GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Polis Yüksek Öğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:6
Birleşim:21
Tarih:16.11.2022

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, ben, koruculuk sistemiyle ilgili genel olarak toplumda var olan yargıları, yaşananları çok genel hatlarıyla ifade etmeye çalışacağım. Maalesef, köy koruculuğu sistemi Turgut Özel döneminde, 1985 yılında, Kürt meselesinin çözülmemesi sebebiyle, çatışmalı ortamın devam ettirilmesi sebebiyle, aslında, farklı bir irade, siyasi bir irade olarak ortaya konuldu.

Peki, koruculuk nasıl yaygınlaştı? Açıkçası 90'lı yıllarda bunu birebir yaşadık; köy koruculuğu sisteminin nasıl geliştiğini, köylerin o dönem boşaltılmasını, zorunlu göçü, o dönem de yaşanan ağır hak ihlallerini bizzat yerinde tespit edenlerden biriyim. O dönemde avukat olarak da insan hakları derneği yöneticisi olarak da köy korucularının işlediği suçlarla birebir muhataplığımız ve temasımız çok fazla oldu.

Birinci söylemek istediğim, bir kere, koruculuk sistemine ihtiyaç olmadığı yönünde esas itibarıyla. Bu, aynı zamanda, toplumu birbirine kırdırmak, Kürtleri kendi içinde bölüştürmek ve koruculuğun vermiş olduğu ayrıcalığı tarafların birbirlerine karşı kullanması sonucunu da doğurdu. İlk söylemem gerekenlerden başka bir bulgu ise, daha doğrusu tespit ise şu: Çoğu insan köyünü terk etmemek için, ailesinden kopmamak için korucu olmayı kabul etti 90'lı yıllarda çünkü ziyaret ettiğimiz köylerde "Ya, silahı kabul edeceğim ya da ülkemi, vatanımı, toprağımı terk etmek zorundayım çünkü başka bir seçeneğim yok." denildi. Ve o dönemde binlerce, on binlerce insanın zorla yerinden ettirildiği de zaten raporlarda mevcut. Özcesi, koruculuğu kabul etmeyenler ya göçe zorlanıyordu ya da "faili meçhul" diye bilinen, aslında faili belli olan birçok cinayete kurban gidiyordu. 90'lı yıllardaki faili meçhul cinayetlerin hâlâ bugün de konuşulduğunu ve bunların faillerinin bulunmadığını, bulunanların da cezasızlıkla ödüllendirildiğini hepimiz gayet yakından biliyoruz. Genelkurmay Başkanlığı da bu meselede -mesela, 2004 tarihli ünlü bir raporu var- köy korucularının karıştığı suçları sıralamıştı. Mesela gasp, soygun, öldürme, mesken ve araçlara saldırı, patlayıcı madde kullanmak, kasten ev ve ot yangını, iş yeri, banka ve otodan hırsızlık, yankesicilik gibi birçok suç tipinde maalesef, korucular fail olarak, sanık olarak, şüpheli olarak karşımıza çıkıyor. Yine, kadına yönelik suçlarda, kadına yönelik istismarlarda, tecavüzlerde ve kaçırılmalarda birçok dava dosyasında bire bir tanıklık ettiğim meseleleri de tabii ki saymak isterim. Koruculuk şöyle kullanıldı zaman zaman: Devletin kendilerinin arkasında olduğunu, devletin vermiş olduğu silahı -diyelim ki husumetli olduğu bir aileye karşı- rahatlıkla kullanan ve bu konuda korunan bir ayrıcalığa sahip oldular ve köy korucuları bu yöntemle hâlâ bölgede çokça kadın kaçırmalarında, cinayetlerde -tırnak içinde- birçok tecavüz, istismar fiillerinde sanık olarak yargılanmışlardır ve maalesef cezasızlık politikası kendilerini de kapsamaktadır, hâlâ bu gerçek devam etmektedir. Bu bir çözüm değil; koruculuğun lağvedilmesi gerektiğini, kaldırılması gerektiğini, kolluk gücü olarak çalışan, çalıştırılan insanların bu konuda hiçbir eğitimlerinin, deneyimlerinin, herhangi bir ihtisas alanlarının, liyakatlerinin olmadığını ayrıca söylemek isterim. Bu sistem, maalesef, suç ve suçlu yaratıyor çünkü alıyor eline silahı, o silahın vermiş olduğu güçle -yani bana göre silah bir güç vermez ama onlar böyle algılıyor- bunu kullanarak o yetkisini en kötü şekilde kullanıyor ve açıkçası 12 bin adli olaya karıştıkları tespit edilmiş vaziyette resmî verilere göre.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN - Buyurunuz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bu nedenle, bu kanun vasıtasıyla şunu bir kez daha söylemiş olalım, gelecek hafta diğer maddeler üzerinde de konuşmalarımız, değerlendirmelerimiz olacak: Kürt meselesinin silahla, şiddetle, çatışmalarla, koruculuk sistemiyle, gönüllü ya da gönülsüz, hiç önemli değil, bu yöntemlerle çözülemediğini on yıllardır deneyimledik. Tek bir çözüm var, dünyanın bu konuda yürüdüğü yolda yürümektir, diyalogdur, tartışmaktır, konuşmaktır, hak temelli, özgürlük temelli, anayasal çerçevede ve uluslararası hukuk çerçevesinde bu meseleye yaklaşmaktır. Korucular da Kürtçe konuşur, aslında korucular da ana dilinde eğitimi savunur ama elindeki silahla başka bir psikolojide bu suçlara karışmaktadırlar. Onlar da bu toplumun insanları, onları da kazanmanın yolu korucu yapmak değil, silahlarını almaktır.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)