| Konu: | Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 69 |
| Tarih: | 07.03.2023 |
CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Cumhuriyetimiz yirmi yıldır sistematik olarak aşındırılıyor arkadaşlar. İşçinin, köylünün, memurun, emeklinin, işsizin alın terine çökmek için kurulmuş bir düzen hüküm sürüyor. 2016'da gayrisafi katma değer içinde emeğin payı yıllık yüzde 36'dan 2022'de yüzde 26'ya geriledi, gerileme 10 puan; emekçinin kursağından aldığınız lokmanın oranı. Geçmiş değerleri çarçur ederken geleceği satılığa çıkarmayı marifet bilen bir boyunduruk düzeni bu. Bu düzen halkımızın bütün demokratik tepkilerine copla, gazla, hakaretle cevap vermekten başka bir şey bilmeyen bir düzen. Statları, Twitter'ı susturabileceğini zanneden, konserleri yasaklayarak gençlerin özgürlük türküsünü bastırabileceğini zanneden bir aymazlık hüküm sürüyor. Pandemide iki maskeyi dağıtamıyor, orman yangınlarında uçak kaldıramıyor, depremzedelere çadır bulamıyor.
21'inci yüzyıldayız, depremin üzerinden bir ay geçmiş, çadırı olmayan, çadırını su bastığı için geceyi sokakta geçiren, "İçme suyu bulamıyoruz." diyen vatandaşlarımız var ve tabip odaları salgın tehlikesine karşı bütün herkesi uyarıyor. İktidara sesleniyorum: Umutsuzluk cehennemdir, siz bu halkın umutlarını çaldınız. Yıllarca yemeden içmeden para biriktirse bile ev, araba alamıyor insanlarımız; siz insanlarımızın hayallerini çaldınız. Bu ülkenin geçmişini özelleştirmelerle sattınız, geleceğini borçlandırmayla çaldınız. Ancak zaman değişim zamanı, zamanı gelmiş bir fikrin önünde hiçbir güç duramaz; çıkış ufukta belirmiştir.
Değerli milletvekilleri, yaralı bir toplum bu, yalnız bırakılmış bir toplum; kimseyi yalnız bırakmamak için geliyoruz; acısı olana, yaralı olana el uzatmaya ve iltifata tabi kılmaya geliyoruz; bu toplumu böyle onaracağız. Depremin ilk saatlerinden itibaren halkımız, canla başla hayata geçirdiği dayanışmayla bu topraklardaki kardeşlik mayasının geleceğin güven veren harcı olabileceğini gösterdi. O harcın üstünden ufkuna adaletin ülkesi olmayı koymuş büyük bir yolculuğun ilk adımını atacağız bu seçimde. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanlığı kalıcı bir baharın ilk meltemidir. Kesin olan şu ki eşitlik ve özgürlük kavgasında geri dönüşsüz bir adım atacağız ve yeryüzündeki cehennemin kapılarını kapatacağız. Diktatörlüğe seçimle son vereceğiz derken siyasetin halkımızdan çalmak için değil, halkımıza şifa olmak için yapılacağı bir geleceğin mimarı olacağız diyoruz. Her yer enkaz, sadece depremzedeler değil, yurttaşların büyük bir çoğunluğu temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor; ne barınıyor ne ısınıyor ne de doyuyor. Kimse işini yapamıyor, şehir planlamacıları evde oturuyor, yetenekli mimarlar, mühendisler ya işe alınmıyor ya KHK'li, doktorlarımızın bir kısmı başka ülkelerde. Bu ülkede işsiz bırakılanların, suçlu ilan edilenlerin büyük bir çoğunluğunun derdi yaşanabilir bir dünyayı kurmaktı; bitmedi o kavga, o dünyayı kurmak için geliyoruz.
"Buyurun dostlar, buyurun Halil İbrahim sofrasına.
Halat gibi bileğiyle, yayla gibi yüreğiyle
Çoluk çocuk geçindirip haram nedir bilmeyenler...
Alnı açık, gözü toklar buyursunlar baş köşeye,
Kula kulluk edenlerse ömür boyu taş döşeye.
Buyurun dostlar, buyurun Halil İbrahim sofrasına."
