GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:39
Tarih:15.12.2022

CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir bütçe görüşmesinde daha bir aradayız. Normalde 2023 bütçesini görüşecektik ama Türkiye'nin gündemi öyle bir noktada ki artık bütçeyi görüşmek değil, her gün demokrasiyi, hukuku yok eden otoriterleşmiş bir iktidarın sonuçlarını konuşmaktan başka konuşacak konu bulamıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Dün söyledik: 16 milyon İstanbullunun gönlünü kazanarak 2 seçimde İstanbul Belediye Başkanı seçilmiş Ekrem İmamoğlu'nun Belediye Başkanı seçilmesinden duyulan endişeye, iktidarın, sarayın Belediye Başkanı seçilmiş olmasından duyduğu endişeye geçen üç buçuk yıllık başarılı Belediye Başkanlığındaki yüksek performansın yarattığı ikinci bir endişe eklenmiş olacak ki -eklendi- yine talimatlı hâkimlerle, bir saray-yargı ittifakıyla, bir kumpas operasyonuyla karşı karşıya kaldık.

Değerli arkadaşlar, biz yargıya siyasetin müdahalesini ısrarla söylediğimizde buradan, her seferinde, iktidar kulisinden bize söylenen bir söz vardı, yeni değil on sene önceden: "Bırakın, yargı işini yapsın." Peki, biz de aynen bunu söylüyoruz: Bırakın, yargı işini yapsın. Bırakın, müdahale etmeyin hâkimler özgürce karar versin. Bırakın, müdahale etmeyin hâkimler vicdanlarıyla karar versin; öyle yok. (CHP sıralarından alkışlar)

2011, 2012 yıllarında Silivri davalarında FETÖ kumpasları devam ederken Ergenekon ve Balyoz'da, bu memleketin vatansever evlatları cezaevlerine atılırken, cezaevlerine konulurken biz o kumpas davalarında "Bunlar mahkeme değil, Nemrut Mustafa divanı." diyorduk. O zamanın Adalet Bakanı ve sizler çıkıp diyordunuz ki: "Bırakın yargı işini yapsın." Ne oldu? Ne oldu? On sene geçti, ondan sonra FETÖ'yle koalisyon bozulduktan sonra koalisyonun bir ortağı gitti, yöntem kaldı; kumpas yöntemi aynı şekilde devam ediyor ve şimdi o hâkimlere "FETÖ'cü" demeye başladınız, öyle mi; o hâkimler FETÖ'cü oldu? Peki, bugün ne var? Bugün farklı olan ne var? Bugün başka bir şey var. Mesela, o hâkimlerden işinize geleni rehin alma alışkanlığı var, rehin alınan hâkimler var, sadece talimatla hareket eden değil.

Bakın, Man Adası davasında karar veren hâkim, Ülkü Ergin; Sayın Genel Başkanımızın aleyhine karar veren hâkim 16 Temmuz 2016 tarihinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından FETÖ'cü diye ihraç edildi; dikkat edin. Yunanistan'a kaçarken sınırda yakalandı, Edirne'de. Ondan sonra tutuklandı, hapse girdi. Arkasından, serbest bırakıldı, tekrar hâkimliğe alındı ve şimdi kritik dosyaların hâkimi; Kemal Kılıçdaroğlu'yla ilgili dosyaların hâkimi, Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleriyle ilgili dosyaların hâkimi. Ne yapmak için orada hâkim? Hâkimlik yapmak için değil, sarayın talimatıyla karar vermek için hâkim, rehin alınmış hâkimler. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bakın, sadece bir tane olsa... Bu dünkü dosyada ya; gördük, bir ay önce duruşmadaydık, hâkim koltuğunda rahat oturamıyordu, bir sağa dönüyor, bir sola dönüyor; yakasını açıyor, kravatını çözüyor, eli bir tarafa gidiyor. Niye? Baskı büyük. Baskı büyük, illa dün karar verecek. Bakın, hukukçu olanlar bilir, meslekten avukat olanlar bilir; esas hakkında savunma istediğiniz zaman her vicdanlı mahkeme bir celse verir en azından ya, bir celse verir, der ki: "Bir dahaki celseye kadar esas hakkında savunmanı hazırla, getir." Dünkü duruşmada şahit dinlenmiş, şahit ifadelerini değerlendirecekler, avukatlar diyor ki: "Peki, esas hakkında savunma için süre verin." İki saat süre veriyor, öğleden sonra dörtte. İçinizde bir vicdanlı avukat çıksın ve bu uygulamanın normal olduğunu söylesin. Mümkün mü böyle bir şey? (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Tabii, o hâkim aslında geçen duruşmada şunu çok net söylemişti, ne dedi? Dedi ki: "Bu sözlerin Süleyman Soylu'ya hitaben söylendiği çok açık." O sözler neydi? "Ahmak" sözü. Süleyman soylu "Ahmak!" demiş, Ekrem İmamoğlu da "Aynen iade ediyorum." demiş. Ya, savcı tutanağa geçirdi, bir ay önceki duruşmada "Bu sözler Süleyman Soylu'ya söylenmiştir." diyen hâkim, dün utanmadan sıkılmadan çıktı dedi ki: "Bu sözler Yüksek Seçim Kuruluna söylenmiştir." Bu kararı verebilmek için ya vicdanın kurumuş olacak ya da yukarıdan çok büyük korku altında hareket edeceksin. (CHP sıralarından alkışlar)

