GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 6 Şubatta 11 kenti doğrudan etkileyen depreme, Mersin Milletvekili Hacı Özkan'ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelere, Cumhurbaşkanının depremle ilgili ilk açıklamalarına, AFAD'ın ve Kızılayın deprem bölgesinde olmadığına, iktidarın bu süreçteki tutumuna, Kızılayın insanlık suçu işlediğine, Cumhurbaşkanının Adıyaman'da para dağıtmasına ve asrın felaketinin ne olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:6
Birleşim:66
Tarih:28.02.2023

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben de öncelikle 6 Şubatta meydana gelen depremde yaşamını yitiren tüm yurttaşlara Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı diliyorum ve yaralılara acil şifalar dileğimi paylaşmak istiyorum.

Evet, 6 Şubat sabahı bir kıyamete uyandık hepimiz ve 11 kentti doğrudan, çevre illeri de kapsayan bu depremde çok büyük bir yıkım yaşandı. Son söyleyeceğimi ilk başta söyleyeyim: Evet, ilk kırk sekiz saatte, bazı yerlerde ilk yetmiş iki saatte arama kurtarma çalışması yoktu. İnsanlar, binler, on binler, yüz binler enkaz altındaydı; aç, susuz ve sokakta. En korkuncu da -bire bir bütün deprem bölgelerine gittim, tanıklık ettim- insanlar sesini duydukları yakınlarını kurtaramamanın verdiği büyük bir acı içinde kıvranıyordu.

Demin gündem dışında AKP'li hatip şöyle bir cümle kullandı "Dünyada eşi benzeri olmayan bir deprem." dedi. Ya, bilerek konuşsunlar, bilmeden konuşmasınlar. Eşi benzeri olmayan bir deprem değil ama neyin eşi benzeri olmadığını söyleyeceğim birazdan. Şili'de 9,5; Sumatra'da 9,3; Alaska'da 9,2; Japonya'da 8,9 depremlerini gördü dünya ve bunlar tarihin en büyük depremleridir ama Türkiye'deki gibi bir yıkım ve can kaybı yaşanmadı. İktidar ne yaptı? İki gün sonra sahaya indi. Sahaya inmeden konuşan Cumhurbaşkanı ilk cümlesinde "OHAL ilan ediyorum." dedi. Depremde ilk söylenmesi gereken oymuş demek ki. Ve bu kıyımı, bu korkunç katliamı kader planına bağladı. Yıkılan binalar bir kader planı değil, rantçı düzenin bir sonucu olarak önümüzde duruyor. Yolsuzluğa izin verdiniz, rant uğruna her yeri imara açtınız, müteahhitleri zengin etmek için binaların sağlamlığını denetlemediniz, iktisadi bekanız uğruna insanları öldürdünüz. İşte, bu cinayetler için istifa edeceksiniz, hesap vereceksiniz.

İnsanlar yardım bekliyordu ama ne AFAD vardı ne KIZILAY. "Her şey kontrol altında, her yere ulaşıldı." diyen AFAD Başkanının utancı ayaktaki binalarda hâlâ asılı duruyor ve yardım için gelen yurt dışı ekiplerini organize edemediniz, içeriden gidenleri de engellediniz. Ekipler başlarına gelenleri anlatıyorlar, bunu diğer konuşmalarda anlatacağız mutlaka, rehin bile tutulmuşlar ya. 90 ülkeden gelen yardım ekipleri var. Tarihin en büyük yardım organizasyonları yapıldı ama Türkiye bunu nasıl karşıladı, hepimiz biliyoruz. İktidarın iş bilemezliği falan değil bu, bu kötü niyet, kasıt var burada ve iktidar yardım için tüm kurumları seferber etmek yerine, enkaz altındaki insanları kurtarmak yerine Twitter'ı engelledi, yasakladı, onların üzerine toprak attı. Kurtarılmayı bekleyen insanların üzerine toprak attınız, öldürdünüz. Kaybedilen her saniyenin hesabını vereceksiniz.

Sahaya inen iktidarın o yıkımda gördüğü tek şey enkaz kaldırma ve inşaat ihaleleriydi. O büyük yıkımı kutularınıza dolduracağınız paralar olarak gördünüz, bu yüzden hesap vereceksiniz. Evet, Kızılayın halk soğuktan donarken ellerindeki çadırları ve gıdaları Ahbapa sattığını öğrendik. Bütün dünya dehşetle bunu aslında izliyor; halkın bağış yaptığı paraları başka bağış yapılan bir kurum aracılığıyla halktan çalmayı tercih ettiniz. Evet, Kızılay çadır satıyormuş, yurttaşlara vermesi gereken yiyecekleri de satmış, verdiğimiz kanları da satmış. Kan satan bir Kızılay var karşımızda; asrın felaketinin başına dükkân açmış, ticaret yapmış ya. Kızılay bir insanlık suçu işlemiştir; vatan, millet, ticaret. İşte Kızılayın yaptığı, AKP iktidarının yaptığı budur. Hesap vereceksiniz, istifa edin.

Bu inanılmaz insanlık dışı faaliyetleri hiç yüzleri kızarmadan anlatıyorlar. Bunu yapanlar istifayla, görevden almayla kalmamalı, cinayetten yargılanmalıdırlar. O çadırlar olmadığı için evlerine girmek zorunda kalanlar öldüler. Yatacak yeriniz yok, istifa etmek yetmez; halk düşmanlığından, cinayetten yargılanacaksınız.

İnsanlar bir araya gelmesin diye eğitime ara verip üniversiteleri on-line yaptılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Şimdi, şu anda da ne yapıyorlar biliyor musun? Hâlâ çadır ihtiyacı var, hâlâ insanlar enkazlarla birlikte süpürülüyor ve insanlar bu iktidarın gerçek yüzünü gördü.

Evet, bir de "Hakkınızı helal edin." diyorlar ya, hiç helallik istemeyin. Kan parası mı veriyorsunuz? Dün Adıyaman'da para dağıttı Cumhurbaşkanı ya. Ben izlerken utandım, hakikaten canım yandı, depremde on gün geçiren biri olarak bunu söylüyorum. İsias Otel'in altında can verenler hakkını helal etmiyor; çadırsız, evsiz, ailesiz kalan çocuklar hakkını helal etmiyor; Kızılayın halktan topladığı paralarla, bağışlarla yaptığı çadırları sattığını gören halkımız hakkını helal etmiyor; enkaz başında kepçe bekleyen, sesini duyduğu hâlde yakınını kurtaramayan insanlar hakkını helal etmiyor; soğuktan donan, donarak ölenler haklarını helal etmiyor; kefensiz gömülenler haklarını helal etmedi, etmeyecek; hiçbirimiz hakkımızı helal etmiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son sözlerinizi alayım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Hesap vereceksiniz, bu halka hesap vereceksiniz.

Son olarak "Asrın felaketi." diyorlar ya; aslında asıl asrın felaketi, asrın rezaleti, asrın katliamı bu iktidarın tutumudur. Bu asra damga vuran bir şey varsa işte bu katliam, bu cinayetler ve bu insanlığa karşı suçlardır. Yaşadığımız asırda maalesef bunları da gördük.

Tekrar herkese başsağlığı diliyorum -yaşamını yitirenlerin ailelerine- ve geçmiş olsun dileklerimi paylaşıyorum.

Teşekkür ediyorum Başkan.