| Konu: | Ankara'da Muhtarlar Evi açılışının yarattığı trafik sorununa, HDP vekillerine gelen ziyaretçilerin Meclise girişte yaşadıkları mağduriyete, Cumhurbaşkanının AK PARTİ grup toplantısında yaptığı konuşmaya, sınır ötesi operasyonlarda kimyasal silah kullanıldığına dair iddialara ve Cizre'de 30 Ekimde yapılması planlanan müzik festivaline ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 9 |
| Tarih: | 19.10.2022 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Önce Ankara'yla başlayayım. Bugün Ankara'da Muhtarlar Evi açılıyormuş. Sabah 07.00'den itibaren Ankara felç durumda, yaşam durmuş durumda. Biz de Meclise gelirken aynı manzaraya tanıklık ettik. Neymiş? Muhtarlarla toplantı varmış. 40 bin muhtar geldiği söyleniyor, hatta her muhtara biner lira da maddi bir yardım verilmiş. Bunun toplamasını iktidar iyi yapar galiba. Bu Muhtarlar Evi açılacak diye insanlar işine gidemiyor, hastaneye gidemiyor, çocuklarını kreşe bırakamıyor. Şu anda da Kızılay tamamen yaşamı durduran bir yönetim tarafından yönetiliyor. Açıkçası yani yaşamı felç etmek mi yönetim? Bu iktidar bu yaşamı felç ediyor ve bunun adı yönetmek değil. Aslında "totaliter rejim" derken "tek adam rejimi" derken bunu her fırsatta gösteriyorlar.
Diğer bir husus aynı konuda, bugün ziyaretçilerimiz vardı her gün olduğu gibi; geldiler, isimleri ve kimlikleri önemli değil. Çok vahim bir şey öğrendim gelen ziyaretçilerden, bir buçuk saat bekletildiler falan. Birinin çantasında kitap varmış, görevli demiş ki: "Bu, siyasi bir kitap mı?" O da demiş ki: "Hayır, siyasi bir kitap değil, benim notlarım." Bir de dosya var, vekillere verilmek üzere. "Bu dosyalar neden 1 tane değil, 2 tane?" Demiş ki: "Çünkü vekillerle görüşeceğim, onlara veriyorum." Üçüncü anekdot: "Randevumuz var." demişler çünkü çok bekletildiler, ben de onları bekledim. Demişler ki: "Randevunuzun olması önemli değil, önce Cumhurbaşkanı girecek." Bunları yorumlamaya gerek var mı? Siyasetin yapıldığı Mecliste "Siyasi kitap mı?" diye sorulan bir soru.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Cumhurbaşkanı Kızılay'da bir açılış yapacak diye yüz binlerce insanı mağdur eden, yaşamı felç eden bu iktidarın miadı çoktan dolmuştur. Bunu bir kez daha ifade edeyim.
Diğer mesele, bugün Erdoğan grup toplantısında konuştu, hakikaten dehşetle izledik, bilmiyorum, grubu da oradaydı, alkışlıyorlardı. Ne dedi? "PKK'liler 5-10 çocuk yapıyor." dedi. Önce "Kürtler" diyordu, şimdi örgüte bağladı. Kürtlerin tamamına "Siz örgütsünüz." dediler aslında "PKK'lisiniz." dediler. Bunu da geçtim, bu bütün Kürt halkını terörist olarak görmenin, düşman olarak görmenin, bilinçaltının yansımasıdır. 2006'da aynı Erdoğan şunu demişti: "Çocuk da olsa kadın da olsa gereğini yerine getiririz." "Kürt düşmanlığı" dediğimiz işte budur. Soylu "Daha önce Kürtler 10-15 çocuk yapıyorlardı, şimdi 5-6 çocuğa düştüler." dedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Kürtleri sürekli bir nüfus mühendisliği altında gören kafalar dönüp baksın geriye hangi çöplükteler acaba.
İkincisi; kadınların bedenine, çoğalmasına, üremesine dönük sürekli bu dil uzatma hadsizliğini lanetliyorum. Kadınlar çocuk yapıp yapmamaya kendileri karar verir. Bu, aile meselesidir ya. Bir Cumhurbaşkanı çocuk yapma sayısına neden karışır bunu anlamak mümkün değil.
Ve tabii ki şunu da biliyoruz, Erdoğan örgüt mensuplarının PKK'lilerin çocukları olmadığını çok iyi biliyor. Kürt nüfusunu kastederek nasyonal bir söz kuruyor aslında, bunu Kürtler anladı ve partisine dâhil ettiği, devlet katındaki ortakları olan ulusalcılara da tabii ki selam çakıyor. Çok çocuk sahibi olmayı bir terör faaliyeti olarak görüyor ya! Bundan ötesi yok. Bu ırkçı bir kafadır, bu Kürt düşmanı bir kafadır, bu bir nefret dilidir; kınıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Kürt halkı da bu nefret dilini ve Kürt düşmanlığını çok iyi anlıyor ve yorumluyor. Mesajlarını aldık ama cevabımız daha çok direnmektir, çözüm konusunda, demokratik siyasette daha çok ısrar etmektir, gerçek bir eşitlik ve kardeşlik için mücadele etmektir; bizim karşı cevabımız budur. Bu nasyonal kafayı da çok iyi anlıyoruz.
