| Konu: | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Maddeleri münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 38 |
| Tarih: | 14.12.2022 |
CHP GRUBU ADINA LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Evet, bütçe konusunda Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeleri yaptık ve bütçe ilk getirildiğinde gördük ki siz tanımlarken adına "Yatırım, üretim ve istihdam bütçesi." dediniz. İstihdam bütçesi değildi, zaten 24 paketiniz var, hiçbirinden bir şey çıkmadı. Üretim bütçesi değildi, üretimi destekleyen hiçbir şey zaten görmüyorduk yıllardır. Yatırım bütçesi miydi? Bakıyoruz, 381 milyar lira yatırıma ayrılan pay ama faize ayrılan pay 580 küsur milyar lirayla demek ki bunun adı yatırım bütçesi değil, faiz bütçesi hatta transfer bütçesi olarak tanımlanabilir diyoruz.
Yine, baktığımızda, bütçe gelirlerinin 1,1 trilyonluk kısmı ÖTV, KDV yani dolaylı vergilerden elde edilmişti. Zaten, Türkiye'de, maalesef, vergi adaletinin olmadığını hep söylüyoruz. 2022 yılında 100 lira yani vatandaştan alınan her 100 liralık verginin 14,5 lirası faize gidiyordu, 2023'te de 17,7 lirası faize gidecek; tabii, bu arada revize, revize, revize olarak da değişmezse.
Sürekli büyümeyle övünüyorsunuz "Krize rağmen dünyanın en iyi ülkelerin arasındayız." diyorsunuz. Bakın, cari açık ve borçla büyüme sağlanıyor, sürdürülebilir mi? Değil. Son on iki yıldır "Türkiye orta gelir tuzağına sıkıştı, tıkandı." diyoruz. Keşke orta gelir tuzağında kalsaydık ama, maalesef, artık yoksulluk tuzağındayız değerli milletvekilleri. 2013'ten bu yana 12.500 dolardan 9 bin küsur dolarlara düştü kişi başı millî gelir; hele başkanlık sisteminden sonra baş aşağı giden bir millî gelir karşımızda, 2007 yılının da altına geriledi; oysa çok büyük de vaatleriniz vardı; tabii, şu anda daha da gerilemeye devam ettiğini hep birlikte görüyoruz.
Başkanlık rejimi ekonomiyi elli yıl geriye götürdü. Hangi veriye bakarak söylüyorum? Değerli milletvekilleri, bir ülkenin dünya ekonomisindeki yeri, o ülkenin yarattığı katma değerin dünyanın katma değerinin ne kadarı olduğuna ve oranına bağlı olarak yorumlanabilir aslında. Bu gözle baktığımızda, Türkiye'nin yarattığı katma değer dünyadaki katma değerin 0,86'sıydı. Ne zaman? 1980'de. 2012'de 1,24 oldu ancak Başkanlık sisteminden sonra o da baş aşağı gitti, dünyadaki katma değer arasındaki payımız 2021'de 0,84'e indi yani 1980'lerin altına inmiş oldu; 2022 için de beklenti, bu yıl sonu için beklentiniz 0,67 yani elli yıl geriye gitti; işte, bunun için söylüyoruz.
Günü kurtarma operasyonlarınız var. Merkez Bankası rezervleriniz eksi 45, eksi 50'lerde -128 milyar doları bir tarafa bıraktık- bu durum hem dış borç riskini hem de Türkiye'ye olan güveni azaltıyor. Swap yapıyorsunuz 3-5 milyar dolarlık, işte, biraz dengelemeye çalışıyorsunuz, bunu da rezervlerden gösteriyorsunuz. Biraz çok pahalıya dış borç buluyorsunuz ama istikrar programınız yok yani bu kısır döngüden nasıl çıkılır, bunun hesabını yapmıyorsunuz.
Ha, bir de nereden geldiği belli olmayan ve iktidarınızda hiç hesabını veremediğiniz birtakım para girişleri var net hata noksan kalemi; sürekli sorarız, cevap alamayız; sorarız, sinirlenirsiniz; bunun da açıklaması yok. İşte, üzücü olan yani gülünç mü diyeyim, komik mi diyeyim ya da üzücü mü diyeyim bilmiyorum ama böyle günü kurtarma işlemlerini de ekonomiyi yönetmek olarak görüyorsunuz ya, bana göre en acısı da bu. Enflasyonda birtakım gerçekler var. TÜİK, TÜFE'yi yüzde 85,5 olarak açıkladı ama bizim vatandaşımızın, emeklinin, emekçinin, dar gelirlinin bir aylık tüketimi içerisinde gıdanın payı yüzde 40'ların, 45'lerin üzerinde. Oysa, TÜİK'teki gıda payı yüzde 25 ve buna göre gıdanın enflasyonunu da yüzde 98 açıkladınız. Yani demek istiyorum ki gerçek geçim endeksi yüzde 90'ların üzerinde ve siz bunu gelir artışına, zamlara, ücret zamlarına geç yansıttığınız için de gerçekten sürekli yoksullaşma, fakirleşme artmakta. Bu da zaten... Şunu da ifade edelim ki "büyüme" dediğiniz büyümeden de refah payı vermediğiniz için, sürekli, gelir dağılımında bir bozulma devam ediyor, tabii artarak. (CHP sıralarından alkışlar)
Ücret ve maaşlara baktığımda, ücret ve maaşların millî gelirden aldığı payın dramatik bir düşüşü var değerli milletvekillerim. Millî gelirden aldığı pay yüzde 26 geriledi, bu da gelir dağılımının bozulduğunun önemli bir göstergesi. "Cari açık" diyorsunuz, artık sürdürülebilir değil. Bakın, ithal ikame programınız hiç olmadı. İthalat yapmazsanız üretim zaten olmayacak ve bu yıl yaklaşık 50 milyar dolar bir cari açık beklentisi var. Ayrıca bir yıl içerisinde ödenmesi gereken ve hakikaten risk teşkil eden 185 milyar dolar da kısa vadeli dış borç var; bunu da hesaba katalım.
