GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Şenyaşar ailesinin Şanlıurfa Adliyesi önünde başlattıkları adalet nöbetine, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü'ne, iktidarın gençlerin festivalini, müziğini, ifade özgürlüğünü engellemekle meşgul olacağına Akdeniz Üniversitesinde okuyan öğrencilerin şaibeli intiharlarına dair bir şey söylemesi gerektiğine ve HDP'nin kutuplaşmaya ve tecride karşı olduğuna ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:102
Tarih:14.06.2022

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Urfa'nın Suruç ilçesinde 24 Haziran 2018 genel seçimlerden önce, 14 Haziranda yani bugün AKP'li Vekil İbrahim Halil Yıldız'ın korumaları ve yakınlarının saldırısı üzerine Şenyaşar ailesinden baba Hacı Esvet Şenyaşar, oğulları Adil ve Celal Şenyaşar maalesef yaşamını yitirmişti ve o günden bugüne Emine anne ve oğlu Ferit Şenyaşar büyük bir adalet mücadelesi yürütüyor ve bugün 463'üncü gününde de Urfa Adliyesi önündeki adalet nöbetine kararlılıkla devam ediyor ve A4 kâğıdı üzerine yazdıkları yazı sadece "Adalet istiyoruz." şeklinde. Emine Şenyaşar'a kulak verelim, şöyle diyor: "Dört yıldır anma yapmadık, taziye daha kuramadık. Herkes yarın bizim yanımızda olsun, Fadıl'ım bırakılsın, adalet gelsin, o zaman taziye kuracağız. Ben herkes için adalet istiyorum; adalet yerini bulsun, adalet gelmeden ben buradan kalkmayacağım. Artık yeter, biz de evimizde oturmak istiyoruz. 3 kişiyi öldürdüler, oğlumu serbest bıraksınlar. Dört yıl bitti, beşinci yılına giriyor; bu zulüm artık son bulsun, çocuklarımı öldürenler yakalansın. Neden yakalanmıyorlar? Hastanede, doktorların gözü önünde insan öldürülmez. Ben hastayım, buraya zorluklarla geliyorum, öleceksem burada öleyim." diyor Emine anne. Biz de buradan kendisine sesleniyoruz: Evet, "Şenyaşar ailesi için adalet" demek, bu ülkede adalete olan güvensizliği aslında sağlayabilecek kadar önemli bir dava demek. Bu aşamada bu davanın bir sembol olduğunu ve tüm kamuoyunu, adaletten, haktan yana olan, ölümlere karşı duran herkesi Şenyaşar ailesinin yanında olmaya davet ediyorum ve Emine anneyi, oğlu Ferit Şenyaşar'ı sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 12 Haziranı "Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü" ilan etmişti, 12 Haziranda burada konuşamadığımız için bugün ifade etmek istedim. İSİG bir rapor yayınladı -çok korkunç bir rapor hakikaten, tablo çok vahim- çalışan çocuk sayısının çok net olmadığını ama milyonlarca çocuğun çalıştığını not ediyor, mülteci çocuklar ve mevsimlik çocuklarla bu sayının katbekat arttığını da ifade ediyor. Türkiye'de 5-17 yaş aralığında tarım, sanayi, hizmet sektörlerinde çalışan çocuk sayısı 720 bin. Türkiye'nin en güvencesiz, en korumasız, sömürülen ve şiddete uğrayan kesimini maalesef çocuklar oluşturuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ancak çocuk işçilik sorunu yokmuş gibi bu alan görünmez kılınıyor. Çocuklar çalışırken sürekli bir biçimde hayatını kaybediyor. 2021 yılında Türkiye'de en az 62 çocuk, 2013 yılından bu yana ise en az 556 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.

Evet, biliyorsunuz, çocukların talepleri söz konusu olduğunda 18 yaş sınırı söylenir, eksik görülür ve sesleri yok sayılır ama çalışmaya gelince 18 yaşın altındaki çocuklar çalıştırılır, 14-15 yaşında. Çocukların işçileştirilmesi AKP iktidarı döneminde adım adım normalleştirildi, şimdi de kurumsallaşmış durumda aslında. 4+4+4 eğitim sistemiyle de ara eleman yetiştirme amacıyla bu işçilik de meşrulaştırıldı. Sonuç, AKP'li yıllarda 811 çocuk işçi yaşamını yitirdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Şu tablolar çocuk işçiliğinin geldiği aşamayı gösteriyor, çocuk işçiliği kesinlikle yasaklanmalıdır. Çocuklara yönelik bu şiddet, bu sömürü çarkına derhâl son verilmelidir. Evet, bunun için yasal düzenlemeyi bir an önce yapmak zorundayız diyorum.

