| Konu: | Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç'a yeni görevinde başarılar dilediğine, Azerbaycan Millî Kurtuluş Günü'ne, Tahir Elçi cinayetinin Diyarbakır Adliyesindeki yargılamasına, Enis Berberoğlu'nun tutuklanması sonucu 15 Haziranda başlatılan adalet yürüyüşüne, İzmir'in efsanevi Belediye Başkanı Ahmet Piriştina'nın ölümünün 18'inci yıl dönümüne, 15-16 Haziran 1970 büyük işçi direnişine, Erdal İnönü'nün eşi Sevinç İnönü'nün İstanbul'da VIP salonundan geçirilmemesine ve İçişleri Bakanının Jandarma teşkilatının 183'üncü kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmaya ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 103 |
| Tarih: | 15.06.2022 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben de söze bugün ilk kez görev yapmakta olan, seçildiğinde tabii, kendisini tebrik etmiştik ama tutanak altında bir kez daha yeni görevinde başarılar diliyorum Sayın Yılmaz Tunç'a ve kaliteli yasama yapabilmek için muhalefetin katkılarını almaya açık ve muhalefetle kurdukları ilişkilerde şeffaf ve adilane davranacaklarını ümit ediyorum ve başarılar diliyorum.
Bugün, 15 Haziran Azerbaycan'ın kurtuluş günü; bir kez daha Azerbaycan'ı kutluyoruz, Azerbaycan'ın bağımsızlığı, toprak bütünlüğü hepimiz için son derece önemlidir. "İki devlet, tek millet" anlayışı içinde bugüne kadar sürdürdüğümüz iyi ilişkileri Türkiye Cumhuriyeti olarak ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak daha da geliştirerek sürdürmeyi ümit ediyoruz.
Tahir Elçi cinayeti, 28 Kasım 2015'te işlenmişti, üzerinden yedi yıla yakın bir süre geçti. O günlerde hepimizin gözünün önünde işlenen bu cinayetin Diyarbakır Adliyesinde yargılaması devam ediyor, milletvekillerimiz davayı takip ediyorlar. Biz Türkân Elçi'nin şahsında bütün aileye, bütün Diyarbakır'a ve Tahir Elçi dostlarına bir kez daha acılarını paylaştığımızı ve adalet arayışlarında yanlarında olduğumuzu ifade etmek isteriz.
15 Haziran tarihi, Cumhuriyet Halk Partisi için son derece anlamlı bir tarihtir. Ne tesadüf ki o gün de nöbetçiydim, bu saatlerdi ve yanıma gelen bir milletvekilimiz kulağıma "Enis Berberoğlu'nu tutukladılar." dedi. İnanamadık, kendi ayaklarıyla mahkemeye gitmiş, defalarca gittiği mahkemeye bir kez daha gitmiş bir milletvekili. Anayasa'nın ilgili 83'üncü maddesindeki yapılamaz denilen dört işlem varken ve Anayasa değişikliği sırasında dokunulmazlıklar kaldırıldığında yeniden seçilmeyle yeniden dokunulmazlık kazanılacağı ve yargılamanın devamının ancak yeniden dokunulmazlığın kaldırılmasıyla mümkün olacağı o gün de Meclisin Başkanı olan, dönemin Anayasa Komisyonu Başkanı tarafından tutanaklara açıkça bakılmazken tutukladılar. Ayağa kalktım, bir saat ara istedim, grubu yukarıda topladık ve dedik ki: "Herhangi bir tepki veremeyiz." Genel Başkanımız Genel Merkeze davet etti grubu, buraya geldim ve oturumu yöneten Başkana şunu dedim: "Bugün gidiyoruz, öyle bir tepki vereceğiz ki bir milletvekilini anayasal güvenceye rağmen, yapılamaz 4 işlem; tutulamaz, tutuklanamaz, sorgulanamaz, yargılanamaz maddeleri varken gidip de tutuklamak neymiş göreceksiniz."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Unutulmayacak bir tepki vereceğiz." dedik, buradan çıktık ve 15 Haziranda "adalet yürüyüşü"nün kararını aldık, "adalet yürüyüşü"ne başladık; 14 Haziranda kararını aldık, 15 Haziranda "adalet yürüyüşü"ne başladık. Elinde sadece bir kelime "adalet" yazılı bir pankartla Güvenpark'ta tek başına önce bir adım attı, sonra bir adım daha attı, yürümeye başladı, koşar adım yürüyerek İstanbul'a doğru harekete geçti. Tek başınaydı, onlar oldu, yüzler oldu, binler oldu, milyonlarla İstanbul'a girdik. Buraya döndüğümüzde süre ve kilometre olarak dünyanın en uzun protesto yürüyüşünü gerçekleştirmiştik, bir kişinin burnu dahi kanamamıştı, bütün provokasyonlara kulak tıkamıştık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - IŞİD'in bombalı aracı kilometreler kala durdurulabilmişti ama bizi durduramamışlardı; o yürüyüş devam ediyor. "Dünyanın bütün nehirleri, adalete susamış bir insanın susuzluğunu gidermeye yetmez." Yetmeyeceği için yürümeye devam ediyor Genel Başkanımız. Tüm adaletsizliklere son vereceğimiz bir sandık önümüze gelip de bütün bu adaletsizliklerin müsebbibi bu iktidar gidip halkın iktidarı kurulana kadar yürümeye devam edeceğiz Sayın Başkanım.