Sayın Başkan, çok önemli bir mesele daha var. Dünden bu yana sınır ötesi operasyonlarda kimyasal kullanıldığına dair görüntüler, iddialar, videolar, açıklamalar peş peşe kamuoyuna yansıyor. Bunlar yokmuş gibi hiçbirimiz davranamayız. Siyaset erki ve Parlamento sorumluluk almak zorunda ve bunun cevabını bulmak zorundayız. Dışişleri Bakanlığı henüz bir açıklama yapmadı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Gerçi genelde susmayı tercih ediyorlar. Dışişleri Komisyonu bir araştırma yapmalıdır. Kamuoyunu ikna edici bir açıklama gerekiyor bu konuda. Dün Merkez Yürütme Kurulumuz da bir açıklama yayınladı ve iddiaların defaatle, hızla soruşturulması gerektiğini söyledi. Açıkçası bu çok önemli bir meseledir. 29 Nisan 97'ye kadar imzaya açık olan Kimyasal Silahlar Sözleşmesi'nin uygulanması ve kimyasal silahların takibi için bağımsız olarak 97'de OPCW kuruldu ve Türkiye 97'de bunu onayladı. Kimyasal Silahlar Sözleşmesi, tüm kitle imha silah kategorisini ortadan kaldırmayı amaçlayan uluslararası bir anlaşmadır ve faaliyet alanı, içeriği oldukça kapsamlı olup imzacı tüm ülkelerin bu akde uyması zorunludur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Tabii ki kimyasal silahların yok ediciliğini ve zararını anlatmayacağım, bunu hepimiz gayet iyi biliyoruz ama buna ilişkin uluslararası alanda da çokça açıklama, rapor, parlamentolarda tartışma yapıldığını biliyoruz. Kimyasal silah kullanımı Cenevre statüsüne göre insanlığa karşı bir suçtur. Bu iddiaların bir an önce araştırılması, varsa sorumluların ortaya çıkarılması Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeler gereğidir ve aynı zamanda insanlık görevidir.
Sayın Başkan, uzattığımın farkındayım, affınıza sığınarak son olarak...
BAŞKAN - Tamamlayınız efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bir festival daha yapılıyor Kürtlerin kemikleri üzerine. Evet, Sur'dan sonra şimdi Cizre'de festival kararı alınmış. Cizre'yi bir hatırlatmak istiyorum, bu Parlamentoda çokça konuştum: 14 Aralık 2015'te ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında, yetmiş dokuz gün içinde 177'si vahşet bodrumlarında olmak üzere 288 kişi öldü, katledildi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Yedi yıl geçmesine rağmen hâlâ 14 kişinin cenazesi bulunamadı. Kayyum atandı, sonra molozlar Dicle Nehri kenarına döküldü ve orada uzuvlar bulundu, molozlar içinde insan vücuduna ait uzuvlar bulundu. Bu molozların döküldüğü alan "Mem U Zin Parkı" adıyla parka dönüştürüldü. Yedi yıl sonra, şimdi Şırnak Valiliği, Cizre Kaymakamlığı ve Cizre Belediyesi kayyumu 30 Ekimde bir müzik festivali yapacakmış. Yani cenazeler üzerinde tepinmek ve eğlenmek anlamına geliyor. Her şeyden önce bu, ahlaksız bir girişimdir. Bu girişim derhâl durdurulmalı ve festival iptal edilmelidir.
Bugün arandık, Hacer Arslan'ın cenazesi orada, annesi aradı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Annesi Hezni Arslan aradı "Yedi yıldır bulamadığım kemiklerin üzerine festival yapılacak, bunu iptal etsinler." dedi. Şimdi, bu acılı ailelerden iktidar ne istiyor gerçekten? Bunu soruyoruz. Hangi yüzle, hangi vicdanla bu şarkılar söylenecek, festivaller yapılacak bu kadar festival yasaklanmışken? Kürt halkının acılarıyla dalga geçiliyor, Kürtler bunu da zaten böyle algılıyor.
Son olarak, bu festivale sponsor olan iş insanlarına sesleniyorum: Bu ahlaksızlığa nasıl ortak olabilirsiniz? Kürtlerin katledildiği bu alanda, üstelik hâlâ cenazelerin bulunmadığı bir yerde eğlence düzenlemek hangi vicdana sığar?
Sanatçılara, şarkıcılara sesleniyorum: Lütfen, bu acılı ailelerin acıları üzerinde tepinmeyin, bu suça ortak olmayın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Cizre Festivali iptal edilmelidir.
Teşekkür ediyorum.