| Konu: | Polis Yüksek Öğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 21 |
| Tarih: | 16.11.2022 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Evet, bir düzenleme geliyor, sürekli yaptığınız gibi, içinde doğru olanlar var, yanlış olanlar var. Kamu görevlileriyle ilgili, polislerimizle ilgili bir düzenleme ama bu sorunları ne kadar çözecek, polislerin sorunlarına, toplumun sorunlarına ne kadar çözüm olacak, bana göre muamma.
Şimdi, bakın, son dönemlerde kaç polis intihar etti, kaçı istifa etti; buna bir bakmamız lazım. Hepsi uzun süren bir sınav maratonu sonucunda umutlarla o üniformayı giyiyor; hepsinin umutları var ama görüyoruz ki on yılda 3.109 polis istifa etmiş, ne kadar acı bir durum. Neden istifa ediyor?
Bakın, 2022 yılının ilk dokuz ayında 44 polisimiz intihar etmiş, ne kadar acı bir durum. Bunu Bakanlığa sorduğumuz zaman "Psikolojik destek veriyoruz." diyor, dört yıldır bunu söylüyor ama dört yıldır istifalar ve intiharlar artıyor. Bu kadar büyük umutlarla üniforma giyen bu çocuklar, gencecik çocuklar niye istifa ediyor, niye intihar ediyor?
Ha, şu var: Birçok konuda Anayasa, kanunlar, yönetmelik, tüzük ile siyasal iktidarın arasında kalıyorlar; ya kanunu uygulamaları gerekiyor ya da siyasal iktidarı dinlemek durumunda oluyorlar. Yani İçişleri Bakanı "Yıkın, yasa arkanızdan gelir." diyor, gelmiyor. "Ayakları kırın." diyor; kanuna aykırı bir emir. Ya ayak kıracak, suç işleyecek ya da yasaya uyacak, sürgün yiyecek, disiplin soruşturması yiyecek; bu, büyük bir sıkıntı.
Yani biz kamu görevlilerimize anayasal ortamda, kanunlar ortamında görev yapma şartlarını oluşturmadığımız sürece çıkardığımız hiçbir kanunun önemi yok, yok. İntihar ediyor diyorum bakın.
Peki, niye bu şartlarda çalışıyorlar? İçişleri Bakanı diyor ki: "Polisler eğer ücret için çalışıyorsa istifa etsin." O zaman sen de maaş alma Sayın Bakan. Bu polislerin çocukları var, ailesi var, birçoğu icrada, kira parasını ödeyemeyen polislerimiz var, çocuğuna yurt çıkmıyor, ev tutamayan polislerimiz var ama ayda iki yüz altmış saat mesai yapıyorlar. Bakın, iki yüz altmış saat ve ücret almadan yapıyorlar. Demek ki bu sistem, bu baskı, bu mesai şartları bunalıma sokuyor; intihar çok zor verilecek bir karar.
Bakın, baskının en tipik örneği Silivri. Gencecik bir emniyet müdürü, bir suçluyu yakalıyor; bir yandan İçişleri Bakanı, Koruma Daire Başkanı, İçişleri Bakanının oğlu baskı yapıyor "Bırak." diyor ama yasa ve kalbi "Bırakma." diyor. Üç saat içerisinde hayatının en talihsiz ve en zor kararını veriyor, intihar ediyor. Niye? İçişleri Bakanının baskısı yüzünden. Olmaz!
Herkese fezleke geliyor; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı kamu görevlisine hakaretten yargılanıyor, belki siyasi yasaklı olacak.
Yirmi yıldır, yirmi iki yıldır 2 polis görev yapıyor Mersin'de; bir milletvekilini durdurduğu için, kimlik sorduğu için -ve o milletvekili tarafından hakarete uğrayıp "şerefsiz" kelimesine maruz kalıyor- iki yıldır açıkta. Şimdi, peki, 3 çocuğu var, okuyan çocukları var, bir ailesi var, maaşının üçte 2'sini alıyor; o polis intihar etse o milletvekili rahat mı edecek? Niye o milletvekiline soruşturma yok, neden yok? Ha, bu videoyu ben yayınladığım için. Ya, suçlu benim o zaman, o polisleri görevine iade edin ya. Bir fezleke de bana ondan gelsin ama yazık o polislere, yazık. Hem hakarete uğrayacaksın hem açığa alınacaksın, iki yıldır eksik maaş alacaksın, o milletvekili orada oturacak, o evinde oturacak; olmaz. Bunların hepsi hukuksuz ve kanunsuz işlerdir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Tamamlıyorum.
BAŞKAN - Buyurunuz.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Yasayı yapalım. Her doğru yasayı da destekleyelim ama eğer ki o polis, kanunsuz emirler alıyorsa, çocuğuna ders veren öğretmene İçişleri Bakanı "Şiddet uygula." diyorsa, annesini tedavi eden doktora "Coplayacaksın." diyorsa, arada kalıyorsa bu yasanın hiçbir anlamı yok. Anayasa'ya, kanunlara, yönetmeliğe, tüzüğe biz siyasal iktidar uymadığımız sürece, milletvekilleri uymadığı sürece hiçbir anlamı yok. Bizi de trafikte durduruyorlar, kimliğimizi gösteriyoruz, iniyoruz, "Nasılsınız?" diyoruz, çay içiyoruz, sohbet ediyoruz ama maalesef ki bugün bir baskı var, bugün bir mobbing var; yasa ve vicdanları ile iktidarın arasında kalıyorlar, maalesef intihar edenler oluyor.
Buna dikkat edelim. (CHP sıralarından alkışlar)