| Konu: | Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez'in, Amasra'da yaşanan maden kazasına ilişkin Yürütme adına gündem dışı açıklaması nedeniyle CHP Grubu adına konuşması |
| Yasama Yılı: | 6 |
| Birleşim: | 8 |
| Tarih: | 18.10.2022 |
CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 14 Ekim Cuma günü saat 18.15 sıralarında meydana gelen grizu patlamasında 41 emekçi, 41 kardeşimiz hayatını kaybetti. Öncelikle onlara Allah'tan rahmet, acılı ailelerine ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum.
Benim için zor bir konuşma. Soma faciasından önce çıkıp "Soma'da bir şeyler olabilir, uğurladığımız madenciler son birkaç aydır çok farklı şikâyetlerde bulunuyorlar." demiştik; o gün "O maden Türkiye'nin ve dünyanın en güvenli madenlerinden biridir." cevabını almıştık. Kurulmayan komisyon, faciadan iki hafta sonra oy birliğiyle kurulmuştu. Orada Yılmaz Tunç'la beraberdik, o günden bugüne o komisyondan geriye Yılmaz Tunç, ben ve Erkan Akçay kaldık. Bugün bir daha böyle bir konuşmayı yapıyor olmak gerçekten benim için çok üzüntü verici, çok can sıkıcı.
Eğer Anayasa değişmeseydi, Sayın Bakan burada mutlaka oturuyor olacaktı -bugün değilse yarın- bir siyasi denetim hakkıyla gensoru verecektik ve onu sorgulayacaktık. Rejime kasteden Anayasa değişikliğinden sonra, elimizde kala kala hep birlikte esnettiğimiz gündem dışı konuşmada söz aldı. Bütün dünyada gündem Amasra, bu Mecliste gündem dışı konuşmayla konuşabiliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Kendisi elbette "Ben miyim her şeyin sorumlusu?" diyecek. Bence değilsiniz. "Benim, ben; her şeyi ben yaparım." diyen var ya, sizi de atayan; aslında her şeyin sorumlusu o ama şu anda muhataplık ilişkimiz sizinle.
Siz 20 Eylül günü bu madeni ziyaret ettiniz ve şu cümleyi kurdunuz faciadan yirmi dört gün önce: "2013'te Soma kazasının ardından aldığımız tedbirlerden sonra iş kazaları bıçak gibi kesildi." Bıçak gibi kesmekten ne anlarsınız? Sıfır, olmayacak. Peki, kaç olmuş? Mesela 6 madenci öldüyse bıçak gibi kesilmemiştir, ya 60 öldüyse? Sayın Bakan, Soma'dan bugüne 673 madenci öldü Türkiye'de. 2 tane Soma daha oldu, 2 tane de Amasra oldu Soma ile Amasra arasında. Ve haberinizin olmadığı ortada ki o saydığınız işler, mesela 2 maaş, iki gün hafta tatili; onu hep beraber yaptık ama onlar, 1.500 madenci kaymakamlığın önünde oturup da iktidarınızı protesto ederken içlerinden seçilen 10 kişinin götürdüğü taleplere Recep Tayyip Erdoğan'ın "Tamam." demesiyle oldu. Arkadaşların canıyla, kendi mücadeleleriyle ve birbirlerine acıları üzerinden bağlanmış namuslu bir mücadeleyle kazandılar. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan, bunu hiç gördünüz mü bilmem, altında grubunuzdan da ittifak ortağınızdan da milletvekillerinin imzası var. Bu, Soma Raporu, 131 maddede ortaklaştık ve 111 öneri var içinde; sizin saydıklarınızın hiçbiri burada yok, burada söylenenlerin de gerçek anlamda hiçbiri hayata geçmemiş. Ben bunun takibini yaptım Bülent Başkan. Nasıl yapar muhalefet bunun takibini? Soma Raporu yayınlandıktan bir sene sonra 56'sını birine, Süleyman Soylu'ya, o tarihte