GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ne, üniversite öğrencilerinin barınma sorununa, özel öğretim kurumlarında iş güvencesi olmadan çok düşük ücretlerle çalıştırılan öğretmenlere, emeklilikte yaşa takılanlar düzenlemesinin yeni bir mağdur kitlesi yarattığına, sözleşmeli personele ilişkin kapsayıcı bir düzenlemenin Meclisten geçmesi gerektiğine ve İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu'nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:6
Birleşim:47
Tarih:10.01.2023

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. 212 sayılı Fikir İşçileri Kanunu'nun Resmî Gazete'de yayınlandığı gün olması nedeniyle 10 Ocak, Çalışan Gazeteciler Günü olarak kutlanıyor. Bugün sadece çalışan gazetecileri değil, çalışamayan, işsiz bırakılan, çalışan ama tazminat davalarıyla, ceza davalarıyla boğuşan tüm gazetecilerin gününü kutluyoruz. Çok değil, en fazla altı ay sonra sansürle, davayla, işsizleştirmeyle burun buruna olan tüm gazeteciler için basın özgürlüğünün tam anlamıyla içinin doldurulacağı bir dönem başlayacak. Göreve geldiğimizde gazeteler, televizyonlar rahat olsun, onları yandaşlaştırmayacağız, ayrıştırmayacağız, bazılarını şeytanlaştırmayacağız, başlarına İletişim Başkanlığından hamilikart olan komiserler atamayacağız, örneğin parti sözcümüz konuşmaya başlamadan önce televizyonlara "Canlı yayına geçin." talimatı verip muhalefet partisi liderleri konuşurken "Çıkın, çıkın, çok uzattınız canlı yayını." diye telkinlerde, baskılarda bulunmayacağız.

Sayın Başkan, geçen yıl bugün 20 yaşında bir tıp fakültesi öğrencisi Enes Kara kaldığı cemaat yurdunda gördüğü baskı yüzünden intihar etti. Bir gencini barınma problemi nedeniyle kurtaramamış olmanın utancı hepimizin yüzüne vurdu, sırtına binen bir yük oldu.

O dönemde Enes Kara'nın bıraktığı mesaj üzerine "Kendini Enes Kara gibi yalnız hissedenler bize başvursun." demiştik. O dönem yönetim kurulunda da görev yaptığım, hâlâ mütevelli heyeti üyesi olduğum TÜLOV vakfıyla birlikte aydınlığa çağrı kampanyasını başlatmıştık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yüzlerce gencimiz başvurdu, yüzlerce gönüllü başvurdu, onları birbirleriyle eşleştirdik. Bazı belediyelerimizin yurtlarına, bazı özel yurtlara bu arkadaşlarımızı yerleştirmek için büyük çabalar sarf ettik. Gönüllülerin burslarını arkadaşlarımıza verdik ama tabii ki biz ancak ve ancak kıyıya vuran denizyıldızlarından birkaçını suya geri atabildik. Oysaki bu arkadaşlarımıza "Biz varız, yalnız değilsiniz." demek bir vakfa düşmemeli, cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.

En geç altı ay sonra TOKİ'ye vereceğimiz talimatla TOKİ'nin ilk işi ihtiyaç duyan tüm öğrenciler için cumhuriyet yurtları yapmak olacak ve ondan sonra esas, Enes Karalar kimsesiz kalmayacak, sahipsiz kalmayacak, ölüme sürüklenmeyecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Önümüzdeki seçimlerde oy kullanılırken "Enes Kara çaresiz kalmasın, kimseye muhtaç kalmasın, ölüme sürüklenmesin, ona Türkiye Cumhuriyeti sahip çıksın." diyenler böylesi bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi açacaklar hiç şüphesiz.

Sayın Başkan, özel öğretim kurumlarında iş güvencesi olmadan, çok düşük ücretlerle çalıştırılan öğretmenlerimiz var ama bu sorun nereden kaynaklanıyor diye bakarsak aslında 2014 yılına kadar 5580 sayılı Kanun'da yazıyordu ki: "Özel okullarda yöneticilik ve eğitim öğretim hizmeti yapanlara kademelerine göre dengi resmî okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödeme tutarından az ücret ödenemez."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sonra bir gece Adalet ve Kalkınma Partisi meşhur gece yarısı önergelerinden birini getirdi ve bu maddeyi iptal etti. O günden beri öğretmenler asgari ücrete muhtaç bırakıldılar. Bu dönemde özel okullar yüzde 65 zam almasına rağmen öğretmenlerin neredeyse tamamına yakını, yüzde 90'ın üzerinde özel okul öğretmeni asgari ücretle çalıştırılıyor. Bunu en kısa sürede hâlletmemiz lazım. Aslında "müjdeler haftası" diye söylenen bir hafta, kanunlarda değişiklik yapılacaksa gelin, özel öğretim kurumlarının öğretmenlerine 2014'te ellerinden aldığınız bu güvenceyi, bu hakkı geri verelim. Yok, yapmazsanız en geç altı ay sonra geleceğiz ve bunu yapacağız; bunun sözünü şimdiden veriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Emeklilikte yaşa takılanlar ve sözleşmeli personele ilişkin büyük bir beklenti oluştu, hatta 2022'de "Bu sorunları rafa kaldırdık." diye açıklamalar yaptınız. Sosyal Güvenlik Kurumunun önünde kuyruklar oluştu ama bu Meclise gelen giden bir şey yok.

