GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:50
Tarih:17.01.2023

CHP GRUBU ADINA ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İsterdim ki biraz önce konuşma yapan Bursa Milletvekili buradan ayrılmasın; şu anda kimse yok. Bursa'yla ilgili fikri olmayan herkes konuştu burada; kimi nüfusunu yanlış söyledi, kimi trafik yoğunluğunu bilmediği için konuştu, kiminin de Uludağ'ı hiç tanımadığını çok net bir şekilde gördük Türkiye Büyük Millet Meclisinde; üzgünüm. Ne yazık ki ülkede bu Meclisin koruması gereken alanları Meclis eliyle talan eden ve yağmalayan bir sürecin içerisindeyiz.

Bir yasa teklifi geldi. Aslında bir yıllık bir öyküsü var. Aslında, daha önceden, 2016 yılında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe Uludağ yönetimini almak istedi; o dönemin Orman Bakanı Veysel Eroğlu "Olmaz, ben Uludağ yönetimini sana veremem." dedi. İkisi de AKP'li; birisi merkezî hükûmet, birisi yerel hükûmet. Ama durmadılar, dert başka. Şimdi burada konuşuyor Bursa Milletvekili, diyor ki: "Koruyuculuk." Ya, siz neyi korudunuz? Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, Bilal oğlan, üç gün, "Göçebe Oyunları" diye, keyif yapsın diye İznik Gölü'nün kenarındaki 600 dönüm yeri yağmaladı, hem de utanmadan hem de sıkılmadan. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - İftira atıyorsun, hiç de öyle bir şey yok!

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Vali, diğer bütün kamu kurumları seyirci kalarak...

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - İftira atıyorsun, hiç öyle bir şey yok!

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Ve orada hassas bir bölge var, o hassas bölgenin adı çok net.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Terbiyeli konuş, terbiyeli!

ORHAN SARIBAL (Devamla) - "Orada siz mera bile yapamazsınız." diyor, "Mera bile yapamazsınız."

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Ayıp! Ayıp!

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Gidin görün! Konuşmayın burada! Gidin görün!

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Ayıp! Ayıp! Biz gittik gördük, hiç öyle bir şey yok. İftira atıyorsun!

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Artistliğin lüzumu yok!

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - İftira atıyorsun!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Kılıçdaroğlu 6 aylık torununu sigortalattı!

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bu yetmez; yine Orman Bakanı Veysel Eroğlu dedi ya "Komisyon kuruyoruz, komisyon." Seveyim sizin komisyonunuzu. Bir komisyon kuruyorlar, o komisyona bakalım. Mustafakemalpaşa Ovaazatlı'da, 2004-2005'te, sizin zamanınızda -Orman Bakanı o zaman Orman Genel Müdürü- fıstık çamı ormanı yapılıyor, daha sonra, aradan on yıl geçiyor "Ee, ne yapalım yani? Burası fıstık çamı ormanı olma özelliğini yitirmiştir." deniliyor. Değerli arkadaşlar, 3 defa, 3 defa bilirkişi geliyor, ikisinde "Olmaz, burası nitelikli orman." diyorlar, üçüncüde ayarlanmış mühendisler oraya getiriliyor, orman vasfından çıkarılıyor, 404 villa kimin eliyle yapılıyor? TOKİ eliyle, değil mi? Sizin komisyonunuza güveneceğiz biz yani bize "Burada şunlar var, şunlar var, şunlar var..." Toprak Koruma Kurulunda her zaman çoğunluk iktidardan ve validen yana; eğer olmazsa onun içindeki yapıları değiştirir, bütünüyle böyledir. Madenle ilgili bir tarafa bilirkişi gidecekse o maden ocağıyla ilgili defalarca ÇED kararı çıkmazsa defalarca bilirkişi değiştirilir. Yani dolayısıyla hani Anadolu'da çok kullanılan şıracının şahidi bozacıdır hikâyesi birbirini tutuyor.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Bozacının...

İSMET TOKDEMİR (Hatay) - Bozacının...

