| Konu: | Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 19 |
| Tarih: | 10.11.2022 |
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, geçtiğimiz hafta Erdoğan Türkiye Yüzyılı vizyon belgesini açıkladı ve "Gelin, hep birlikte altını dolduralım." dedi ama -biz tahmin ediyorduk, vatandaş tahmin etmiyordu- altını bir hafta içerisinde doldurdu. Önce Alevi dernek başkanlarına biber gazıyla, kalkanla saldırdı ki bu insanların birçoğu Alevi dernek başkanlarıydı. Allah aşkına bir hafta önce, on gün önce Alevi cemevlerini ziyaret eden anlayış, bir hafta sonra Alevilere biber gazıyla, copla saldırdı; bu nasıl bir açılım, bunu anlamak mümkün değil. Aslında Alevi açılımı, Aleviler için yine her zamanki gibi biber gazı, cop ve polis kalkanı oldu.
Değerli arkadaşlar, dün Sayın Yıldırım Kaya ve Gülizar Biçer Karaca'nın takip ettiği bir olay oldu, Anayasa Mahkemesinin önünde EĞİTİM-SEN ve EĞİTİM-İŞ sendikaları kendi görüşlerini açıklamak için bir açıklama yapıyorlar. Yaptıkları açıklama Anayasa Mahkemesinin önünde değil, açıklama yaptıkları yer ile Anayasa Mahkemesinin arasında dört şeritli bir yol var ve hatta Ahlatlıbel Parkı'nın otoparkının içinde yapıyorlar. Değerli arkadaşlar, bu öğretmenleri karga tulumba, âdeta düşman hukukunu uygulayacak şekilde ve ellerine ters kelepçe takarak gözaltına alıyorlar. Ya, böyle bir anlayış, böyle bir vizyon olur mu? Öğretmenlerin hakkına düşen de ters kelepçe oldu. Hele, ismini vermeyeceğim -başındaki İçişleri Bakanının talimatıyla hareket eden bütün polisleri de kastetmiyorum- biri var ki her eylemde provokatörlük yapan; onunla ilgili de arkadaşlarımız suç duyurusunda bulunacak. Ahlatlıbel'den Anayasa Mahkemesi doğru düzgün gözükmüyor bile, orada eyleme bile müdahale ettiler. Sonra, değerli arkadaşlar, bakın, düşman hukuku... Sayın Elitaş da dinliyorsa diyorum ki: Bunu yapanlara yuh olsun! Yani AKP'ye yuh olsun, yuh olsun, yuh olsun! (CHP sıralarından alkışlar) Bunlar öğretmen, değerli arkadaşlar.
Sonra ne oldu? Sonra, bir televizyon kanalında biri, ekmekle ilgili bir söz söyledi, ekmekle ilgili söz söylediği için gözaltına alındı. Baktılar ki bunu da tutuklayamayacaklar: "Yolda giderken gerekçeyi değiştirelim." Ne yaptılar? Cumhurbaşkanına hakaret! Değerli arkadaşlar, müflis tüccar eski defterleri karıştırır, müflis iktidar eski "tweet"leri karıştırır. (CHP sıralarından alkışlar) Adamın "tweet"inden suç buldular. Yahu insaf! Vallahi utanıyorum, vallahi billahi utanıyorum. Türkiye'de ne kadar muhalif varsa herkes düşman! Türkiye'yi tam bir cehenneme çevirdiler. Celal Şengör'e düşman, Gülşen'e düşman, caza düşman, saza düşman, kendi dışında herkese düşman bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, şimdi bu gelen madde, 10'uncu madde aslında bizim desteklediğimiz bir madde.
METİN GÜNDOĞDU (Ordu) - Kendi düşmanlıklarınızdan da bahset biraz...
VELİ AĞBABA (Devamla) - Bu konuyla ilgili hem yerel sendika hem de TÜM BEL-SEN uğraştı ve en son Hükûmet, gündemine alarak af gibi bir şey getirdi. Ancak bunun yeterli olmadığını söylemek istiyorum. Bu yeterli değil, devamlı da değil.
Maalesef AKP 2 tür memur yaratmış durumda. Bir memurun toplu sözleşme hakkı var, zaten grev kimseye yok ama hem özel idarelerde hem de belediyelerde çalışan bu memurların toplu sözleşme hakkı da yok. Değerli arkadaşlar, toplu sözleşme hakkı da yok, maalesef mevcut 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 32'nci maddesinde yerel yönetimlerde çalışan memurların toplu sözleşme hakkına sahip olmadığı açık açık belirtilmiştir ve maalesef bunu hakeme bile götüremiyorlar.
Değerli arkadaşlar, karşımızda -zaten kamuda birçok 4/B, 5/B, 3/B, taşeron vesaire var- kamuda 2 çeşit memur yaratılmış durumda. Burada da söylemek istiyorum: Bu insanlara mutlaka toplu sözleşme hakkı tanınmalıdır ama ayrıca, memurlara grev hakkı da mutlaka tanınmalıdır. Grevsiz toplu sözleşme hakkı, silahı olan ama mermisi olmayan asker gibidir. Maalesef yirmi yıldan beri bir arpa boyu yol gidilememiştir. Nasıl ki 2010 referandumunda "Sendika, sendika, sendika." dediler ama maalesef sadece yandaş sendikaların büyüdüğü, özgür sendikacılık yapmaya çalışan sendikaların maalesef yok olduğu bir dönemi hep beraber yaşıyoruz.
Tabii, yirmi yıldan beri değerli arkadaşlar, memurlar -yeri gelmişken söyleyeyim- yoksulluk sınırının tam 15 bin TL altında yaşamlarını sürdürmeye çalışmakta, 9.105 TL en düşük memur maaşı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VELİ AĞBABA (Devamla) - Başkanım, hemen topluyorum.
BAŞKAN - Ama ilave süreyi dün kullandınız Sayın Ağbaba, yerinizden kullandınız dün ilave süreyi.
Buyurun, devam edin, tamamlayalım.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Ben ilginize çok teşekkür ediyorum Başkanım, sağ olun.
Tabii, maalesef değerli arkadaşlar, AKP iktidarı, AKP sözcüleri maşallah -onlara "Maşallah!" demek lazım- yalanları doğru gibi söylüyorlar, en son kendileri de inanıyorlar.
Şimdi bu torba kanunla getirilenlerde birkaç tane desteklediğimiz şey var ama birçoğu tartışılmadan, görüşülmeden alınmış kararlar. Hele hele bu cemevleriyle ilgili alınan karar var ki -biraz önce ifade etmeye çalıştım- bir tane Alevi örgütü temsilcisi yok, bir tane Alevi örgütü temsilcisiyle görüşülmeden bir yasa hazırlanıyor. Şunu şuradan ifade etme istiyoruz değerli arkadaşlar, hiç kimse hiç kimsenin inancının sınırlarını çizme, "Sen şuna inanacaksın." deme hakkına sahip değildir; herkesin inancı vardır ve herkes kendi inancını yaşamakta özgürdür; bir kişi bile bu memlekette "Benim ibadethanem bu." diyorsa, bizim için sözün bittiği noktadır. Çok küçük bir virgül değişikliğiyle bu değiştirilebilir, kanunda "cami, kilise..." den sonra ", cemevi" demekle bu değiştirilebilirdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VELİ AĞBABA (Devamla) - Bunu da inşallah, kısa zamanda, biz iktidarımızda yapacağız.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)