| Konu: | Türk Eczacıları Birliğinin 67'nci kuruluş yıl dönümüne; eczacıların, gelir uzmanlarının, özel okul öğretmenlerinin, emeklilerin, uzman çavuşların, Diyanet İşleri Başkanlığı personelinin, Jandarma personeli ile Katar'da görevlendirilen polislerin sorunlarına ve İçişleri Bakanlığının İzmir Milletvekili Murat Bakan'ın soru önergesine verdiği cevaba ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 58 |
| Tarih: | 02.02.2023 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün Türk Eczacıları Birliğinin 67'nci kuruluş yıl dönümü. Gücünü Anayasa'nın 135'inci maddesinden alan, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan Türk Eczacıları Birliği, 54 eczacı odasıyla ilaç ve eczacılık alanındaki hizmetlerini sürdürmektedir. Eczacılık mesleğinin faydası ve eczacı meslektaşlarımın geleceği için adımlar atan Türk Eczacıları Birliğinin kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyorum.
Çok ciddi sorunları var; özetle, eczacılar yaşatmak için çalışan insanlar ama yaşatmak için yaşamaya ihtiyaçları var. Alanda çok ciddi sorunlar var; her 2 eczaneden 1 tanesi iflas noktasına gelmiş durumda. Kamudan aldıkları ödemeyi ilaç depolarına verdiklerinde geriye kendilerine personelinin maaşını ödeyecek, sigortasını yatıracak bir paraları da kalmıyor, bir imkânları da kalmıyor. Eczacılar, geçmişte varsa birikimleri, harcayarak iki üç yıldır ayakta kalmaya çalışıyorlar ama yeni mezun meslektaşlarımızın durumları çok daha vahim. Bu konuda bir an önce bir çözüm getirilmesi gerekiyor ama maalesef, Sağlık Bakanlığı eczacıların temsilcileri yerine hep sektörün kendilerine lobi yapan başka paydaşlarını dinlediği ve eczacıların meşru, seçilmiş temsilcilerini ciddiye almadığı için bugünkü durumdayız.
Sayın Başkan, Yeterliğe Tabi Gelir Uzmanları Derneği, gelir uzmanlığı mesleğine yönelik bazı haksızlıklar yaşandığını ve bu sorunlarının çözülmesi için mevzuatta değişiklik yapılmasını talep ediyorlar; merkez-taşra ayrımı nedeniyle kariyer uzmanlarının ayrıştığını, taşra teşkilatında çalışan gelir uzmanlarının ek gösterge, makam tazminatı ve görev tazminatından mahrum bırakılarak mağdur edildiklerini ifade ediyorlar. Biz dört ay sonraya çözümün sözünü verdik ama iktidar partisi yarattığı bu eşitsizliği giderayak da olsa gidermek isterlerse biz destek vermeye ve bu sorunu dört ay öncesinden, bugünden çözmeye hazırız.
Sayın Başkan, özel okul öğretmenlerinin temsilcilerinin aktardıkları sorunlar gerçekten yürek yakıyor. Asgari ücretle çalıştırılan, güvencesiz çalıştırılan, işe giriş sözleşmesiyle istifa metni de ellerinden alınarak güvencesizliğin çok ötesinde bir tehdit altında çalışan öğretmenler... Biliyorsunuz, bu duruma Adalet ve Kalkınma Partisinin 2014 yılında bir gece yarısı önergesiyle gelindi. O güne kadar kanunda şöyle bir madde vardı: Kamuda çalışan öğretmenden daha kötü maaş ve özlük hakkıyla çalışamazdı özel sektörde çalışan öğretmenler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Gece yarısı bu önergeye kalkan eller, bugünkü öğretmenleri bu duruma sürükledi. Bu, büyük bir haksızlık. Dört ay sonra gidereceğiz ama iktidar partisi giderayak bu yediği kul hakkını bugünden iade etmek istiyorsa biz buradayız, destek veririz yoksa dört ay sonra çözeceğiz.
Geçtiğimiz günlerde Yeni Emekliler Birliği Sendikası yönetimi geldi, görüştük. Parlamentodan önemli beklentileri var. Biz dört ay sonra çözebileceğimizi söyledik, bugünden bir çözüm varsa iktidar partisinin yaptıklarına karşı biz destek vermeye bugünden hazırız. Örneğin emekli olunca aile yardımı kesiliyor, diyor ki: "Çocuk okumaya devam ediyor, üniversitede; eşimizden ayrılmıyoruz. Neden aile yardımından mahrum kalıyoruz?" Son derece haklılar. 3600 ek gösterge emekliler arasında yeni mağduriyetler yarattı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ayrıca sendika hakkı mahkeme tarafından emeklilere tanınmışken idari kararlarla, valiliklerin kararlarıyla bunlara engel olunmaya çalışılıyor. Bu konuda onları rahatlatacak bir yasal düzenlemeyi dört ay sonra yapacağız, gider ayak "Yapalım." derlerse bugünden destek vermeye hazırız.