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Kısaca, şunu söylemeye çalışıyorum: Uludağ'da bir talan yasası getiriyorsunuz. Gerekçe ne? "Ortada yönetim kargaşası var, ortada yönetim sorunu var, çok başlılık var." Ya, yok öyle bir şey. Milli Parklar Genel Müdürlüğü Uludağ'ı yönetiyor ama ortalığı karıştıran AKP bürokrasisi var. Herkes bir tarafından tutmak istiyor; Vali bir tarafından tutmak istiyor, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü bir tarafından tutmak istiyor, Büyükşehir Belediyesi bir tarafından tutmak istiyor, yetmedi, Devlet Su İşleri bir tarafından tutmak istiyor. Soruyorum... Bu beyler gittiler, yoklar burada. Bursa şu anda suya muhtaç bir kent arkadaşlar. Nilüfer Barajı'nda su yok, sıfır; Doğancı Barajı bitmek üzere; ovada yer altı sularından, 150 metre, 200 metre sondajla 110 kuyudan Büyükşehir şebekeye su basıyor; bunlar "Biz Uludağ'ı nasıl peşkeş çekeriz, nasıl yandaşlarımıza veririz?" diyorlar. Yani değerli milletvekili arkadaşlarım, ortada bir yönetim kargaşası yok, ortalığı karıştıran AKP bürokrasisi ve AKP sorunu var; bu çok net, bunu net bir şekilde yaşıyoruz.

2018; ne yaptınız? Kırk dokuz yıllığına kiralanmış otelleri, tekrar, sıfırdan, kırk dokuz yıl daha ilave ederek yeniden kiraladınız. Ya, babanızın malı mı, size miras mı kaldı? Bursa 2,5 milyon, işte millî servet. Millet iradesi; hadi beyefendi gel, madem bu kadar kendine güveniyorsun, Bursa'da Uludağ'ın yönetim alanı planıyla ilgili bir referandum yapalım; varsa yüreğin, kendine bu kadar güveniyorsan, iktidarına bu kadar güveniyorsan, Bursa halkının arkanda olduğuna inanıyorsan gel yapalım kardeşim ama yoksun, bomboş koltuğa konuşuyoruz. Demin salladı gitti; koruyacak.

Değerli arkadaşlar, bakın, Bursa hava olarak şu anda Türkiye'nin en kirli kentlerinden biri. İki: Su problemi en yüksek olan kent. Üç: Trafik... Bir arkadaşımız söyledi burada, kentte trafik sorununu çözeceklermiş. Ne güzel, değil mi? Ta 1960'lı yıllarda yapılan o teleferiği yok ettiniz, onun yerine yine bir Alman firmasından çok pahalı bir teleferik geldi, binlerce kayın, sedir ağacı kesildi, o hat çekildi, şimdi o hat belirli duraklarda durmuyor ve kişi başına 130 lira. Ya, zaten Bursa halkı o teleferiğe nasıl binsin de gitsin? Bir ulaşım problemi yok. Sizin yaptığınız sistem, gerçekten, Bursa halkının Uludağ'a ulaşamamasına dönük bir sistem. Şu anda da aynı şeyi yapıyorsunuz, gerekçelerden biri şu, deniliyor ki: "Ya, bizim orada günlük gelenler ile sürekli kalanlar arasında bir ayrım yapmamız lazım. Günlük gelenler çok para kazandırmıyor, onlar gelip orada mangallarını yakıyorlar, yemeklerini de evden getiriyorlar, gidiyorlar. Bize dışarıdan gelen, yatacak turist lazım, onun için ayarlama yapacağız." Yani gettolaşma. Bursa yerel halkının geleceği yer ile onların turist ve gelir getirici olarak gördüğü kişilerin yeri ayrı; âdeta bir kamplaşma. Kaldı ki bütün bunların yapılabilmesi için ortada gerçekten yetki sorununun olduğu bir anlayış olması lazım; yok öyle bir şey.

Millî Parklar Bölge Müdürlüğü kadro istiyor, vermiyorlar. Millî Parklar Bölge Müdürlüğü arıtmayla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına gidiyor, izin alamıyor. İlgili yerde, Büyükşehirle ilgili bir şey var, o sekteye uğratılıyor. Yani bütün amaç şuydu: Bakın, şu ana kadar 20'nin üzerinde dava açıldı. 20'nin üzerindeki bütün davaları barolar, çevre örgütleri kazandı. Niye biliyor musunuz? 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu nedeniyle. Şimdi, iktidar, her yaptığı yanlışın karşısında bu kanunu görüyor, 2873 sayılı Kanun'u görüyor. O zaman "Ben kanunla bunu aşamıyorum. Hukuk geliyor, bizim yaptığımız işleri buradan durduruyor. Yapmak istediğimizi yapamıyoruz, her defasında kaybediyoruz. O zaman ne yapalım? Bir temel kanun değişikliği yapalım, bütün bu kanunu da kenara, çöpe atalım, böylece istediğimizi yapalım." dedi.