Çalışma Bakanıymış, 55'ini de Berat Albayrak'a sormuşum, Enerji Bakanıymış. Ne yaptınız bu 111 maddeyi? Tık yok. Cevap verilmeyen önergeler listesinde duruyor bunlar çünkü bir şey yapmadınız, yapılmadı. Size bu Meclisin verdiği görevi, ödevi yerine getirmediniz. Bakın, orada söylenenlerden yani "Maden ayrı bir bakanlık olsun."dan tutun "Kömür kanunu çıkarılsın."a... Ama içinde bir sürü var. Mesela, diyor ki: "Eski imalatlarda mutlaka ölçüm cihazları olsun." Ve diyor ki: "Havza madenciliği olsun, hepsi bir haritada olsun ve bir bütün olarak ele alınsın." Bakın, o yapılsaydı ne olurdu? Yetişir yetişmez, Soma Raporu'nun gereği Soma'dan önce yapılsaydı Soma olmazdı; Ermenek kesin olmazdı. Neden? Ermenek'te iki şey vardı: Bir, eski imalat, içi su dolu ama yer altı kadastrosu yok, işlenmemiş ve köstebek gibi ilerlerken, gidip o eski madeni patlattı da sular geldi. Hani, diyor ya: "Benim evladım yüzme bilmez, nasıl yaşayacak?" O ağlayan ananın, ayağında lastik ayakkabılı babanın feryadı, bu komisyonun raporu yapılsaydı olmazdı. Orada diyor ki: "Seri havalandırma yasaklanmalıdır." Genel olarak yok ama paralel havalandırmanın seriye döndüğü bir sürü durum var, birazdan anlatacağım, benden duyacaksınız ama yarın komisyon kurulursa sonunda oraya geleceksiniz ve yüz yüze bakacağız.
Şimdi, şunu izah etmek isterim: Muhalefet partilerinin ayrı ayrı karşı oyları var, çok daha ileri önermelerimiz var, hiçbiri de yapılmamış.
Şimdi, gelelim "Ya, ben miyim sorumlusu?" Yok, sizden önce 3 sorumlu söyleyeyim ben: Recep Tayyip Erdoğan, Berat Albayrak, Binali Yıldırım. Neden sorumlu bu beyler? Bu beyler üçlü kararnameyle Kazım Eroğlu'nu bu kurumun başına getirmekten sorumlu, Genel Müdür yapmaktan sorumlu. Kazım Eroğlu kim? Kazım Eroğlu, Kozlu maden kazasında 8 işçi öldü ya, o işten dört yıl hapis cezası almış ihmali yüzünden, kusuru yüzünden. Sonra o ceza iyi hâlden -kravat taktı diye- üç yıl dört aya, sonra 24 bin lira para cezasına... Sonra kendisini buraya atamışsınız, maaşından taksit taksit kesmişsiniz, ayrıca çifte maaş da bağlamışsınız, aynı zamanda Genel Müdür de yapmışsınız. Şimdi o, hâlen görevde ama "Amasra'nın sorumlusu kim?" derseniz, üçlü kararname ama "Bir isim söyle." derseniz Recep Tayyip Erdoğan, bu adamı oraya atayan. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, Soma'da sizin ettiğiniz beylik laflar edildi burada. "Hesap soracağız, takipçisi olacağız." Allah var ya, siz onu bile demediniz, partinizin sözcüleri söyledi bunu. Ama Soma'da nasıl takip ettiniz biliyor musunuz davayı? Soma'da mahkemede önce namuslu, dürüst, genç bir hâkim vardı -bütün analar ondan razı, tir tir titriyordu karşıda sorumlular- ilk önce ona kafaya taktılar, karara giderken davayı karara bağlamadan güya terfi ettirip İzmir'de bir mahkemeye atadılar. Yerine Elbistan'da ölenleri suçlu bulan hâkim geldi, hızla karar verdi. Verdiği karar "Taksir." Gitti Yargıtaya, 12. Daire dosyayı aldı, bir bozma yazdı ki imrenirsin. Ne yazdılar biliyor musunuz? 5-0. "Ya, olası kasıt bu dosyada yoksa nerede kullanılacak." demiş. "Ne taksiri" diyor, olası kasıt, olası kasıt. 5-0 bozdular.
