| Konu: | Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 103 |
| Tarih: | 15.06.2022 |
METİN İLHAN (Kırşehir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine partim adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Çok uzun ve yorucu süren bir pandemi döneminin ardından, bol bol alkışlamaktan başka bir şey yapmadığımız sağlık çalışanlarıyla ilgili, beklentilerden çok uzak olan kanun teklifini nihayet görüşüyoruz.
Kanun teklifiyle ilgili detaylar, kamuoyu önünde AKP'li siyasetçilerin her birinin ayrı bir şey söylediği ve hepsinin siyasetten sınıfta kaldığı bir süreçle başladı. Örneğin, TBMM'de aralık ayında Sayın Cumhurbaşkanı ve Sağlık Bakanı arasında trajik bir polemiğe neden olan ve Sağlık Bakanının "Siz izin vermeden ben söyleyebilir miyim efendim." dediği ve sağlık çalışanlarının da büyük bir umutla beklediği kanun teklifinin maddelerine bakıldığında, aralık ayında geri çekilen önergeden çok daha düşük sabit ek ödeme oranlarını içerdiğini görmekteyiz. Hekimlerimiz haklı olarak aylardır iş bırakma eylemi yapmaktalar ama maalesef, anlaşılan, Hükûmet seslerini duymamış veya duymazlıktan gelmiş.
Ayrıca, haklı beklentileri olmasına rağmen, diğer sağlık çalışanlarının taleplerini içeren herhangi bir girişimin de olmadığını belirtmek isterim. Sağlık ekip işidir, sizler bazı sağlık çalışanlarını unutur ve görmezden gelirseniz sağlık sisteminde zaman içerisinde mutlaka iş barışını bozan birtakım olumsuzluklar ortaya çıkacaktır.
Değerli milletvekilleri, sağlıkta kamucu anlayışın terk edilip ticari bakış açısının artarak gelişmesi, ülkemiz sağlık sistemi için uzun vadede oldukça büyük bir risk oluşturmaktadır. Bakınız, şehir hastanelerine dövize endeksli ödenen ve sözde devlet sırrı niteliği taşıyan, kendi yandaşlarına peşkeş çekilen bu milletin emeği ve alın terine gelince suspus olan iktidar kadroları, söz konusu hekimlerimiz ve diğer sağlık çalışanlarının ekonomik ve özlük hakları olunca aylardır oyalama taktiğini sürdürmektedirler.
Hükûmetin altı aydır oyalamasının nedeni kanun teklifinin maddeleri ortaya çıkınca anlaşılmıştır. Aralık 2021'deki teklifte, emekli pratisyen hekimlerinin ilave ödeme tutarını belirleyen gösterge 33.000'e, uzman hekimlerin 40.000'e çıkacakken yeni yasa teklifiyle sırasıyla 20.000'e ve 26.000'e yükseltilmiştir. Kısacası, pratisyen hekim emekli aylığında 3.050 lira, uzman hekim emekli aylığında 3.400 lira iyileştirme yapılacakken yeni yasa teklifiyle pratisyen hekimlere 1.600, uzman hekimlere ise 2.100 lira artış yapılacaktır.
Yine, Aralık 2021'deki düzenlemeyle pratisyen hekim sabit ek ödeme oranı yüzde 450'ye, uzman hekimlerinin yüzde 695'e, öğretim görevlilerinin ise yüzde 770'e yükseltilecekti oysaki mevcut yasa teklifinde ise sadece pratisyen hekimlerin sabit ek ödeme oranı yüzde 180'den yüzde 265'e yani beklenenden çok düşük bir oranda artırıldı. Tabii, bir de uzman hekim ve eğitim görevlilerinin sabit ek ödeme oranlarında herhangi bir artış olmamasını da özellikle belirtmek isterim.
Ayrıca, aralıktaki düzenlemede ödemeler sabit ek ödeme üzerinden düzenlenirken şimdiki yasa teklifinde ödemelerin performans ve sözleşmeli çalışma üzerinden artırılması öngörülmektedir. Böylece, sağlık sistemimizde yer alan ve büyük sorunlar yaşanmasına neden olan performansa dayalı ek ödeme uygulaması anlayışına olumsuz bir katkı da sunulmuştur.
Kanun teklifinde -bu kadar uzun süre bekletilmesinde kurnazca hesaplar yapıp- bazı sağlık çalışanları lehine neredeyse hiçbir değişikliğe yol açmayacak hükümlerin olduğunu görmekteyiz. Örnek verecek olursak, üzerine söz aldığım 6'ncı maddede yer alan, üniversite bünyesinde çalışan uzman hekimlerimiz için öngörülen ek ödemelerdeki yeni artışla ilgili mahsuplaşmanın yapılacak olması sağlık çalışanlarının gelirleri açısından önemli bir değişiklik sağlayamayacaktır. Dolayısıyla, bu madde içeriğinin, döner sermaye sabitinin yeterli oranda artırılması şeklinde düzenlenmesi gerekmektedir. İkinci bir örneği ise aile hekimlerimizde görebiliriz. Teklifte, aile hekimlerimizin uzmanlık yapabilmeleriyle ilgili görece bir kolaylık sağlanmaktadır ancak ekonomik krize bağlı olarak çok büyük artış gösteren cari giderleri sorunlarına çözüm bulmak adına hiçbir adım atılmamaktadır.
Özetle, şunu belirtmek isterim ki, yıllardır ardı arkası kesilmeyen ekonomik krizler sebebiyle yoksulluk sınırına gerileyen hekimlerin ve kamu eczacıları dâhil diğer sağlık çalışanlarının ekonomik durumlarının, özlük haklarının ve sağlıklı çalışma şartlarının sağlanması talepleri ne yazık ki yine sonuçsuz bırakılmıştır.
Gelin, Meclis olarak hep birlikte, hiçbir bahane üretmeden ve birilerinden icazet beklemeden halkın emaneti olan -hür iradesine sahip çıkıp- buradan tüm sağlık çalışanlarımıza ayrım gözetmeksizin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
METİN İLHAN (Devamla) - ...maaşlarında en az yüzde 100 artış yapalım ki pandeminin fedakâr kahramanlarına karşı üzerimize düşeni yerine getirmiş olalım.
Son olarak şunu belirtmek isterim ki, Hükûmet, siyasi bekalarını sağlamak amacıyla, ekonomik anlamda kendilerince temel kriter gördükleri dövizi stabil kılmak adına, ülkemizin kaynaklarını pervasızca, çeşitli adlar altında faizcilere üstü örtük bir şekilde peşkeş çekerken, hiç tereddüt etmezken söz konusu ülkemizin sağlık sistemi ve sağlık çalışanları olunca bin dereden su getirmektedir ama Hükûmet, şunu iyi bilsin ki, tüm sağlık çalışanları kendilerine reva görülen bu zulmün cevabını sandıkta mutlaka verecektir. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)