Rehin alınan hâkimlerin olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bakın, hoşuna gitmeyen karar veren hâkim olursa sürgün ediliyor. Bundan önceki hâkim talimata uymadı, bundan önceki hâkim döndü, ne dedi... Hüseyin Zengin önceki hâkim; talimat verdiler, uymadı talimata "Yargıtayı ayarladık." dediler, "İstinafı ayarladık." dediler, "Hayır, benim vicdanımı ayarlayamazsınız." dedi, uymadı, Samsun'a sürüldü.

Sürülen hâkimler sadece bunlar değil. Bakın, eğer hoşunuza giden kararı, sarayın istediği kararı veren hâkim varsa taltif ediliyor; aksini veren hâkim varsa ya sürgüne ya da başka bir baskının altında ezilmekle karşı karşıya. Bakın, Akın Gürlek. Nedir şimdiki görevi? Adalet Bakanı yardımcısı. Enis Berberoğlu davası başta olmak üzere Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımamakla meşhur ve maruf bir hâkim. "Sarayın talimatına uydun." diye şimdi taltif edilmiş Adalet Bakanı yardımcısı. Nimet Demir; hani Kaşıkçı davası vardı ya, hani Erdoğan efelik yapıyordu ya, yalancı pehlivan gibi çıkıyordu Sayın Cumhurbaşkanı Suudi Arabistan'a kafa tutuyordu, dünyaya kafa tutuyordu, ne oldu şimdi? 3 kuruşa muhtaç olup 3 kuruşun yüzü suyu hürmetine söylediği bütün sözleri yedi. O Kaşıkçı davası vardı ya, şimdi o Kaşıkçı davasındaki dosyayı Suudi Arabistan'a gönderme kararı verdiler. Nimet Demir mahkemede dedi ki: "Ben buna muhalifim, bu karar doğru değil, bu gönderme kararı Türkiye'de hukukun katlidir." Götürdüler, Maraş'a sürdüler. Niye? Çünkü talimata uymadı. Talimata uymazsan ya Samsun'a sürülürsün ya Maraş'a sürülürsün, talimata uyarsan ya Adalet Bakanı Yardımcısı olursun ya da başka bir yere gidersin. Mesela, başka birisi Savcı Hasan Yılmaz. Ne yapmış Savcı Hasan Yılmaz? SBK dosyasında tedbirin kaldırılması için müracaat etmiş. Hani İçişleri Bakanı, pardon suç işleri bakanı diyordu ya "Bir büyük devlet operasyonu yaptık." diyordu SBK'yle ilgili. O büyük devlet operasyonunun elverişli malzemesi olmuş ve gitmiş SBK'nin MASAK raporu olmadığı hâlde "MASAK raporu var." demişler, SBK'nin mal varlığı, Sezgin Baran Korkmaz'ın mal varlığı üzerindeki tedbiri kaldırma talebinde bulunmuş. Hâkim de Yasin Karaca. Ne yapmışlar? Bir gün içerisinde tedbiri kaldırmışlar, ortada MASAK raporu yok, Sezgin Baran Korkmaz'ı kaçırmışlar. Sarayın talimatıyla hukuku katledip Türkiye'de birilerinin yurt dışına kaçırılmasına aracılık edenler taltif edilip... Şimdi gelmiş, yine, bu beyefendi de Adalet Bakanı Yardımcısı olarak görev yapıyor. Dünkü kararı veren hâkimin boy boy fotoğrafları çıktı, sosyal medyada dolaşıyor. Ben bunları tekrar tekrar anlatmayacağım ama bunu herkes ayan beyan biliyor. Dünkü kararı veren hâkimin boy boy fotoğrafları çıktı, dolandı, onun da iktidara ne kadar yakın olduğu açıkça ortada. Ancak tekrar tekrar söylüyorum, tekrar tekrar söylüyorum: Milletin vicdanında, gönlünde kaybettiğiniz itibarı vicdanı kuruyan hâkimlerin gerekçesiz kararlarında bulamayacaksınız, yeniden kazanamayacaksınız. Bu millet koltuğunuzun altına dosyanızı verecek ve tıpış tıpış gideceksiniz. Bu bütçeyi uygulamayı göremeyeceksiniz, bu bütçeyi.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)