GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Muammer Aksoy'un faili meçhul bir suikasta kurban gidişinin 33'üncü yıl dönümüne, EYT'yle ilgili kanun teklifinin eksikliklerine ve Komisyona sevk edilişine, kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının mağduriyetlerine, Büro Emekçileri Sendikasına bağlı çalışanların sorunlarına ve ilaç krizine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:6
Birleşim:56
Tarih:31.01.2023

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Bugün, Muammer Aksoy'un faili meçhul bir suikasta kurban gidişinin 33'üncü yıl dönümü. Türk Hukuk Kurumu Başkanlığı, Ankara Barosu Başkanlığı, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığı yapmış olan 16'ncı Dönem İstanbul Milletvekilimiz Muammer Aksoy'u özlemle ve saygıyla anıyoruz. Türkiye'yi yeniden 1990'ların karanlığına, faili meçhul cinayetlere, faili belli ama siyasi ayağına uzanılamayan suikastlar dönemine döndürmek isteyenlere karşı da toplumumuzun duyarlılığını bir kez daha burada, Mecliste altına imza atarak ve bu beklentinin doğrultusunda bu konuları gündemde tutmaya devam edeceğimizin sözünü vererek bir kez daha tüm siyasi cinayetleri, tüm faili meçhul cinayetleri Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak lanetlediğimizi ifade etmek istiyoruz.

Plan ve Bütçe Komisyonuna perşembe günü bir kanun teklifi gelecek; nihayet, emeklilikte yaşa takılanlar ama nereden nereye geldik, bunu bir hatırlamak lazım. Recep Tayyip Erdoğan "EYT'yi istiyorlar, çift dikiş istiyorlar; hem emekli olmak hem çalışmak istiyorlar." diyerek bu kişilerin yıllarca mağdur olmasına sebebiyet verdi. 2019 yılında bir adım daha ileri gitti ve dedi ki: "Seçimi kaybedeceğimi bilsem ben EYT'yi getirmeyeceğim." Seçimi kaybedeceğini gördü, biliyor ve son çare olarak toplumdaki en büyük beklenti gruplarından birine "Acaba mağduriyetlerinin yirmi yılı dönemimde geçtiği hâlde, etrafımdaki herkes iki, üç, dört maaş alırken ben 'Çift dikiş istiyorlar.' diyerek gönüllerini kırdığım hâlde onların gönüllerini kazanabilir miyim?" diye EYT'ye sarıldı. Burada, muhalefet partileri defalarca bu teklifleri getirdi, AK PARTİ Grubuna reddettirdi. Şimdi, 4 maddelik bir kanun; yedi aydır geleceği biliniyor, yedi aydır siyaseten bekletiyorlar, son bir aydır istismara varan şekilde geciktiriyorlar ve alaya bakın ki "Efendim, ilk maaşı çeksinler, elleri sıcakken gelip bize oy atsınlar." denilecek kadar bu siyasi istismarı devam ettiriyorlar.

Nihayet geldi bu teklif ama bu sefer de devlet ciddiyetine aykırı bir şekilde geldi. Vedat Bilgin, 5000 günü kendisi söyledi, tutanak altında söyledi, kayıt altında söyledi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Yılmaz Tunç, "5000 prim günü geçerli olacak." dedi ama gelen teklifte bu prim günüyle ilgili 5975 güne kadar bir kademelendirme var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Parası olana "Seçime giderken bize para lazım, biraz para ver." parası olmayana da "İş bul, üç yıl daha bekle." diyorlar; bu yeni bir mağduriyet, bu kabul edilebilir değil. Ayrıca, 9 Eylül 1999 ile 2008 arası sigortalılara yönelik bir kademelendirme mutlaka lazım yeni bir mağduriyet yaratmamak için; teklifte bu yok. BAĞ-KUR kapsamında çalışan esnafın ve çiftçilerin 9000 gün, kadınların 7200 günle ilgili ciddi bir mağduriyetleri var. Bir tarafta 5000 gün, bir tarafta 7200 gün, 9000 gün, kabul edilebilecek bir şey değil; buna müdahale etmek lazım. Staj ve çıraklık mağdurlarını sürekli dile getiriyoruz, bugün de konuşmaya devam edeceğiz; bu sesin duyulması gerekiyor. Bu düzenlemeyi Komisyona bu kadar geç getirip ve bu mahzurlu taraflarını çözmeden...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu düzenlemeyi Meclisi bu kadar geç yollayıp hem de bu mahzurlu taraflarının çözülmemesini kabul edilebilir bulmuyoruz.