Sayın Başkan, geçen hafta, sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi sırasında uzman çavuşlar kendilerine Cumhur İttifakı'nın, özellikle Milliyetçi Hareket Partisinin, özellikle İzzet Ulvi Yönter'in kanun teklifiyle ve kürsü konuşmalarıyla verdiği sözlere rağmen mağdur edildiler. Mağduriyeti dört ay sonra gidereceğiz, bugünden "Sözü tutalım." derlerse destek vermeye hazırız.
Sayın Başkan, kamuda çok kişi mağdurdu; dile getire, getire, getire promosyon sorunlarını çözdük ama Diyanet İşleri Başkanlığı personeli mağdur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kamudaki promosyonlarda Diyanet İşleri Başkanlığı şöyle bir işe kalkıştı: Promosyon teklifine bankaları değil sadece katılım bankalarını çağırdı. Katılım bankalarının da sadece 2'si katıldı; danışıklı dövüşle, normalde hak ettiklerinin neredeyse onda 1'i kadar promosyon teklif ettiler, 200 lira promosyon veriyorlar. Bir emekli tek başına 9 bin lira alırken 200 liralık promosyon olmaz, kabul edilebilecek bir şey değil. Diyanetin bütün personeli mağdur ama neymiş efendim, faizsiz bankacılık. Danıştay bunu iptal etti, şundan iptal etti: "Yeterli rekabet şartları olmadı." diye. Ama maalesef, yeni müdahalelerle... Hatta Üsküdar Müftülüğü çok iyi bir anlaşma yapmışken şimdi, alınan promosyonu geri verme noktasına geliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı).
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Diyanet İşleri personelinin bu mağduriyetinin çözülmesi önemli.
Jandarma personelinin de promosyon sorunu hâlâ çözülmedi. İçişleri Bakanlığındaki polisin promosyon sorununu çok dile getirdik, çözülmüştü. Sahil Güvenliğinkinin -çok mücadele ettik- çözüldüğü söyleniyor. Jandarmanınkini bekliyoruz. Biz, Diyanet personelinin ve jandarmanın sorununu dört ay sonra çözeceğiz. İktidar partisi, giderayak "Çözelim." diyorsa biz bunu desteklemeye bugünden hazırız.
Sayın Başkanım, son olarak, bunu sizin Meclis Başkanlığının dikkatine sunmak durumundayım. Türkiye'nin neresinde bir polis çevirmesinde dursak polislerin selam yolladığı bir milletvekilimiz var. Kim? Murat Bakan. Jandarmanın -bir astsubay çocuğu olarak- askerî personelin ve polisin sorunlarını dile getiriyor. Bu sefer de Katar'da görevlendirilen polislerin sorununu dile getirmişti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Başkanım, bitiriyorum, son...
BAŞKAN - Evet, son sözünüzü alayım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sorun şuydu: Seksen gün görev yaptılar; otuz günü ödendi, ikinci otuz gün ödendi, kalan yirmi günün parası ödenmiyordu. 30 Ocak günü Murat Bakan açıklama yaptı, soru önergesi verdi, 31 Ocakta ödendi. 31 Ocakta Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığı; arkada olayı doğruluyor, sorunun sebeplerini anlatıyor "Efendim, Katar'da 22 gün idari tatil verildi, işlemler yapılmadı, o yüzden gecikti, bugün yattı." diyor ama yazının başlangıcını üzülerek ve utanarak okuyorum: "Siyaseti kara çalmak olarak algılayan ve neredeyse tüm işi Türk milletinin gurur kaynağı polis teşkilatımıza çamur atmak olan CHP'nin asparagastan sorumlu vekili Murat Bakan yine bir iftiranın öznesi olmuş durumda..." diye başlıyor. Altta polisin amblemi ve Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ya, böyle bir rezillik olmaz, böyle bir utanmazlık olmaz. Ona buna emanet edilen Twitter hesaplarından, bir sözde danışmanın kot pantolonunun arka cebindeki telefondan Emniyetin Twitter hesabı, Jandarmanın Twitter hesabı kontrol edilmez ama bir milletin seçtiği vekile, bir atanmış, ismini de söylemeden... Süleyman Soylu'nun hatalarına polisi kalkan ediyorlar.
Sayın Başkanım, Meclis Başkanlığından, sizden ve bütün gruplardan milletin vekilinin hakkını korumanızı bekliyoruz; bu rezilliği de başta milletimize ve size şikâyet ediyoruz, emanet ediyoruz.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)