GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:26
Tarih:29.11.2022

CHP GRUBU ADINA TUFAN KÖSE (Çorum) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifine girmeden evvel birkaç şeyden bahsetmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, öncelikle, Pençe-Kilit Operasyonu'nda şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet diliyorum.

Tahir Elçi'nin ölüm yıl dönümü, Diyarbakır Barosu Başkanımız, barış elçimiz. Süreci çok konuşuldu burada, yıllardır da konuşuluyor, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri konuştu, Halkların Demokratik Partisi milletvekilleri konuştu, o konuya girmeyeceğim ama bir garabeti burada sizlerle paylaşmak istiyorum, Türkiye'de adaletin geldiği noktayı. Kasım ayında olan duruşma temmuz ayına erteleniyor, yaklaşık sekiz ay; gecikmiş adalet, asla adalet değildir. Buradan şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Eğer sizin, Adalet ve Kalkınma Partisinin adalete bakışı bu kadar çarpık olursa, beş gün Yargıtay üyeliği yapan, bir tek dosyanın altında, bir tek kararın altında imzası olmayan bir vatandaşı, bir hâkimi siz Anayasa Mahkemesine, en yüksek mahkemeye yargıç yaparsanız Diyarbakır Baro Başkanımızın davasının hâkimi de duruşmayı sekiz ay gönül rahatlığıyla erteleyebilir. Adaletteki çarpıklığı en can alıcı şekilde gösteren bir durum, sekiz ay ertelenmiş.

Bir taraftan da tabii, 28 Şubatın aslında faili olmayan ama mahkûmu olan, yaşları 90 civarında 11 general var. Biri benim hemşehrim, Ahmet Çörekçi; çok saygıdeğer bir isim, onur duyuyorum onunla hemşehri olmaktan. Diğer isimleri saymayacağım, 11 kişi; 4 orgeneral var, korgeneraller var ve ortalama yaşları 80-85 civarında. 2012 yılında FETÖ'cü savcıların oluşturduğu dosyayla önce bir süre tutuklu kalan, devamında da hapis cezası alan 90 yaş civarındaki insanlar bunlar. O FETÖ'cü savcılardan birisi kaçtı gitti, birisi de şu anda mahkûm, cezaevinde yatıyor. Bu insanlar 90 yaş civarındalar, bunları elektronik kelepçe yoluyla yahut da evde hapis yoluyla cezaevlerinden çıkartmak mümkünken iktidarın intikamcı bakış açısı nedeniyle memleket için uzun yıllar hizmet eden, askerlik eden bu insanlar hâlen cezaevindeler.

Kanun dışındaki son sözüm can dostlarımızla ilgili. Konya'da yaşanan vahşeti ben de ağlayarak, gözlerim dolarak izledim maalesef yani kınamak filan yetmez, en ağır şekilde cezalandırılmaları gerekiyor onların. Can dostlarımız açlık, pislik ve hakikaten zulüm altındalar, devletin mutlaka bu olaya el atması lazım. 5 milyon ile 10 milyon arası olduğu da söylenen bir sokak köpeği mevcudu var ama bunların kısırlaştırılmaları, bunların rehabilite edilmeleri çok mümkün; zaten ömürleri üç-üç buçuk yıl civarında.

Mutlaka sizlere de geliyordur, bana da çok geliyor; her yıl 14.200 KPSS mağduru olduğunu söyleyen veteriner hekimimiz var, genç bunların tamamı, her yıl da 3 bin kişi bunlara ilave ediliyor. Bunlardan, hizmet alımı yoluyla olabilir, sözleşmeli kapsamında değerlendirilerek olabilir, kısırlaştırma işleminde ve bu can dostlarımızın rehabilite edilmeleri konusunda mutlaka yararlanılmalıdır. Onlar bizim hakikaten de söylediğimiz gibi sevgi yumaklarımız.