Ayrıca, Meclis Başkanlığının burada yaptığı işin bir başka boyutu var: Kanun teklifi geldi, dakikalar içinde Komisyona sevk edildi. Bu doğru bir şey ama bu, Meclis Başkanının ne kadar tutarsız, ne kadar taraflı ve sıkışınca ne kadar gerçekleri hepimizin gözünün içine baka baka çarpıttığının da bir ispatı oldu. Geçenlerde, tüm milletvekillerimizin imzasıyla verilmiş bir teklifi dört gün, beş gün bekletti. İtiraz ettik: "Ya, iktidardan gelince dakikalar içinde sevk ediyorsun, bizimkini bekletiyorsun." diye. Cevap verdi: "Yurt dışındayken kanun teklifi sevk etmiyoruz." diye. EYT geldiğinde Cezayir'deydi ama Cezayir'deyken kanun teklifi sevk edildi!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi, bir tutarlılık lazım. Konu aciliyet gerektiriyorsa, istisna yapacaksanız yedi aydır ne bekletiyorsunuz, bir aydır ne bekletiyorsunuz? Bu kadar acil, neden perşembeye Komisyonda görüşülecek, bir an önce görüşülsün ama CHP'ye gelince yurt dışında olunca olmaz, AK PARTİ'ye gelince ışık hızıyla sevk! Bunun hakkaniyetle, tarafsızlıkla iler tutar tarafı yok.

Geçtiğimiz günlerde TMMOB'dan bir heyetle görüştük. Kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının çok ciddi mağduriyeti var: 3600 ek gösterge uygulaması sırasında kamu personeline bazı iyileştirmeler yapılırken, mühendis, mimar ve şehir plancıları arasındaki farkın açıldığına işaret ediyorlar. Ek gösterge, ek ödeme ve ücret iyileştirilmesine yönelik talepleri var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ülkenin sanayileşmesi için kalkınmasında ve gelişmesinde çalışan bu meslek grubunun ihmal edildiğini söylüyorlar, biz de bunu dile getiriyoruz.

Yine, Büro Emekçileri Sendikasına bağlı çalışanların ciddi mağduriyetleri var. En önemlisi SSK, BAĞ-KUR, Emekli Sandığı çalışanlarının geçmişte 2 maaş ikramiye hakları vardı, 5510 ellerinden bunu aldı. Şimdi, belki sabahlara kadar uyumadan çalışmak zorunda kalacaklar EYT'yi yetiştirmek için ama çok küçük, cüzi, komik bir iyileştirme var, bunu kabul etmiyorlar. 3600 ek göstergede mağdur oldular, bu taleplerini iletiyorlar, bunların da altını çiziyoruz.

Son olarak Sayın Başkanım, yine bugün eczanelere giden insanlar ilaç almadan dönüyorlar. Akşamları anneler-babalar ateşli bir çocuğunun şurubu için neredeyse bütün nöbetçi eczaneleri gezmek zorundalar. Sağlık Bakanı dönüp dolaşıp "Sorunu çözdük artık ilaç çıkacak." diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, son sözlerinizi alayım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Geçmişte Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreterliği yapmış, Sağlık Komisyonunda görev yapmış, bu işi en iyi bilen milletvekillerimizden biri olarak söylüyoruz ki bu kafayla bu sorun çözülmez, inatla çözülmez, emirle çözülmez, neyle çözülür? İşi bilenleri çağırıp konuşacaksınız, ilaç sanayisiyle konuşacaksınız, ilaç depocularıyla, kooperatifçilerle konuşacaksınız, en önemlisi eczacıların temsilcileriyle konuşacaksınız, onlar size sorunun gerçekte ne olduğunu, nasıl çözüleceğini söyleyecek. Siz bir avuç çıkar çevresinin, bir avuç lobinin, yandaş şirketlerin yanlış yönlendirmeleriyle ilaç krizini çözemezsiniz; çözmüyorsunuz ve bu sorun açıkça ortada duruyor. Bu konuda Sağlık Bakanını da AK PARTİ'yi de milletimize şikâyet ediyoruz. Size bu zulmü yapan, AK PARTİ'nin kölesi olduğu ilaç lobileridir, çıkar çevreleridir.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)