Ne yaptınız biliyor musunuz? Davayı takip ettiniz hakikaten. Ben o mahkeme salonunda 22 blok, 74 duruşmanın tamamına gittim, biriniz gelmediniz ama o davayı Yargıtayda takip ettiniz. Nasıl yaptınız biliyor musunuz? O, 5'inden 3'ünü alıp yerine Kenan İpek'i -bir ara Bakanlığınızı dahi yaptı ara dönemde- HSK Genel Sekreteriniz Fuzuli Aydoğdu'yu, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Mustafa Yapıcı'yı özel görevle 12'ye yolladınız. Sonra usulden çok olmadığı hâlde, altı ay bekleyip itiraz ettirdiniz karara, savcıya. Bunlar 3'e 2 onu bozup "Taksir tamamdır, hepsi dışarı." dediler ya.
BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Yazıklar olsun!
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Öyle takip ettiniz duruşmayı ve bu gelinen noktada Soma'da cezasızlık var. Soma'dan 2 kişi cezaevinde, namusu gibi o aileleri bilaücret, gece gündüz savunan Selçuk Kozağaçlı ile Can Atalay dışında Soma'da tutuklu yok, hükümlü yok. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)
Şimdi, maden mühendisleri... Dünya kadar şikâyet alıyoruz. "Tedbir aldık." diyorlar ya, hakikaten almışlar. Ne tedbiri almışlar biliyor musunuz arkadaşlar? Facia olmasın diye tedbir almamışlar, facia olunca buraya bizim kontrolümüz dışında gerçekleri ortaya çıkaracak kimse sızmasın diye almışlar. Maden Mühendisleri Odasının barikatları aşamadığı, AFAD tırına giremediği ancak bizimle birlikte girdiğinde bir iki bilgi sahibi olabildiği, konuştukları herkesin tir tir titreyerek "Konuşmak yasak Başkanım." dediği bir iklim sürüyor Amasra'da.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Ve örneğin o madende sorumluluğu olanlardan herhangi biri, o gün patlamasaydı da 41 kişi ölmeseydi de giderken 1 kişiyi trafik kazasında çarpıp öldürseydi mahkeme ölümlü kazaya sebebiyet verdiği için yüzde 99,5 tutukluluk tedbirine başvuracaktı. Kardeş, 41 can ölmüş ha, civciv değil; 1 gözaltı yok, 1 tutuklama yok, 1 görevden el çektirme yok, 1 açığa alma yok; yazıklar olsun, gelip de burada pişkinlik yapmak var! (CHP, HDP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - 1 istifa yok, istifa!