Emeklilikte yaşa takılanlar düzenlemesi, çok küçük farklarla kaçıran yeni bir mağdur kitlesi de yarattı. "On sekiz gün geç çalışmaya başladım, on sekiz yıl fazla çalışacağım." diyenler; bunun binlerce örneği var. Bu konuda akılcı bir düzenlemeye ihtiyaç var, bir kademelendirme gerekiyor. Ayrıca, staj ve çıraklık mağdurları var, onların sigorta başlangıç tarihleri olmasına rağmen hiç değilse onların gününü 18'inci yaş günleri kabul etmemiz gerekiyor. Ama geçen gün Bülent Turan'dan duyduk ki EYT ay sonuna, maaşlar da seçimden hemen önceki aya bırakılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu, doğru bir yaklaşım değil. İlk maaşın sıcaklığıyla yirmi yıldır yedikleri ayazı unutmayacak emeklilikte yaşa takılanlar.

Ama sözleşmeli personele ilişkin olarak başta Aile Bakanlığında ek ders karşılığı çalıştırılan personel ve KİT'lerde çalışan sözleşmeli personel olmak üzere, en kapsayıcı düzenlemenin de bir an önce bu Meclisten geçmesi gerekiyor.

Sayın Başkanım, son husus, değerli mevkidaşım Müsavat Dervişoğlu'nun da ifade ettiği konu üzerinedir. Bu hafta Adalet ve Kalkınma Partisi iki şeyi birden yapmak istiyor. Bize dediler ki: "Bir randevu verirseniz Anayasa değişikliğini görüşmek üzere ziyaret etmek isteriz." Parlamenter demokraside, parlamentolarda bunlar çok şık hareketler; beklersiniz ki gelsinler, el sıkışalım, oturalım, müzakere edelim, anlaşırız, anlaşmayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sonra bir baktık ki arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi Sayın Lütfü Türkkan'ın ve Ali Mahir Başarır'ın birer dokunulmazlık dosyasını 1.700'ün üzerindeki dosyanın içinden cımbızlayıp getirmişler. Yarın da diyorlar ki: "Anayasa Komisyonu çalışsın." Hem "Birlikte Anayasa değiştirelim." diyorlar hem Anayasa Komisyonunda dokunulmazlıkları düşürmeye çalışıyorlar. El sıkışmaya balta çekerek gelinmez. Eldeki baltalar, savaş baltaları gömülür, müzakereye öyle gelinir. Bize balta çekenlerle oturup da müzakere yapmamızın beklenmesi kadar abesle iştigal bir şey yok. Ne diyeceksiniz ya topluma? Bunlar öyle bir şey ki biz bunları öbür binada tokatlıyoruz, burada da avutup kandırıyoruz; böyle şey olur mu? O yüzden önce baltayı gömeceksiniz, ondan sonra geleceksiniz. Gelince "Merhaba." diyeceksiniz ya...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayınız efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...önce bir elinizdeki oku, mili havaya atıp "mil heba" deyip merhaba denir. Ok atarak, balta çekerek merhabalaşma olmaz. O yüzden, biz çok üzülerek Sayın Özlem Zengin'in de şahsından... Üzüntülerimizi bildirdik bir mevkidaşımızın nazik bir talebini geri çevirdiğimiz için ama geri çevirdiğimiz Özlem Hanım'ın talebi değil, AKP'yi yöneten kötücül saray aklının kurduğu kumpası reddediyoruz.(CHP sıralarından alkışlar) Ayrıca yarın Ali Mahir Başarır ve Lütfü Türkkan'ın ayrı ayrı Karma Komisyonda ele alınmaya başlanacak dokunulmazlıklarının kaldırılması talebinde bu kötücül saray aklının talimatıyla harekete geçen Komisyon Başkanı başta olmak üzere...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı).

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Her suç kötüdür, bazı suçlar daha kötüdür. TCK kötülüğüne göre kademelendirmiş. Çok daha ağır suçlar bekler, AKBİL yolsuzlukları bekler, irtikâplar bekler, rüşvetler bekler, cinayet azmettiriciliklerine dosya bile gelmez ama saraya göre, şikâyete bağlı hakaret, saraya göre, efendim, mahkeme binasında söz söylemiş, protesto edip çıkmış olmak daha büyük suçtur. Bazı suçlar büyüktür, saraya göre bazı suçlar daha büyüktür.

1.700 dosyadan cımbız... Buna teslim olmayız, size verecek bir milletvekilimiz, sizi meşrulaştıracak, orada söylenecek bir kelimemiz yoktur. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son cümlemdir.

BAŞKAN - Tamamlayınız Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Anlayışınıza teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi, buradan Enis Berberoğlu'nu tutukladığınızda, ayağa kalkıp "Şimdi biz gidiyoruz, grubumuzu topluyoruz. Mademki buna yeltendiniz, dünya siyasi tarihinin en büyük cevaplarından birine hazır olun." deyip arkasını dönmüş bu grupla çıkıp gitmiş, ertesi gün de "adalet yürüyüşü"yle... İlk başta "Karşınızdan biz de yürürüz." diyenler vardı, ilk başta "Kahramankazan'a varmadan döner bunlar." diyenler vardı; 1 kişi başlayıp 3,5 milyon kişi İstanbul'a girip Maltepe Meydanı'nda dünya siyasi tarihinin en büyük cevabını nasıl verdiysek Ali Mahir Başarır'ın, Lütfü Türkkan'ın dokunulmazlıklarını bu kumpasla kaldırmaya kalktığınızda nasıl bir cevap aldığınızı görürsünüz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)