| Konu: | Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 12 |
| Tarih: | 26.10.2022 |
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Değerli milletvekili arkadaşlarım, Plan ve Bütçe Komisyonu "torba kanun" terimini rahatsız edici bulmuş. Bu kanun teklifiyle en az 6 farklı komisyonun görev alanındaki 21 farklı kanun ve 3 kararnamede değişiklik yapılıyor. Şimdi, biz buna torba kanun demeyelim de ne diyelim? Üstelik, her bir maddesine bakınca bu mevcut ucube sistemin tıkandığını ve her arıza yaptığında da pansuman yaparak, yama yaparak devam ettiğinizi görüyoruz. Burada, 50 küsur maddeye baktığımızda da aynı şeyi görüyoruz. Bu yüzden, bu aslında bir torba yasa da değil, bu bir yamalı bohça yasasıdır.
Getirilen düzenlemelere de baktığımızda; olumlu düzenlemeler var, yanlış düzenlemeler var, eksik düzenlemeler var. Yanlış olanlardan başlayalım. Teklifin genel gerekçesinin daha ilk cümlesinde şöyle bir ifade var; dünya genelindeki fiyat artışına paralel, ülkemizde de fiyat artışı olmuş. Bu, yanlış bir değerlendirmedir. Türkiye'deki ekonomik kaosun dünyada başka hangi ülkede var olduğunu da söyleyeyim. Başka ülkelerde yüzde 5-10 olan enflasyon bizim ülkemizde yüzde 100-150-200'lerde. Bizim paramız dolar karşısında savaştaki Ukrayna'dan bile daha fazla kötüye gitti, Ukrayna para birimi bile bizimkinden daha fazla değer kazandı. Türkiye'deki ekonomik krizin dünyaya endeksli olduğu, ülkemizdeki kötü ekonomi yönetiminden olmadığı koca bir yalandır. Yine, metnin devamında "Çalışanlar enflasyona ezdirilmedi." ifadesi ise kuyruklu bir yalandır. TÜİK'ten sipariş ettiğiniz enflasyon rakamları var ya, gerçeğin yarısı kadar olan, işte o rakamlara göre işçiye, memura maaş artışı yapıp sonra da artan vergi dilimleriyle o verdiğiniz zamları da geri alıyorsunuz. Sayın Kılıçdaroğlu dün söz verdi: "Çalışanlar için vergi dilimlerindeki mağduriyeti gidereceğiz."
Bu, damga vergisini neden kaldırmıyorsunuz mesela? Getirdiğiniz teklifin metninde, ilk cümlede yazmışsınız: "Gelişen teknoloji ve uygulamada görülen farklılıkların ortaya çıkardığı ihtiyaç" diyor. O zaman 1'inci maddede de damga vergisini kaldırsaydınız. Çünkü hangi çağda yaşıyoruz? Yine, Sayın Kılıçdaroğlu dün söz verdi: "Çalışanlardan damga vergisini kaldıracağız." Siz çalışanları her türlü vergi yükü ve enflasyonla ezerken 4-5 yerden maaş alan saray beslemeleri var ya, her türlü vergiden muaflar. İşte Erdoğan imzalı, bu, 10 Nisan 2020 tarihindeki 2393 sayılı Kararname'de, bu, 2'nci, 3'üncü maaşların da vergilerini kendi kurumlarına ödeteceği yazıyor. İşçiye, memura gelince yok, çiftçiye de yok. Şu 53 maddenin bir yerinde de "Çiftçiler de şundan muaf: Bankalara kredi borçları." ya da "vergi borçları" deseydiniz ya, demezsiniz.
Mesela fındık üreticisi yüzde 3,18 hizmet bedeli ve borsa kesintisi ödüyor. Sizin verdiğiniz fındık fiyatından şu anda 10 lira aşağıya fındık satıyorlar, bari kiloya 1,5 lira bir yardımınız olsaydı. Mesela 2/B arazilerini üreticilere bedelsiz verseydiniz. Ama bunları yapıyor musunuz? Yapmazsınız çünkü çiftçi sizin ilgi alanınızda değil. Siz, Cengiz'in vergi borçlarını affedin, havaalanının ödemelerini öteleyin, çiftçiyi ise görmezden gelmeye devam edin. Vaktizamanı gelince onlar da sizi görmezden gelecek, merak etmeyin.
Yine, yanlış olan bir düzenleme: AKP iktidarlarının en belirgin uygulamalarından biri kıyı yağmasıdır. Yeni bir kapı açıyorsunuz, Kamu İhale Kanunu'na göre, kamu kurumu ecrimisil bedeli ödemez. Bu düzenlemeyle, Bakanlık döner sermaye iştiraki olan şirketlere de ecrimisil ödememe hakkı tanınıyor. "İşte, efendim, bunlar ücretsiz tesis, halk da yararlanacak." falan ama kazın ayağı öyle değil, ben o tesislerde, 50 kuruş olan suyun 6 liraya satıldığını bu Bakanın döneminde gördüm.
Bu kanunda doğru olan ama eksik olan şeyler de var. Mesela, tıp fakültesi ve diş hekimliği fakültesi öğrencilerine yapılan şeyin, diğer sağlık hizmeti sınıflarına; hemşire, laborant, röntgen teknisyeni, eczacılar ve veteriner hekimlere de yapılması gerekiyordu.
Bir de bu metinde bana göre komik olan bir düzenleme var. Akaryakıt kaçakçıyla ilgili, Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığını görevli kılmışsınız. "Bunun neresi komik?" diyeceksiniz. Hemen anlatayım: Birçok ilde YİKOB, valilikler eliyle yapılan usulsüzlüklerin kurumsal tarafını temsil etmektedir. Mesela kendi ilimde, Ordu'da, o meşhur Ordu'nun derelerinde yapılan çakıl hırsızlığı kurumsal olarak YİKOB üzerinden yürümektedir. Süleyman Soylu'ya verdiğim önergeye verdiği şu cevapta... Bu usulsüz olduğu hâlde, YİKOB, Ordu'nun derelerinde çakıl hırsızlığına devam etmektedir. O yüzden, bu getirdiğiniz düzenleme de kaçak akaryakıtın tasfiyesiyle ilgili YİKOB'un görevlendirilmesi de kuzuyu kurda teslim etmektir. O yüzden, bizi de acı acı güldürmüştür.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)