| Konu: | (10/6818, 6819, 6821, 6822, 6823, 6824, 6825) No.lu Altı Yaşındaki Bir Kız Çocuğunun Evlilik Adı Altında Cinsel İstismara Maruz Bırakılması Olayının Araştırılarak Benzer Olayların Yaşanmaması ve Her Türlü Çocuk İstismarının Önlenmesi İçin Yapılması Gerekenlerin Belirlenmesi Amacıyla Bir Meclis Araştırması Açılmasına İlişkin Önergelerin Ön Görüşmeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 44 |
| Tarih: | 03.01.2023 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bugün çocuk istismarı konusunda bir komisyon kurulacak. Peki, neden bu aşamaya geldik? Çünkü Hiranur Vakfındaki olay Türkiye gündemine bomba gibi düştü. Aslında yeni miydi? Hayır. Daha önce bu tip çocuk istismarları var mıydı? Evet. Ama bunun sebebi, tabii ki bunun kamuoyuna yansıması. Timur Soykan -gazeteci, Basın Konseyinin en iyi gazeteci ödülünü de aldı, kendisini kutluyoruz- bu haberi yapmasaydı, bugün biz bu kadar vahim bir meselenin boyutlarını tartışmıyor olacaktık ve bir komisyon kurulması iradesi de iktidar grubundan gelmeyecekti, bunu peşinen söyleyelim.
Şimdi, esasa dair bir mesele var. Dün, Danıştay, İstanbul Sözleşmesi'nden Cumhurbaşkanı kararnamesiyle çıkılmasına dair itirazı reddetti, davayı reddetti ve çıkmayı uygun buldu. Peki, bu ne demek? Şu anda İstanbul Sözleşmesi'nden çıkan bir irade var, bir siyasi irade var, bir iktidar var. Bu ne demek? Bu, aslında, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkmakla çocuk istismarlarını onaylamak demek, cezasızlığı onaylamak demek, kadınların öldürülmesini ve faillerin serbest dolaşmasını onaylamak demek; çocukların çocukluğunun ellerinden alınmasını, istismara uğramasını onaylamak demek ve İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması, aynı zamanda erkekleri, eril zihniyeti, erkek egemen zihniyeti korumak demek. Biz kadınlar olarak, dişimizle tırnağımızla, büyük mücadelelerle ve ödediğimiz bedellerle İstanbul Sözleşmesi'ni kazandık; kesinlikle vazgeçmeyeceğiz ve bu İstanbul Sözleşmesi'ni en kısa zamanda tekrar yürürlüğe koyacağız, kadınlar olarak bu konuda kararlıyız.
Şimdi, çocuk istismarında sorumluları bulmak için ilk başta o ülkedeki iktidara bakmak lazım. Türkiye'de kim iktidarda? AKP MHP'yle birlikte, ittifak hâlinde iktidardalar. Peki, çocuk istismarı vakalarında başka nereye bakalım? İlgili bakanlıklara, Meclise, bu konudaki siyasi iradenin tutumuna bakalım. Var mı bir koruma refleksi iktidarda? Aslında yok. Bu gidişle H.K.G. ne ilk mağdur olacak ne de son olacak. Çünkü çocuğun üstün yararı gözetilmiyor, sadece kınanıyor garip bir şekilde; "Bu vahim olayı örteceğiz, bitireceğiz." falan. Ne örtmesi ya? Siz failleri koruyorsunuz; yargınız koruyor, Bakanınız koruyor, iktidarınız koruyor ve "Münferit olay." diye, "Bu siyasi değil." diye geçiştirmeye çalışıyorsunuz.
Şimdi, iktidar, bakanlar, ilgili milletvekilleri bolca konuşuyor. Dün dehşete düştüm gerçekten dinlerken, okurken daha doğrusu; "6 yaşında bir çocuğu kimse başına bela etmez." diyen bir iktidar milletvekili var. Bir kere, çocuğu bela olarak gören... Bunun üzerine saatlerce tartışabiliriz. Burada faili çocuk olarak görüyor, bela olarak görüyor ve yine, faili koruma güdüsünü ortaya koyuyor.