İzmir'in efsanevi Belediye Başkanı Ahmet Piriştina'yı ölümünün 18'inci yıl dönümünde bir kez daha saygı ve rahmetle anmak isteriz.
Bugün, "15-16 Haziran 1970 büyük işçi direnişi" olarak bilinen, İstanbul'da DİSK öncülüğünde gerçekleştirilen eylemlerin yıl dönümüdür. Bu eylemlerin yıl dönümünde bir kez daha Türkiye işçi sınıfını, emekçi sınıfını saygı ve dayanışma duygularımızla selamlıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Burada iki rahatsızlığı, iki şikâyeti dile getirerek son vermek isterim sözlerime.
Birincisi; Sayın Sevinç İnönü bize aktarmadı, bugün bir köşe yazarı başka kaynaklardan öğrenmiş, yazmış, o sayede öğrendik. İsmet İnönü'nün oğlu Erdal İnönü'nün, Türkiye Cumhuriyetinde Başbakan Yardımcılığı görevi yapmış Erdal İnönü'nün, Sosyal Demokrat Halkçı Partinin Genel Başkanı Erdal İnönü'nün eşi Sayın Sevinç İnönü'ye İstanbul'da VIP salonunda "Buradan geçemezsiniz." demişler. "Niye?" deyince de "Eşiniz öldü." demişler. Demiş ki: "Eşim on beş yıl önce öldü, bana bunu niye yapıyorsunuz?" Demişler ki: "Listeden adınızı çıkardılar, artık geçemeyeceksiniz." Bu ayıbı Meclisin bilgisine, Riyaset makamına emanet ederek sunuyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sakın, böyle bir yanlış Mesut Yılmaz'ın değerli eşine, Turgut Özal'ın değerli eşine, eşlerini kaybetmiş, bu ülkeye hizmet etmiş değerli siyasetçilerin eşlerine bu ayıp sakın yapılmasın diye bunu Meclise ve Riyaset makamına emanet ediyoruz, bu yapılan yanlışı.
Bir şikâyetimiz daha var: Fotoğrafı görünce dedim ki: "Süleyman Soylu doğru işler de yapıyormuş." Dün, Jandarma teşkilatının 183'üncü kuruluş yıl dönümüydü. Teşkilatın her kademesinden pırıl pırıl gençleri, yöneticileri ve komutanları ağırlamış, her kademeden, kadınlı erkekli: "Çok doğru bir iş." dedim. İçeriği okuyunca şaşırtmadı, yine utandırdı, yine çok ayıp etti. Ya, bir ülkenin İçişleri Bakanı, kendi maiyetindeki kolluk güçlerini oraya toplayıp da ülkenin ana muhalefet partisini eleştirir mi ya?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son kez açıyorum, tamamlayın lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir teşkilat lazımsa niye Jandarma teşkilatını alet ediyorsun? Git Ankara İl Başkanlığında istediğini söyle, git partinin Genel Başkanlığında, partinin Genel Merkezinde istediğini söyle, yap basın toplantısı istediğini söyle, cevabını al, alıyorsun ama Jandarmaya tutup da "Ana muhalefet partisi şöyle berbat, böyle berbat." Bir tek berbat olan bir şey var orada, sensin kardeşim. Ayıptır, utanç vericidir, ucuz bir iştir.
AK PARTİ'nin, MHP'nin seçmenleri sakın demesin "Ya, bu, devletin çivisini çıkardı. Gelecek iktidar da bize bunu yapacak." Söz veriyoruz: Vallahi yapmayız. Süleyman Soylu dışında buna tenezzül edecek bir başka insana da kimse, bu millet artık bakanlık görevini layık görmeyecek inşallah.
Teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)