Değerli milletvekilleri, vergi affına ilişkin kanun teklifini görüşüyoruz. "Hiçbir sorun onu yaratan bilinç düzeyiyle çözülemez." Einstein'ın bu sözüyle başlamak istiyorum çünkü içinde bulunduğumuz pek çok soruna neden çözüm üretemediğimizi çok iyi açıklıyor bu söz. Değerli arkadaşlar, sorunların yaratıcısı olan iktidar bu sorunları çözemez. Vergi ve SGK borçlarının yapılandırılacak olması günümüz ekonomik koşullarında esnaflarımız için hayati ihtiyaç olmasına rağmen önceki yapılandırma sonuçlarına ilişkin gerçekleşmeler nedir? Kaç mükellefin hangi vergi türünden ne kadar borcu vardır? İçinde bulunulan ekonomik koşullar böyle bir teklifin uygulanabilmesi için ne ölçüde mümkündür? Bu soruların yanıtı yoktur. Gerçekten ödeme güçlüğü çekenlere destek olunmalı, ödememeyi alışkanlık hâline getirenlere değil; bunun ayrımı teklifte yapılabiliyor mu, o da belli değil. Pandemi sürecinden çıkan ve kendini ekonomik kriz içinde bulan, yüksek enflasyon nedeniyle kiralarını bile ödeyemez hâle gelmiş mükellefler için böyle bir yapılandırma elbette yapılır, yapılmalıdır da ve destekliyoruz ama bir de madalyonun bir diğer yüzü var; o da vergisini düzenli ödeyen mükellefler. Yok hâliyle bir yerlerden bulup buluşturup, gerekirse kredi çekip vergisini düzenli ödemeye çalışan vatandaşın ne kabahati var? Amaç eğer düzenli vergi ödemeyi teşvikse düzenli ödeyenlere yönelik de bir düzenleme yapılmalıdır. Pekâlâ, bu teklifte var mıdır? Hayır. Her zaman olduğu gibi arkanızda mağdurlar yaratmadan bir işi çözme yetiniz yok, "Elinizi cebinize atın, son kalan paraları da verin." denilmekte âdeta.
Konu esnafsa özellikle sormak istiyorum, komisyonda da sordum, cevap alamadık: Bundan önceki yapılandırma kanunlarında BAĞ-KUR'lu esnafın durdurulan sigortalılık süresi ihya edildiği hâlde bu yapılandırma kanununda bu düzenlemeye neden yer verilmedi? Muğla'da bir esnaf diyor ki: "1 Mayıs 2021 tarihinden sonra çalışmaya devam ettiğimiz için geçmişteki borçlarımız donduruldu ve sigortalılığımız durduruldu. Borçlarımız eğer yeniden yapılandırılırsa 9000 gün prim ödeme süremizi doldurup EYT'ye girebileceğimiz hâlde bu borçlar yapılandırma kapsamına alınmadığı için EYT kapsamına giremiyoruz. Bu konuda niçin bir düzenleme yok?" Cevabı şu: İktidarın bu durumda olan esnafların maalesef EYT kapsamına girmelerini istemedikleri içindir.
Değerli milletvekilleri, deprem bölgelerinde esnaf ve sanatkârlarımızı yeniden ayağa kaldırmak ve ticari hayatı canlandırmak için iş yerlerine hasar durumuna göre hibe desteği verilmelidir, kredi değil. Öte yandan, esnaf ve sanatkârlarımız şu anda iş yapamadığı için mevcut borçlarını da ödemeleri mümkün değil. İş yerleri yeniden faaliyete geçinceye kadar, kredi ve kredi kartları başta olmak üzere, esnafımızın BAĞ-KUR ve SSK gibi mevcut borçları en az iki yıl süreyle faizsiz ötelenmelidir. Deprem bölgesindeki esnafın emeklilik ve ilaç hakkı dâhil tüm sağlık hizmetlerinden faydalanabilmelerine imkân sağlayacak uygulamalar acilen hayata geçirilmelidir. Ayrıca, depremde yıkılan iş yerleri sadece binalarla sınırlı değil. Esnafımızın iş yerleri olan ticari araçların da büyük kısmı enkaz altında kalarak ya tamamen hurda oldu ya da kullanılamaz hâle geldi. Sadece depremde yıkılan binaları kapsayan değil, enkaz altında kalan ticari araçları da hesaba katmalı, bu araçları yenileme kolaylıkları sağlanmalıdır. Bu araçların motorlu taşıt vergisi, trafik cezası ve muayene borçları silinmelidir. Aracı enkaz altında kalan esnaflarımıza ÖTV'siz ve KDV'siz araç satın alma imkânı sağlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, 22'nci maddeyle ilgili dikkatinizi çekmek istiyorum bir düzenleme yapılması ihtimaline önceden imkân vermek açısından. 22'nci maddeyle büyükşehirlerde mahalleye dönüşen köy ve beldelere önceden sağlanmış olan bazı ayrıcalıkların süresi 2022 sonundan, 2025'in sonuna uzatılıyor. Muğla'dan bir örnek vereyim: Gözde turizm mekânlarının bulunduğu Ortaca'da Sarıgerme Mahallesi: 2021'de 674 nüfusa sahip mahallemizde 5.500 kapasiteli 8 beş yıldızlı otel ile 20'den fazla turizm işletmesi bulunmaktadır. Bu tarz yerleşimlerin gerçekten köy niteliğinde olan yerleşimlerle aynı kefeye konularak bu yerleşkelerde indirim ve muafiyet uygulanması gerçek köylüye zül niteliğindedir. Muğla ilinde tüm ilçelerde kırsal mahalle tespitleri tamamlanmıştır. Kırsal mahalle ve kırsal değişik alan uygulamalarını tamamlamış olan büyükşehirler kapsam dışında kalacak şekilde bu madde yeniden düzenlenmelidir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.