çadır fabrikası AKP'li Keçiören Belediye Meclis Üyesi Ali Gökşin'e kiralanmış. "Tuğba Çanta" adlı şirket Kızılayın üretip AFAD'a vermesi gereken çadırları orada üretip -18.830 çadırı- Tuğba Çanta faturasıyla AFAD'a satmış. "Pes!" diyoruz. "Yuh!" diyoruz. "Yazıklar olsun!" diyoruz. Tepkimizi dile getirecek laf bulamıyoruz. Yirmi yılın sonunda hepimizin göz bebeği Kızılayın getirildiği noktayı milletimize şikâyet ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yine, milletimize bir başka şikâyet Süleyman Soylu... "Nerede bu devlet?" sorusunun sorulduğu bu süreçte ilk başta gözlerin en çok aradığı kurum AFAD'dı, en çok aradığı Bakan Süleyman Soylu'ydu. "Ecevit bir hafta deprem bölgesine gitmedi." Yalanı... Ne yedi gün, yedi saat sonra valilik önündeki basın açıklaması var ki o dönem zatıaliniz de buna çok yakından şahit. Ama ilk üç gün sokağa çıkamayanlar, ilk on gün sokağa çıkamayan yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcıları, on iki gün sonra meydana çıkan Süleyman Soylu, şimdi 35'inci gün çıkmış gözümüzün içine baka baka diyor ki: "Kahvaltılık ürün yollayın, çay eksik, şeker eksik, büyüklere küçüklere terlik lazım, eşofman lazım." Sen ne iş yaparsın cancağızım!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yazıklar olsun depremin 35'inci gününde milletten çocuğa terlik, eşofman isteyen İçişleri Bakanına! Yazıklar olsun "Çay, şeker yok, onları yollayın." diyen İçişleri Bakanına! 115 milyar TL para toplanmış, depremzede çaya muhtaçsa, şekere muhtaçsa bu beyefendi orada ne iş yapıyor?
Ayrıca, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde ek ders ücretli çalışanlar vardı, onların sorunlarını anlata anlata dilimizde tüy bitti, hâlâ mağdurlar; bakın, yine, yatan maaşları 8.146 lira, brüt asgari ücret 10.008 lira. Yüz kere dedik, bu arkadaşlara kadro verin, ek ders parasıyla olunca asgari ücretin altında kalıyorlar birkaç ay sonra.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir de şimdi, Nurdağı ve İslâhiye'de çalışan personele ödül, plaket verilecek; isimleri toplanmış, listeden ek dersli çalışanlar, yine, orada çıkarılmış, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sosyologları mesela. Orada çalışan sosyolog gece gündüz çalışmış, onları yine ayrımcılığa tabi tutuyorlar. Bunu doğru bulmuyoruz
EYT sorunu çözüldü ama eksik çözüldü. Staj mağdurlarının mağduriyetini dile getiriyoruz. Normalde ana muhalefet refleksiyle Anayasa Mahkemesine götürmemiz lazım "eşitlik ilkesine aykırı" diye, yapmayacağız. Neden? Dokuz ay sonra ele alıyor, onun yerine iki ay sonra kanunu biz çıkaracağız Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Millet İttifakı olarak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Staj mağdurlarına sözümüz sözdür, CHP iktidara geldiği gün -muhalefette olsa Anayasa Mahkemesinde hakkınızı arayacak- Millet İttifakı olarak, bu sözü veren bugünün bütün muhalefet partileri olarak bu mağduriyeti ortadan kaldıracağız.
Yine, deprem bölgesinde korucuları gördük; canla başla çalıştılar, can kurtardılar. Onların da özlük haklarında, emeklilik haklarında çok ciddi sıkıntılar var. Enkaz başında söz verdim, onların da bu sorunlarını mutlaka çözeceğiz ve yine, korucuların sivil savunmada, deprem kurtarmada önemli görevler üstleneceği eğitimleri alacakları, ücretleri alacakları yarınların da sözünü kendilerine verdik.
Sayın Başkan, ben çok uzun süredir, yedi haftadır ilk kez söz kullanıyorum, onun için anlayışınıza sığınıyorum. 2 konu var, bir tanesi Halil Falyalı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Adı uyuşturucu ticareti, yasa dışı bahis, milyonlarca dolar kara para aklama ve şantaj arşiviyle anılan ve bir yıl önce öldürülen Kıbrıslı iş insanı Halil Falyalı'nın Türkiye'de dikkat çeken ilişkileri çıktı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Maksut Serim ile Dışişleri Bakan Yardımcısı -yanlış duymadınız- Yasin Ekrem, Halil Falyalı'nın yüzde 10 şirket ortakları ve bu şirketin kurulduğu gün 22 Aralık 2020 -öyle yirmi sene önce değil, iki sene önce- Halil Falyalı hakkında Türkiye'de yakalama kararı var ve 2 ortak Halil İbrahim Serim ve Yasin Ekrem Serim yüzde 10 ortak olmuşlar 11 milyonluk şirkete. Yasin Ekrem Serim şimdi nerede? Dışişleri Komisyonuna gelmiş, utanmadan sıkılmadan uluslararası anlaşmada Hükûmeti temsil ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim.
Böyle bir kokuşmuşluğa nasıl izin verilebilir? "Erdemliler hareketi" diye yola çıkılıp Cumhurbaşkanı Başdanışmanının, Dışişleri Bakan Yardımcısının, Halil Falyalı'nın ortak olduğu bir düzen nasıl savunulabilir? Gerçekten inanamıyoruz.
Son sözüm: Yeniden Refah Partisi AK PARTİ'ye gitti "6284'ü kaldır..." Ben Özlem Hanım'ın İstanbul Sözleşmesi'ndeki halis duygularını, gerçek mücadelesini biliyorum ama hep savunusu şuydu: "Ama 6284 duruyor." Şimdi gelmişler "Onu kaldıralım." diyorlar ve birileri, bazıları onlara susuyorlar, çıkıp da "Kadını koruyan bu kanunu elleyemeyiz." demiyorlar. Ben bu konuda en net cevabı Özlem Hanım'dan bekliyorum.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.