Diğer bir mesele, Sayın Başkan, geçtiğimiz hafta gençlere baskılar ve gözaltılar yoğunca yaşandı. İstanbul'da alternatif üniversite festivali düzenlemek isteyen üniversite öğrencilerine polis müdahale etti, çok sayıda genç gözaltına alındı. Yine, festival ve konser yasaklarına karşı Kadıköy sokaklarını festivale çeviren üniversiteliler işkenceyle gözaltına alındı. Konserleri, festivalleri yasakladığınız yetmiyor gibi bu yasakların protesto edilmesi de yasaklanıyor. Bu ülke, herkes için olduğu kadar, en çok da gençler için yaşanılmaz bir hâl aldı gerçekten.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Anadolu Üniversitesinin mezuniyet töreninde Ali İsmail Korkmaz pankartı açmak isteyen üniversite öğrencilerinin göz altına alınması neyin zihniyeti? Ali İsmail Korkmaz'ın okulunda anılması kadar normal bir şey olabilir mi? Buna bile tahammül edilemiyor, aslında bu öldürenlerin suç ortaklığıdır. En insani tepkiye bile tahammül edilemiyor, bir pankarttan dahi korkanlar bunun suç ortağıdır.

Siz gençlerin festivalini, müziğini, ifade özgürlüğünü engellemekle meşgul olacağınıza Akdeniz Üniversitesinde okuyan 3 öğrencinin yurtta, 1 öğrencinin de evde şaibeli intiharlarına dair bir şey söyleyin, bir söz kurun; tarikatların elindeki bu yurtlarda gençlerin başına neler geliyor, buna dair soruşturmalar açın.

Sayın Başkan, son olarak, yanımda Şırnak Milletvekilimiz Hüseyin Kaçmaz oturuyor. Bugüne kadar söylemedik, gördüğünüz gibi kolu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bilmiyorum, özellikle kameralar göstersin. Bir ay oldu, kolu bandajlı. Hangi tarihte? 17 Mayısta, bizim bölge konferansımızı yaptığımız gün polisin saldırısıyla parmağı kırıldı. Önce alçı yapıldı, tutmadı, sonra ağır bir ameliyat geçirdi ve şu anda sağ kolunu kullanmıyor. Neden söylüyoruz? Biz "Kutuplaşma olmasın, gerilim olmasın; bununla halkın gündemini meşgul etmeyelim." diye bunu bile duyurmadık. Bu görüntüler elimizde olmasına rağmen, Vekilimiz hastanede olmasına rağmen tek birimiz bunu açıklamadık ama dünden bu yana tecride karşı yapılan bir etkinlik sebebiyle kıyamet koparılıyor. Neymiş? Diyorlar ki: "Vekil polise yumruk attı."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Demin ifade ettim: Şunlar işkence görüntüleri, SYKP İl Başkanı. Şunlar gözaltına alınanların gördüğü işkenceler Sayın Başkan, alanda da bu vaziyetteydi ve vekiller de fazlasıyla nasibini aldı. Bu da AKP'li vekilin oğlunun polisleri sıraya dizdiği resim. Bu da yine bir vekilin -kadın vekil olduğu için ismini söylemeyeyim, herkes biliyor- bir polise hakaret ettiği sıradaki görsel. Ne demeye çalışıyorum? Bize, HDP'ye bunun üzerinden saldırı için bir bahane aranıyor aslında; AKP ve MHP iktidarı seçim çalışmasını HDP'ye saldırı üzerine kuruyor. Evet, bizim üzerimize saldırarak muhalefet üzerinde de baskı kurmaya çalışıyor; bunu dünyanın her yerinde, objektif bakan bir vatandaş görebilir. Biz tecride karşıyız, evet. Niye o etkinliği yapıyoruz? Çünkü bu savaştan rahatsızız, biz görüşmelerin olmasını savunuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Toparlıyorum Başkan.

BAŞKAN - Son kez, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ayrıca, bu yumruğu ve bu etkinliği konuşanlara şunu söylüyorum: Tecrit uluslararası hukukta da Türkiye hukukunda da bir işkence yöntemidir. Eğer muhalefetiyle, iktidarıyla "Biz işkenceyi savunuyoruz, tecridi de savunuyoruz." diyorlarsa bunu tartışmayız, oturur konuşuruz. "Biz savaşı savunuyoruz, siz barışı savunamazsınız." diyorlarsa yine siyaseten tartışırız ama bunu kriminalize ederek, sanki tecride karşı suçmuş... "Görüşmeler yapılsın, aile gitsin, avukat gitsin görüşsün; yaşıyor mu, ölü mü?" Halkın talebi bu, halkımızın talebi bizim de talebimizdir; milyonlarca insan bu talebi yüksek sesle ifade ediyor. O talebi görünmez kılmak için, maalesef başka bir bahaneye sığınarak HDP'yi tekrar ötekileştirmeye çalışıyorlar; bu oyunun farkındayız, lütfen, kimse bu oyuna gelmesin.

Teşekkür ediyorum.