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Şimdi, o 6 savcıya da o Denetleme Kuruluna da görevinizi yapın diyorum ama sizde şu kadar onur varsa istifa edin diyorum, istifa edin! (CHP, HDP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, ölmemeleri gerekirken nasıl öldüklerini dinlediniz. Ben maalesef nasıl öldüklerini anlatacağım. İşte gizli plan, madenin planı, olayın olduğu yer. Burada bir grizu patlaması oluyor, patlamanın şiddeti buradaki 5 kişiyi öldürüyor, 5 şehit burada. Sonra duman buradan çıkıp buradan gidecekken nasıl olmuşsa olmuş, bu patlama ve duman dönüp burada çalışan 36 işçimizi daha öldürmüş. Nasıl olmuş, biliyor musunuz? Biz buraya yazdık ya; beyefendi, yazdık ya: "Seri havalandırma olmasın." Seri, bir yerin çıkışının diğer yeri havalandırmaya gitmesidir. Paralel; burası ayrı havalanacak, burası ayrı. Buraya bir tane dandik kapı koymuşlar. O dandik kapı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Grizu patlamasında -liyakatsiz, ehliyetsiz ellerde- dumanı bu kapı keser -bir demir kapı koymuşlar- diye düşünülerek "Seri oldu bu, tamam." demişler. "Grizu 20 tonluk bir vagonu 15 metre ileriye kibrit kutusu gibi atabilen bir güç, kapı mı dayanır?" diyor Maden Mühendisleri Odası, "Kapı mı dayanır?" diyor işi bilenler. "Sen 2 havalandırmayı kapıyla yaparsan grizu yıkar geçer, bunu yapar." diyorlar; bu, burada yazıyor Sayın Bakan. Ben sizin yerinizde olsam bunu öyle kendime falan değil bu işi bilenlere başucu kitabı yapardım, o zaman belki üzerinizde bu 41 kişinin vebali olmazdı. Şimdi sizi bu kitap da kurtarmaz. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, tabii, burada düzgün bir ayrım yok ama ne yok başka? Şu yok: "Ya, böyle havalandırma mı olur?" diyen yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Denetimde gidip de "Bu kapı olmaz." diyen bir müfettiş yok. "Ya, seri havalandırmada kömür madenciliği mi yapılır?" diyen bir sendika yok ama sorumluluğu sendikaya yıkmayın, oradaki sorumluluğunuz da şudur: Artık bu madende bir iş güvenliği sendikacılığı, emek, alın teri sendikacılığı yerine bir yandaş sendikacılık var. Yandaşlaştırılmış, susturulmuş, ehlileştirilmiş, kullanılan bir sendikacılık var; onun da sorumluluğu yarattığınız sendikal düzendedir ve Amasra'da herkesin bildiği bir şey var: O kurumda bir yere geleceksen daha çok aşağılarda, AK PARTİ'nin ilçe binasından bir geçeceksin. Oralarda karar, oralarda tayin, oralarda terfi var; liyakat dışında, ehliyet dışında, ölüm için ne lazımsa var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Grizu patlaması için sayıyorsunuz ya: Oksijen lazım, metan lazım, ateş lazım. Grizu patlamasın diye sizin gibi bakanların olmaması, böyle bir Cumhurbaşkanının olmaması lazım. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler)
ARZU AYDIN (Bolu) - Ayıp ya!
BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Ne ayıbı ya, ne ayıbı ya; doğru söylüyor.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Son sözüm şu olsun: Bir yandan "fıtrat" diyorsunuz ya, bir yandan "kader planı" diyorsunuz ya, bakın, dönüp bakacaksınız; Soma gibi bir facia ne zaman olmuş? 1975 Hindistan; 375 madenci. Kırk yedi yıldır Soma'dan büyük bir facia Hindistan'da bile, dünyanın hiçbir yerinde yaşanmıyor; kömür madenleri için söylüyorum. Almanya'da bir kömür madenindeki -son maden şirketi- 1946'da arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son defa açıyorum Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - İngiltere'de 1973, Fransa'da 1974'ten beri kömür madeninde madenciler ölmüyor. Eğer Türkiye'de kömür madenlerinde madenciler ölüyorsa, yirmi yıldır yönettiğiniz bu ülkede, Bakan sizken, müsteşar sizken, müfettişler sizin emrinizdeyken ve bütün madenler için aslında böyle pırasa doğrar gibi yandaşlara ruhsat, ruhsat, ruhsat doğranıp dağıtılıyorken ölen her bir madenciden, her bir madenciden, her bir madencinin yetim kalan evladından, dul kalan eşinden, gözü yaşlı anasından siz mesulsünüz. Bu vebali, bu dünyada bu hesabı sizden biz, öbür dünyada Cenab-ı Allah soracak. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)