Akit isminde bir paçavra var, evet, yandaş basın, biz çocuğun yüzünü kapattık ama onlar kapatmadı tabii. Dün bu manşetle çıktılar ya, utanma da yok, vicdan da yok bunlarda ve tek bir iktidar yetkilisi "Sen bunu böyle yayınlayamazsın." demedi. Muhalif kanallara her gün ceza keserken RTÜK, Akit ve benzeri paçavraları, yandaş medyayı korumaya devam ediyor. Çocuğun yalan söylediğini söylüyor ya, "Şimdi soru sorma sırası bizde." diyor ve bunu alenen savunuyor. Bütün savcılara sesleniyorum, "tweet" attı diye, konuştu diye siyasi parti genel başkanlarını cezaevine atan savcılar, hâkimler, Akit gazetesi, çocuk istismarını savunan, kollayan ve çocuğu hedef gösteren, ölümüne aslında sebep olacak bir yayın yapan bu gazete hakkında ne yaptınız acaba? İşte, çocuk istismarına bu sebep oluyor, bu ve benzeri yayınlar ve tabii ki bunu koruyan iktidarlar.
Arkadaşlarımız anlattı, grubumuz adına Filiz Hanım da anlattı, hiç rakamlara girmeyeceğim ama istismar davalarında beraat ve mahkûmiyet oranlarına dair bir şey söyleyeceğim: 2021 yılında sadece, 6.992 kişi beraat etmiş istismar vakalarında. Bu ne demek? Çocuk istismarlarında da cezasızlık tam hız devam ediyor aslında. Bu nedenle çocuk istismarları bitmiyor. Peki, diyeceksiniz ki: "Devletin görevi ne?" Bunları korumak, kollamak. Çocukları korumak ve kollamak anayasal bir görevdir. Objektif olarak istismara uğrayan her çocuğun vebali, Adalet ve Kalkınma Partisinin üzerindedir; bu iktidarın sorumluluğundadır ve bu suça ortaktır çünkü koruma görevini yerine getirmiyor, kollamıyor.
Şimdi, bununla ilgili, Akit'in bu çocuğun hayatına kastettiğini söylemekle beraber, bütüncül bir politikanın olmadığını da tabii, söylemeden geçemeyeceğim. Biz HDP olarak gerek ihtisas komisyonunun kurulması, gerek çocuk bakanlığının kurulması, gerek çocuklara yönelik bütçelemeye dair hem kanun teklifleri verdik hem de sayısız önerge verdik ama hiçbiri kabul edilmedi çünkü kendi politikalarına uyarlı değil bu mesele.
Demin iktidarın hatibini dinledim, gerçekten, bazen acı acı gülümsüyorum, bu sefer gülümseyemedim de. Ya, hakikaten, uzun uzun, bize, bu H.K.G.'ye, Hiranur Vakfında 6 yaşında evlendirilen çocuğa nasıl iyi bakıldığını, nasıl danışmanlık hizmeti verildiğini, işte, çocuğuna neler yapıldığını, boşanma protokolünün imzalatıldığını anlattı. Hikâye anlattı ya Türkiye'ye; suçunu itiraf etmemek için Bakanının ve iktidarının, her türlü sözü söyledi. Soruyoruz o hatibe ve iktidara: Ya, bu adamların tutuklanması için, Yusuf Ziya Gümüşel'in ve eşinin, Kadir İstekli'nin tutuklanması için ne yaptınız iki yıl? İki yıl oturdunuz, izlediniz. Aile Bakanı burada gelip kürsüden itiraf etti, iki yıl önce başvuru yapmış, iki yıl boyunca hiçbir şey yapılmamış, bir adım atılmamış, sadece ŞÖNİM'e götürülmüş çocuk. Sonrasında ne oluyor? Tarihleri söyleyeyim bu konuda. Ne zaman açığa çıktı bu? Timur Soykan'ın açıklamasından sonra, on beş gün sonra tutuklandılar. 11 Aralıkta bütçe vardı burada ilk konuştuğumuzda ve on beş gün öncesine gittiğimizde hiçbir işlem yok, 15 Aralıkta tutuklandılar o tartışmalardan sonra. Ya, yedi ay sonraya duruşma vermiştiniz, tutuklamamıştınız, bu kadar itiraza rağmen, bu kadar kıyamete rağmen adım atmamıştınız. Kamuoyu baskısı yüzünden korktunuz, hani "Biz de iyilik yapıyoruz." gibi... Ki bu, iyilik değil; bu, aslında, suçüstü yakalanmanızın panik hâliyle gösterdiğiniz bir refleks dışında hiçbir şey değil, bütün bunları görüyoruz.