Ya, 7 bin dönümü 20 bin dönüme çıkarıyorsunuz, 7 bin dönümü 20 bin dönüme. Kalkıp burada güzellemeler yapıyorlar, belli ki gitmemişler Uludağ'a. Geçen hafta özellikle sadece bu mesele için gittim; tonlarca otel yapılmış, tonlarca. Belli ki burada başka bir iş birliği var, 20 bin dönüme çıkacağına göre tonlarca yeni yapılanma getiriyorlar. Yollarda zaten hiç sorun yok, tam gaz gidebilirsiniz, her tarafa yol yapmışlar, bu iktidarın en çok övündüğü şeydir zaten -ulaştırma, altyapı meselesi üzerinden- tonlarca yol. Kaldı ki bakın, bu tür yerler, sit alanları, doğal varlıklar ellenmemesi gereken yerlerdir arkadaşlar. Burada yürüyüş turizmi, dağ turizmi, bunlar yapılır. Ne işi var arabanın orada? Gelip herkes o lafı -güzel- söyledi: "Kollama ve koruma dengesi." Nedir? Soruyorum size: Nedir? "Koruma" dediğiniz ne anlama geliyor? "Kollama dengesi" dediğiniz ne anlama geliyor? Peki, soru şu: Ya, siz bu Millî Parklar Bölge Müdürlüğünden görüş aldınız mı? Elinizde şu kanunun içine koyacağız "Bu, Millî Parklar Bölge Müdürlüğünün önerisidir, raporudur; onlar bu işin hakkından gelemiyorlar, biz o yüzden bunu yapıyoruz." diyen böyle bir rapor var mı? Orman Bölge Müdürlüğünden var mı öyle bir rapor? Var mı sizin dosyanızın içinde? Getirdiğiniz kanunun içerisinde yıllardır, 1950'li, 1960'lı yıllardan beri burayı yöneten bu kurumlarla ilgili bir raporunuz var mı?

VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Var.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Varsa nerede? Varsa nerede, niye bugüne kadar getirmediniz?

VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - Sen iste de göndeririz, sana göndeririz.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Komisyonda yok, burada yok, nerede? Evde mi saklıyorsunuz, büroda mı saklıyorsunuz?

VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) - İste, iste, veririz.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bakın, sene 2008, 2009, Bursa'nın 2020 çevre düzeni planı yani 2020 yılında bitmesi gereken bir plandı. 2008-2009-2015 yılları arasında, 600 kişinin katıldığı, gerçekten çoğulcu, katılımcı bir çevre düzeni planı yaptık. O çevre düzeni planında Uludağ başta olmak üzere Bursa'nın bütün temel sorunlarını ortaya koyduk; Bursa'nın kimliğini ortaya koyduk; tarım kenti midir, sanayi kenti midir, endüstri kenti midir, eğitim kenti midir, bütün bunları belirledik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sayın Başkanım...

BAŞKAN - Buyurun.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum.

Bütün bunları belirledik arkadaşlar, ne yaptınız biliyor musunuz? 2030 1/100.000'lik çevre düzeni planını, Bursa'nın kanununu, dağının, suyunun, yolunun, elektriğinin, sanayisinin, madeninin kanununu ne yaptınız biliyor musunuz? Kendi yerel yönetimlerinizle sakladınız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına göndermediniz, onaylatmadınız. O yüzden Bilal oğlana oyun ettiniz İznik Gölü'nü, o yüzden Orman Bakanına talan ettirdiniz Mustafakemalpaşa'daki ormanı, o yüzden Samanlı'daki tarım ve mera alanını lojistik merkezi yaptınız, o yüzden Bursa'nın canına okudunuz, okumaya devam ediyorsunuz, bunun farkındayız; yağmalayacaksınız, talan edeceksiniz. Bursalı Milletvekilleri, Bursa'da hangi yüzle gezeceksiniz; neredesiniz, neredesiniz? (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Bu hak mücadelesi, bu orman mücadelesi, bu su mücadelesi... Uludağ, Bursa'nın değil, Türkiye'nin en önemli dağı ve yaşam alanıdır.

Saygılar sunuyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)