GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 3600 ek göstergeye ilişkin açıklamasına, Hazine ve Maliye Bakanının kur korumalı mevduat sisteminden dar gelirliler hariç üretici ve ihracatçıların kâr ettiğine yönelik açıklamasına, İstanbul Sözleşmesi'nin bugün Danıştaydaki duruşmasına, kadın cinayetlerine, İskenderun Cezaevinden mahkeme için getirilen Mehmet Şafak Elçiçek, Emrullah Abay ve Süleyman Benzer'in duruşma öncesinde uğradığı saldırıya ve Emine Şenyaşar'a verilen cezaya ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:5
Birleşim:99
Tarih:07.06.2022

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün gece milyonlarca memurun yıllardır beklediği 3600 ek gösterge adımını Kabine toplantısının ardından açıkladı. Bu açıklamaya göre, memurların ek göstergelerinde 600 puan artış olacak; genel müdür yardımcılarının ek göstergeleri 3600'den 4400'e; şube müdürü, ilçe müdürü seviyesindeki yöneticilerin ek göstergeleri ise 2200'den 3000'e çıkacak. Memur sendikalarının konfederasyon temsilcileriyse ne yazık ki iktidarla aynı görüşü paylaşmıyorlar. Yani iktidarın bizlere çizdiği güllük gülistanlık bir tablo hiç de söz konusu değil. 2200 ek göstergesi olan memurun ek göstergesini 600 puan artırıp 2800'e çıkarmanın çalışan açısından hem maaşda hem de emeklilikde çok ciddi bir fark ortaya çıkarmayacağı tartışmasızdır.

Esas itibarıyla, 2008 tarihinde 5510 sayılı Kanun'a göre göreve başlayan 1 milyon 750 bine yakın kamu emekçisi zaten bundan yararlanamıyor çünkü 5510'a göre emekli ikramiyeleri işçiler gibi hesaplanıyor ve 2008'den bu yana 2 milyona yaklaşan kamu emekçisi var, bunlara dair hiçbir adım atılmadı, bunların durumu ne olacak belli değil. Emekli maaş katsayısı bu nedenle artırılmalıdır. Derde deva bir çözümü KESK aslında öneriyor; KESK'e göre 600 puan, 300 puan gibi artırmalar yerine özel hizmet tazminat oranlarında artırım yapılarak memurlar arasındaki ayrımcılığın ortadan kaldırılması gerekiyor ve bunun ayrıntılarını da veriyor; örneğin, 2200 ek göstergesi olan kamu görevlisinin ek gösterge rakamı yüzde 100 oranında artırılınca herkes arasındaki ayrımcılık ortadan kalkar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu adımların seçim amaçlı hamleler olduğunu sağır sultan bile duydu ve bunu biliyoruz tabii ki, ekonomik krizin etkileriyle kıyas edildiğindeyse çok daha derin ve ciddi çalışmaların yapılması gerektiği elzemdir. "Sağır sultan" derken engellilerden özür diliyorum, bunu sadece bir deyim olduğu için kullandım. