| Konu: | Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 103 |
| Tarih: | 15.06.2022 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sağlıkçıların özlük haklarında düzenleme ve en azından temel ücretlerinde artış talebi son yıllarda giderek artmıştı ve tüm toplumda geniş bir kabul görmüştü. Nitekim, Hükûmetiniz de bu konuda çeşitli çalışmalar yapacağını vadetmişti ve yıllarca verilen mücadelenin sonunda 2021 Aralık ayında bir teklifle geldiniz. Geldiniz, biz destek verdik, hatta oyladık burada. "Durun, bir eksiklik var." dediniz, biz de dedik: "Evet, daha kapsayıcı olması lazım." Yapamadınız. "Bize birkaç gün verin." dediniz, dosyaları aldınız, gittiniz. Bekledik, aylarca bekledik, yedi ay sonra, şimdi geldiniz.
Tabii, o beceriksizliğinizi, bekletmenizi, başarısızlığınızı bir kenara bırakıyorum ama gelen teklif, ilk teklifin üçte 1'i dahi değil, son derece eksik, son derece yetersiz bir teklif. Tabii, bir iyileştirme olması dolayısıyla elbette iyi ama iyileştirmeleri ancak ve ancak döner sermaye üzerinden yapıyor. Oysa biz sağlıkçıların temel ücretlerinde artış olmasını talep ediyoruz çünkü döner sermaye her ne kadar genel bütçeye alınsa da en nihayetinde sabit bir ücret değil ve daha da önemlisi emekliliğe de yansımıyor.
Çok daha önemlisi arkadaşlar, inceleme heyeti kuruyorsunuz. Niye kuruyorsunuz diye gerekçeye bakıyoruz. Efendim, ne? Danıştay iptal etmiş öncekini. Danıştay "Sen idare olarak yönetmelikle ödeme usullerini belirleyemezsin, bunu kanunla belirleyebilirsin." demiş, siz de getiriyorsunuz tekrar inceleme heyeti kuruyorsunuz. Peki, inceleme heyeti nasıl oluşacak? Kimlerden oluşacak? Hangi objektif kriterlere göre karar verecek? Onu yine yönetmeliğe gönderiyorsunuz. Yani size aslında bir yasa çıkarılıyormuş gibi yapılıyor, Danıştayın arkasından dolanıyorlar. Aslına bakarsanız Meclisi de hiçe sayıyorlar. Şikâyet ediyorum: Danıştayın "Kanunla yapabilirsiniz." dediği bir şeyi burada inceleme heyeti yazmış olmakla kanun yapmış sayıyorlar kendilerini. Oysa inceleme heyeti nasıl davranacak, belli değil. Beyler yönetmelik çıkaracaklar, iki dudaklarının arasında olacak bizim irademiz eğer geçerse bu kanun.
Peki, inceleme heyetleri ayrıca neye karar verecek biliyor musunuz? Disiplin durumuna. Yani "Çalışan personele döner sermaye verelim mi, vermeyelim mi?"yi tekrar bu kişinin, çalışanın disiplin durumuna bağlıyorlar. Şimdi, arkadaşlar, disiplin durumu Türkiye hâlâ bir hukuk devletiyse en azından kâğıt üstünde zaten suçtur. Bunun kanunlarımızda cezası vardır; uyarırsınız, cezalandırırsınız, maaşını kesersiniz vesaire. E, şimdi, bunu yaptığınız adamın bir de "Döner sermayesini keselim." diyorsunuz. Yani tekrar parayla terbiye etme gayreti.
Bakın arkadaşlar, sizin "disiplin durumu"ndan -tırnak içerisinde- ne anladığınızı çok iyi biliyoruz. Size benzemeyen, size biat etmeyen, sizin gösterdiğiniz sendikaya kayıt olmayan, sizin tarikatlarınıza üye olmayan herkes size göre disiplinsiz. Biz bunu çok iyi biliyoruz ve dolayısıyla da bunun üzerinden sanıyorsunuz ki döner sermayesini keserek biz bu kişileri terbiye ederiz. Bakın, ben hekimlik yaptığı sırada defalarca döner sermayesi kesilmiş bir hekimim. Disiplin uygulamasının, disiplin kriterinin buradan mutlaka çıkartılması lazım, hem Anayasa'ya aykırıdır hem de vicdanlara aykırıdır.
Bir diğer düzenleme, arkadaşlar, biliyorsunuz, Türkiye'de maalesef ciddi bir hekim kaybı var. Hekimler açısından bir kanama yaşıyoruz, ağır bir kanama yaşıyoruz ve doktor öğretim üyesi ve başasistan olma kriterinde daha önceki uygulamada alanda çalışmış olma, kadroda çalışmış olma koşulu varken şimdi bir yıl alanda çalışmış olma koşulunu yeterli görüyor. Son derece yanlış. Aslında, bu bir itiraf; eğitici seviyesinde, eğitim verebilecek doktor kalmadığının bir itirafıdır. Hani, Cumhurbaşkanı demişti ya "Giderlerse gitsinler, asistanlarla devam ederiz." İşte, bu o, asistan bitirecek, mecburi hizmete gidecek, nerede çalışırsa çalışsın bir yıl sonra gelecek, başasistan olacak veya doktor öğretim üyesi olacak ve siz o eğitimden kalite bekleyeceksiniz. Bu nereden kaynaklanıyor? Çünkü siz hekiminize değer vermiyorsunuz, hekiminizin yurt dışına gitmesini, istifa etmesini önleyemiyorsunuz; bu tip yöntemlerle herkesi ve tabii ki size göre size yakın olan, sizin suyunuza gidecek insanları başasistan, doktor öğretim üyesi yaparak da bu sorunu kendinizce çözmeye çalışıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Devamla) - Toparlıyorum.
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
MURAT EMİR (Devamla) - Demedi demeyin, böyle giderse seneye de "Tıp fakültesini bitirenler direkt başasistan olur." demek zorunda kalacaksınız. Bunun başka kaçarı yok.
Değerli arkadaşlar, şunu anlamamız lazım: Sağlık sistemi çökmüştür, insanlar randevu alamıyorlar, sanal kuyruklar oluşmuş durumdadır. Bir şekilde randevu alsa tetkiklerini yaptıramıyor. Hepinize geliyordur, aylar sonrasına tomografi, MR, EEG randevuları verildiğini hepimiz biliyoruz. Onu bulsa yatak bulamıyor. Bakın, daha dün, bir ambulans şoförü, en sonunda 3 hastane gezdikten sonra bir yoğun bakım bulamadığı için başka bir noktaya geldi ve kendisini ambulansa kilitleyecek bir eyleme girişti. Türkiye fotoğrafı bu, buradan bir şey anlayın, siz bunu yaşıyorsunuz zaten ama gelin, bunu, burada itiraf edin. Sağlık sistemi çökmüş durumda ve bu sağlık sistemini sağlık çalışanlarının emekleri ve özverileri üzerinden ancak buraya kadar yürütebilirsiniz. Dolayısıyla, beklediğimiz, emekliliğe yansıyan, sağlıklı, tutarlı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Devamla) - Affedersiniz, evet, son cümle.
BAŞKAN - Peki, selamlayın lütfen.
MURAT EMİR (Devamla) - Beklentimiz, kapsayıcı, tutarlı, sağlık çalışanlarının emeğinin hakkını bir nebze olsa bile veren doğru dürüst emekliliğe de yansıyan bir ücret artışıdır ve bu sağlık sisteminin genel olarak düzeltilmesi gayretidir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)