Bir Bakan var, dillere destan, Twitter'da kavga ediyor bizimle, bir söz söylüyoruz, alakasız alakasız cevaplar yazıyor, Derya Yanık. Ne demiş? "Kadına şiddet, çocuk istismarı, siyasetin konusu değildir, siyaset üretilecek konular değildir; insani -falan filan- her zeminde karşılaşılabilecek meseleler." diyor ve istismar meselesine aslında nasıl yaklaştıklarını da ortaya koyuyor. Ya, siyaset erki, bir iktidar, bir devlet çocuk istismarını engelleyemeyecekse batsın ya, yok olsun! Bu iktidarın Allah belasını versin hangisi olursa olsun! Çocuklar istismara uğrayacak, tecavüze uğrayacak, 6 yaşında evlendirilecek, bu konuda sorumlu Bakan "Bu, siyasetin konusu değil." diyecek. Siyaset, hayatın her alanıyla ilgilenir ya, ilgilenmek zorunda; biz hepsiyle ilgilenmek zorundayız. Hangi iktidar olursa olsun diyorum, hangi iktidar, sadece şimdiki iktidara yönelik değil, çocukları korumuyorsa Allah belasını versin diyorum! Bin kere daha söylerim bunu.
Şimdi, bu, çocuk düşmanlığını yapan Akit paçavrasıyla birlikte başka yayınlar da yapıldı yani bu, hakikaten bu suçu meşrulaştırmaktır. Şimdi, gün gibi ortaya çıkan bir vakada bu sefer "Gelin, komisyon kuralım." Hayır, bunun esasına da ineceğiz. Pervari'de üç gün önce basın toplantısı yaptım, Aile Bakanı oradan bana cevap verdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Benzer bir vaka, evlendirilmemiş ama iki yıl boyunca çocuk, istismara maruz kalmış; şikâyetçi olmuş, takipsizlik kararı verilmiş ya! Çocuk beyanı esas alınır. Ben önerge verdikten iki gün sonra çocuğu yurda aldılar ve sonra takipsizlik kararını geçen hafta kaldırdılar, hâlâ tutuklu değiller, ilgili şahıslar, failler hâlâ tutuklu değil. Onun için de bir gazetecinin haber mi yapması lazım? Çocuk 12 yaşında ya. Çocuğun babasıyla görüştüm, amcasıyla görüştüm, kan ağlıyorlar ama yargı takipsizlik kararını kaldırdı, talimat bekliyor herhâlde; bir yerler "Bunu da tutuklayın." diyecek. İşte, bu meselelere yaklaşım böyle olduğu müddetçe çocuk istismarı bitmez, bitirilemez. Siyasi bir irade lazım, bununla mücadele lazım, bütüncül politikalar lazım ve çocuk istismarını sistematik hâle getiren iktidarın politikalarıdır. (HDP sıralarından alkışlar)