GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:38
Tarih:14.12.2022

CHP GRUBU ADINA GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli vekiller; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Kısa süre sonra tarihe karışacak AKP iktidarının 21'inci, saray rejiminin tozlu raflarda unutulacak 5'inci, son bütçesini görüşüyoruz bugün.

Yine, şaşırtmadılar, yirmi yıllık geleneklerini bozmadılar. Bizim "acı reçete" olduğunu bildiğimiz bu mahcubiyet belgesini halkımıza "umut" diye karşımıza getirdiler.

Yaşamın her alanında yarattığınız çürümüşlük ve yozlaşma ortadayken "Milletimiz için adil bir bütçe hazırladık." dediniz, yetmedi; programlarla, desteklerle ve ödeneklerle toplumun tüm kesimlerine sahip çıktığınızı iddia ettiniz. Sizin "yeni ekonomi modeli" dediğiniz, bizimse "YEM bütçesi" olarak kısalttığımız bu bütçenin Türkiye'nin 100'üncü yılına yakıştığını savundunuz. Bakın, bu bütçe, vatandaşına tuzak kuran, geleceğine ipotek koyan yemdir, 5'li çeteyi ve torpilli yandaşları doyurmak için 84 milyonun helal kazancını haramilere yem etmektir. Anlıyoruz, giderayak fakir fukarayı ezip garip gurebayı horlarken, garanti ödemelerle devletin kasasını boşaltmaya yeminlisiniz. Geçmediğimiz köprülere, kullanmadığımız otoyollara, randevu alamadığımız hastanelere milyarları aktarırken, asgari ücretliyi sefalet düzeniyle ezmeye yeminlisiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Hayat pahalılığını azaltmak için bir yandan emekçilerin sırtındaki vergi yükünü artırırken, emeklileri zorda bırakmaya yeminlisiniz. Gübre, mazot, girdi fiyatları tavan yaparken çiftçinin hakkını gasbetmeye yeminlisiniz. (CHP sıralarından alkışlar) "Müjde" diye sunduğunuz yüksek faizli ticari kredilerle borç içindeki esnafı iflasa sürüklemeye yeminlisiniz. Kur korumalı mevduatla zengini zengin ederken "İnsanca yaşamak istiyoruz." diyen emekliyi açlığa terk etmeye yeminlisiniz. İsrafa rağmen, tasarruf etmeyi düşünmediğiniz şatafat ve itibarınızla bütçe açığını büyütmeye yeminlisiniz. Velhasıl, döviz kurunda önleyemediğiniz artışla, bitmeyen zamlarla, reva gördüğünüz düşük ücretlerle Türkiye'yi yoksullaştırmaya yeminlisiniz. Biz de 2023'te sarayın değil halkın bütçesini inşa edeceğimize yemin ediyoruz buradan. İktidarın içinde bulunduğu ruh hâlini Şükrü Erbaş'ın şu dizeleriyle anımsatmak isterim: "Gücünüzü zekâ sanıyorsunuz, şiddetinizi ahlak, cehaletinizi büyüklük."

Evet, değerli vekiller, bu iktidar gerçekten bu dünyadan koptu, halktan uzaklaştı, ikbal ve geleceği düşünen dar bir kadroya esir oldu. Böylesi bir iktidardan doğruluk, bilgelik ve alçak gönüllülük beklemek olsa olsa hayalciliktir -ki biz vicdanlı olmalarını zaten beklemiyoruz- ancak kendilerine "erdemliler" diyerek yola çıkanların bu bütçeleri bizim için ibretlik bir bütçedir çünkü bütçeler, yurttaşlar için nasıl bir gelecek tahayyül ettiklerini ortaya koyan siyasi manifestolardır. Bu bakımdan bütçelerin toplumsal hayatın her alanında var olan haksızlıkları daha da derinleştirmemesi, eşitsizlikleri keskinleştirmemesi, adaletsizlikleri gidermesi gerekir. Hakkınızı yemeyelim, siz de yirmi yıldır siyasetinizin ana eksenine insanı koydunuz ama biraz farklı. Siz, insanı insanca yaşatabilmekten ziyade yaşamak için size mecbur kalan makbul insanları yarattınız. (CHP sıralarından alkışlar) Lüks ve şatafatın bedelini de yoksulların sırtına yüklediniz. Yücelttiğiniz sürdürülebilir yoksullukla ölmeyecek kadar canlı ve yaşamayacak kadar ölü insanlar yarattınız.

Bakın, Yaşar Kemal'in ölümsüz karakteri İnce Memed, bugün 23 milyondan fazla yoksul emekçiye, emekliye, gence, yaşlıya, herkese ses oluyor. Duyun, zulüm ve zorba düzenine dayanamayan Irgat Memed'in isyanını, kulak verin: "Kötülük, yolsuzluk, haksızlık ve insanın insana köle gibi kullanılması sürdüğüne göre biz hep yenilmişiz." diyen çaresizlerin sesine.

Evet, ancak siz duymazsınız ve görmezsiniz ama görüyoruz, biliyoruz ve diyoruz ki: Dayan milletim dayan, direnecek çağdır, az kaldı; yetti artık iktidar, sermaye elinde oyuncak olduğumuz. Mecbur insanı değil, mutlu ve umutlu insanı yaşatmak için geliyoruz. Ant olsun, insan onuruna yakışmayan bu yerleşik, bozuk düzeni bitirmeye geliyoruz.