Değerli arkadaşlarım, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi için grubum adına söz aldım. Adalet Komisyonunda da bu kanun teklifiyle ilgili bir kısım görüşmelerde bulunduk, orada da ben konuşma yapmıştım. Şimdi, yine, tam bir AKP klasiği, Adalet Komisyonuna gelen kanunların tamamı zaten torba kanun şeklinde geliyor. İnşallah, iktidarımızda bu torba kanunları da rehabilite etmek için ayrı bir komisyon kuracağız ve bunları da belli bir düzene koyacağız. Toplam 11 madde, 2 tanesi yürürlük ve yürütme maddesi; 1'i yürürlük tarihi, 1'i yürütme... Bunlardan 4 madde tütün ve alkol piyasasını düzenliyor; 2 madde Vergi Usul Kanunu'nda, 1 madde Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda, 1 madde Elektronik Haberleşme Kanunu'nda, 1 madde de Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda düzenleme yapıyor arkadaşlar. Tarımsal bir ürünün Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'yla ne alakası var da konuluyor, bunu da anlamak mümkün değil ama AK PARTİ iktidarının tarıma bakışı da böyle maalesef. Bu kanun teklifi geliyor mesela, Tarım Komisyonuna gelmiyor; örnek olsun. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunu kaldıran kanun gelmişti 2017'de, yine Tarım Bakanlığının herhangi bir fonksiyonu olmadı o kanunda da, yine Ticaret Bakanlığının gözetimi altında kanun değişti; çarpık bakışın bir yansıması. Yani köylünün 500 metrekarede, 1.000 metrekarede ektiği sarmalık tütünü sen Kaçakçılık Kanunu'na koyuyorsun, iki yıldan beş yıla kadar... Bir de Komisyondaki arkadaşlar diyorlardı ki: "Ya, iki yıla çektik ki cezayı denetimli serbestlikten yararlansın." Kardeşim, iki yıla çektin ama adamın 300 kilo tütünü var, 50 kilo bir satıyor, 50 kilo bir satıyor, 100 kilo bir satıyor yani 4-5 seferde satsa neredeyse adam öldürmeye teşebbüsten, adam öldürmek suçundan ceza almış kadar ceza alacak yani. Bu şekilde kurtaramazsınız, bu çarpık vergilendirme anlayışını değiştirmeniz gerekiyor. O küçük çiftçinin Adıyaman'da, Malatya'da, Bitlis'te ektiği ve çoluğunu çocuğunu okuttuğu -sarmalık tütüne diyorum, bakın, başka bir şeye demiyorum- sarmalık tütüne eğer siz 180 lira vergi koyarsanız onlara da yapacak başka bir yol bırakmazsınız. Belki zaman kalırsa biraz sonra bu konuya tekrar değineceğim.

Şimdi, kanun teklifinde hâkim olan bir anlayış var, bir yaklaşım var, AKP'nin çıkardığı bütün kanunlarda benzer anlayışı ben on iki yıldır görüyorum. Emekçileri ve yoksul halkımızı bir kere hep karşısına alıyor, karşıtı. Onlara ancak yardım etmeyi ve sadaka vermeyi istiyorlar; halkımız hep böyle yardıma muhtaç kalsın, çalışarak bileğinin hakkıyla kazansın istemiyorlar. Bakış açısı bu, emekçi ve halk karşıtı. Adaleti yok sayıyor, uluslararası tekellerin ve şirketlerin çıkarlarını odak noktası olarak alıyor, merkezine koyuyor, çiftçinin ve tütün üreticimizin çıkarlarını hor görüyor, onlara yanlış bakıyor; kâr ve rant temelli bir yaklaşım yani bu düzenleme, toplamda, yoksul halkımızın geleceğini karartarak onları mutsuz edecek bir düzenleme değerli arkadaşlarım. Niye böyle diyoruz? Bakın, 2002'den beri, yaklaşık yirmi yıldır zaman zaman tütünle ilgili düzenlemeler yapılıyor -az evvel söyledim- Tarım Bakanlığının yetkilileri filan da hiç burada olmuyor, genelde Adalet Komisyonu üyeleri, Ticaret Bakanlığının yetkilileri... Son yirmi yılda yerli tütünün sigaralarda kullanım oranı -hep söylendi burada, benim de tekrar etmemde bir beis yok- yüzde 40'lardan yüzde 12'lere inmiş yani "Virginia tütünü içsin." diyorlar, Virginia tütünü içeceğiz. Orhan Pamuk'un da bir kitabında vardı, bir teröriste sorgu yapıyorlar, "Niye Marlboro içiyorsun?" diye soruyorlar, "Ben Virginia tütününden vazgeçemiyorum." diyor. AKP iktidarı da Virginia tütününden vazgeçemiyor maalesef, maalesef.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Biz hiç sigara içilmesin istiyoruz.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Ya, biz de istemiyoruz sigara içilmesini ama içiliyor maalesef, yapacak bir şey yok. Komisyonda da konuşmuştuk sizinle hatırlarsanız.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bu kadar kapsamlı kanunu biz getirdik.