Eğer çok başarılıysanız neden neden dünyanın en yüksek faizini ödemek zorunda kalıyorsunuz, bunu sorarlar. (CHP sıralarından alkışlar) Hem yana yakıla borç almak zorundasınız hem de CDS'ler, iflas primi yani, risk primi 600'leri aşmış durumda.
Değerli milletvekilleri, bütçeye bakıyorum, diyorum ki: Bu açıkların, bütçe açıklarının sebepleri, genel sebepleri nerelerden kaynaklanıyor? Bakın, 994 küsur milyar lira muafiyetler var, KDV'yle ilgili, ÖTV'yle ilgili, kur korumalı mevduatla ilgili ki zaten yedi aylık süreçte hazineye 85 milyarın üzerinde yükü var, Merkez Bankasının yükünü hiç saymıyorum. Peki, başka nereden gelmiş bu bütçe açıkları? Kamu ve özel iş birliği projeleri var, şehir hastaneleri, otoyol, köprü... Hep diyorsunuz ya: "CHP bu yatırımlara karşı." Biz de sizin algı yönetiminize karşı ısrarla diyoruz ki: Yanlış finansman yöntemi olduğu için karşıyız. İşte, yanlış finansman yönteminin sonuçları, 2022'de 23,65 milyar liradan bugün 53,75 milyara çıkan bu yük de bütçe açıklarının sebebidir. Başka ne var? Mesela KİT'lerin zararları var, hani Varlık Fonuna devredilmişlerdi ya, BOTAŞ, Devlet Demiryolları, Toprak Mahsulleri Ofisi, ÇAYKUR, PTT gibi; hazineden onlara da ayakta dursunlar diye 360 milyar lira çıkıyor. Artık bunlara "görev zararı" demiyorsunuz, daha güzel bir tanımınız var "borç verme" diyorsunuz ve bu işi kapatıyorsunuz.
Sürekli para basıyorsunuz, 200 liralık banknotlar 2009'dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı ve değerli milletvekilleri, bu yıl sadece dolar karşısında TL yüzde 29 değer kaybetti. Yöntemlerinizle TL'yi doların karşısına atıverdiniz, fırlattınız ve değerini düşürdünüz.
Başka bir gerçeğimiz daha var; o heterodoks yaklaşımları bir kenara bırakalım da Türkiye'nin net dış borç ödeme faizi, kâr payı gibi kaynak çıkışlarının gayrisafi hasılaya oranına baktığınızda eğer bu oran büyüme oranından daha fazla ise o ülkede bir fakirleşme vardır. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)
ORHAN SÜMER (Adana) - Sayın Bakan, hiçbir konuşmacıyı dinlemiyor ki. Kopmuş zaten her şeyden.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Sayın Nebati, size konuşuyor. Sayın Bakan, dinleyin, lütfen dinleyin hatibimizi.
ORHAN SÜMER (Adana) - Sayın Bakan, bir gün de Allah rızası için bir konuşmacıyı dinle, Allah rızası için! Allah rızası için bir dinle yani!
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Sayın Karabıyık konuşuyor, lütfen...
LALE KARABIYIK (Devamla) - Bakın, bu söylediğim formül, son derece önemli bir formüldür ve iktisadi bir kanundur.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Bakan kürsüye heterodoks yaklaşıyor, ondan.
BAŞKAN - Sayın Bakan o heterodoks yaklaşımı duydu, sorun yok.
LALE KARABIYIK (Devamla) - İşte, net dış borç ödeme faizi kaynak çıkışlarının millî gelire oranı büyüme oranından büyük olduğu için bu ülkede fakirleşme devam etmektedir; bırakın heterodoks yaklaşımları buna bakın.
Konuşmamın bir kısmını değiştirdim çünkü MHP'den konuşmacı Sayın Sibel Ersoy -şu anda göremiyorum ama- yurtlarla ilgili, KYK burslarıyla ilgili konuştu. Bakın, 2016'da 135 dolar olan KYK bursu şimdi 67 dolara düştü. (CHP sıralarından alkışlar) Ben Sayın Vekile öğrencilerle bir araya gelip o okulları, yurtları bir gezmesini öneriyorum. Zaten dünya ortalaması talebi karşılamada yüzde 40'larda, bizde İstanbul gibi yerlerde yüzde 1, bazı illerde de plansız olduğundan gerçekten çok daha yüksek seviyelerde ama öğrenciler açıkta ve günde bir öğün besleniyorlar; bunlara dikkat çekelim. (CHP sıralarından alkışlar)
Son olarak, söylenecek çok şey var ama bu bütçenin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Süre bitti.
LALE KARABIYIK (Devamla) - Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)