Değerli vekiller, unutmayalım ki bütçe ve demokrasi doğru orantılıdır, bir bağ vardır arasında. Oysa bugün her şeyi manipüle eden saray rejimi bu dengeyi kırmıştır. Bu rejimi oluşturan tek kişilik şahsım hükûmeti ne diyordu: "Faiz inerse enflasyon yükselir." Doğru mu? Değil. Işıl ışıl gözlerle parlak kâğıtlara yazdığınız bu tanımın kapkaranlık sonuçları ortada; fakirin fukaranın ekmeğinden çalmanın adı ne zamandan beri "enflasyonla mücadele" oldu arkadaşlar, ne zamandan beri? (CHP sıralarından alkışlar) İşin aslının öyle olmadığını gayet iyi hepimiz biliyoruz. Ülkemizde 21'inci yüzyılın en büyük Merkez Bankası soygunu gerçekleşti; faili belliydi, kayıp belliydi, yaklaşan kriz belliydi. Biz "128 milyar dolar nerede?" dediğimizde dolar kuru 7 lira 29 kuruştu, siz sustunuz, bugün 18 lira 64 kuruş. Kime ne anlatıyorsunuz burada? Son iki senede Türk lirasının yaşadığı değer kaybıyla halkın sofrasından ayda 1.180 adet ekmek çalındı; bari şimdi susmayın. Refah üretmek yerine sefalet üretiyorsunuz bu ülkede. İktidar yirmi yıldır sosyal devleti, kendine yakın sermaye sahiplerine, cemaatlerin ve candaş vakıf yöneticilerinin taşeron hayırseverliğine havale etti; bu mu yüzyılın bütçesi?

Evet, Tarancı diyor ki:

"Memleket isterim

Ne zengin fakir ne sen ne ben farkı olsun;

Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim

Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;

Olursa bir şikâyet ölümden olsun." (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, biz de böyle bir memleket istiyoruz ama olan ne biliyor musunuz? Bu topraklarda zengin, daha zengin oluyor; fakir, daha fakir yaşıyor. Kış yoksulluğun mevsimi oldu, yokluk oldu, dert oldu; ne olursa olsun, biz Tarancı'nın dizelerindeki memleketi inşa edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar) Ama görüyoruz ki bu bütçe, bu memleketten vazgeçenlerin bütçesidir. Bu memleketten vazgeçenler, bütçenin 6,5 milyarlık payını Cumhurbaşkanlığı harcamalarına ayırmıştır. Bu memleketten vazgeçenler, kur korumalı mevduata 91 milyar lira ödeme yaparken bütçenin sadece 54 milyar lirasını çiftçimize ayırmıştır. Bu memleketten vazgeçenler, bütçenin 46 milyar lirasını şehir hastanelerinin müteahhitlerini beslemek için ayırmıştır. Sözün özü, bu memleketten vazgeçenler, bütçenin 53 milyar lirasını tercih edilmeyen otoyollara, geçilmeyen köprülere, kullanılmayan tünellere ayırdı. Bu memleketten vazgeçenler, garanti ödemelerini 2,5 kat artırdı. Evet, sözün özü, bu memleketten vazgeçenler halkı değil 5'li çeteleri memnun etmeyi tercih etti bugün. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi siz söyleyin değerli arkadaşlar, bu bütçeye hangi yüzle "halkın bütçesi" diyeceğiz biz? Halk bunun neresinde, ben göremiyorum. Bir yılda elektriğe yüzde 108 zam yaptınız, bütçeyi hazırlarken yok saydığınız halkımız karanlıkta bugün. Gübrede yıllık zamlar yüzde 230'u buldu, çiftçimizin mahsulü talan ve yalan oldu. Süt üreticilerimiz zararda, hayvanlarını sattılar, kesime yolladılar. Bugün 1 kilo peynirin fiyatı 1 kilo etten daha fazla. Ekmeğin fiyatı 5 liraya ulaştı, ucuz ekmek kuyrukları doldu taştı.

Evet, bir de şu meşhur çay-simit hesabı var ya, hani baktığınızda, bugün İstanbul'da simit 5 lira, çay da 5 lira; 4 kişilik bir ailenin 3 öğün bir çay, bir simit hesabını yaptığınızda 3.600 lira oluyor. Asgari ücretlimize 1.900 lira kalıyor maaşından. Bununla faturayı mı ödeyecek, yol giderini mi karşılayacak, kira mı verecek? 3.500 lira alan emeklinin hâli ise vahim, zaten parası yetmiyor buna. Ayçiçeği yağına, şekere, una, ete, süte zam yaparken takındığınız bonkör tavrınızı, asgari ücreti belirlerken göremedik ne yazık ki. Göremedik çünkü siz, o sıra Diyanete yoksulluk hutbeleri verdirmekle meşguldünüz. Vatandaşın içinde bulunduğu ekonomik darboğaza çare bulmak yerine cuma hutbelerinde "Yoksulluk ve açlık imtihandır." dedirttiniz. O da yetmedi "Yoksulluk takdiriilahidir, sabredin." diye isyanı engellediniz. Şüphesiz ki hayatta her şey bir imtihan ama son model arabalara binen yöneticiler de bu imtihana tabi değil mi? 5-10 yerden maaşa bağlanan yandaşlar bu imtihana tabi değil mi? (CHP sıralarından alkışlar) Geceleri dahi ışıkları sönmeyen ışıl ışıl saraylarda yaşayanlar bu imtihana tabi değil mi? Bu ülkede bir avuç insanın şatafatı her geçen gün artarken neden hep yoksullara, yoksul olarak sınanan halkımıza pay düşüyor? Kolluk makam araçları, şatafat sevdalarınız itibardan tasarrufa tabi değil, gözleriniz kör olmuş ama aslında bu sizin imtihanınız ve siz bunu görmüyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın İlgezdi.

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (Devamla) - Ben, burada, bu bütçenin halkımıza bir hayır getirmeyeceğine inanıyor; geliyor gelmekte olan diyerek güzel günler yakındır diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)