TUFAN KÖSE (Devamla) - Şimdi, 2002'de -daha eskiden daha da çok, yani 600 bin tonlara filan ulaşan bir üretim var- 400 bin tonlarda olan tütün üretimi gele gele 70-80 bin tonlara gelmiş, dönem dönem 50 bin tonlara kadar düşmüş. Tütünden geçimini sağlayan üretici sayısı da hakikaten 700-800 binlerden 400 binlere inmiş; 2002'den sonra, bugünlerde de 70 binlere inmiş yani aileleriyle beraber yaklaşık 1 milyon nüfus tütün üretiminden vazgeçmiş. Tütün üretiminden vazgeçince ne yapıyorlar? Yani o tütünün üretildiği yerlerde başka bir şey üretmek de çok mümkün değil, ne yapıyorlar? İşte büyükşehirlere göçüyorlar; büyükşehirlerde güvencesiz çalışan, efendim, sigortasız çalışan, gelecekten kaygılı, mutsuz insanlar topluluğu oluşturuyorlar.

Şimdi, yine 2006'da, sizin döneminizde mesela biz tütünde 497 milyon dolarlık ihracat yaparken, bu, 2020 yılında 258 milyon dolara kadar gerilemiş yani 239 milyon dolar artıdayken 2020 yılında ihracatımız 279 milyon dolara gerilemiş, ithalatımız 562 milyon dolara yükselmiş yani aslında siz cari açığa da zarar vermişsiniz; toplam 283 milyon dolarlık bir eksi var ihracat- ithalat dengesinde. 2006'dan 2020'ye söylüyorum, daha eskisine, o kadar da detaylı girmiyorum.

İktidarın geniş halk kitlelerini ilgilendiren, çiftçiyi, esnafı, işçiyi, işsizi, emekliyi, memuru ilgilendiren konularda her alanda izlediği politikalar gibi çarpık politikasının en büyük yansıması da aslında tütün ve alkol konusunda görülebilmekte. Tütün üretimi ile alkol tüketimini kişi hak ve özgürlüklerini hiçe sayarcasına engeller koyan iktidar -buna da sağlık bahanesini getiriyorlar, bence alakası yok, aslında zaman olsa da ondan da bahsetseydim- iş vergilendirmeye gelince en yüksek vergiyi tütünden ve alkolden alıyor.

Bakın, arkadaşlar, sadece ÖTV olarak, özel tüketim vergisi olarak 100 milyar vergi almışlar. 2021 yılındaki toplam vergi gelirimiz 1 trilyon 100 milyar lira, bunun 100 milyarını özel tüketim vergisi olarak sigara ve alkolden almışlar. Sigaranın oranı 2006'da yüzde 24'ken, 8,6 milyarken özel tüketim vergisindeki payı; 2021'de 67 milyara çıkmış, yüzde 32'ye çıkmış.

Bakın, alkolde bu çok daha çarpıcı; 2006'da yüzde 5,1 özel tüketim vergisi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Sağlık giderlerindeki payı ne peki sigara ile alkolün, sağlık giderlerindeki payı? Kaç 67 milyar?

TUFAN KÖSE (Devamla) - Onu da başka bir şeyde konuşalım. Bu engellemiyor yani sonuçta kaçakçılığı teşvik ediyorsunuz, herkesi kimyager yaptınız, evlerinde herkes alkol üretiyor. Bakın, bu yoksullukta da artık bir yerde... Yani o kadar vergi, yüzde 235 vergi oranı...

Değerli arkadaşlarım, "Alkolde çok daha çarpıcı." dedim. Özel tüketim vergisi oran 2006'da yüzde 5,1'ken, 2021'de tam 2 katına çıkmış, 11,1; 1,9 milyardan 22 milyara çıkmış. Bunun sonucu ne olmuş peki? Bunun sonucu, kaçak tütün ve sahte alkol satışının ve kullanımının gittikçe yaygınlaşması olmuş.

Şimdi, yılbaşı geliyor, yine, duyacağız, bakın, bir an evvel önlem alsın, İçişleri Bakanı falan bu işlere baksın; bu işler Ticaret Bakanlığının işi değil. İşte, "Falan ilde kaçak alkol yakalandı." "Filanca ilde kaçak alkolden 3 kişi öldü." "5 kişinin gözleri kör oldu." "15 kişi filan oldu..." diye... Bu kadar vergi olursa yılbaşında yine bu haberleri hep beraber alacağız gibi duruyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TUFAN KÖSE (Devamla) - Bunun önleminin bir an evvel alınması gerekiyor. Yani yasakçı zihniyetle, aşırı vergi koyarak ne insanların, toplumun sağlığını koruyabilirsiniz ne de onların içimine engel olabilirsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)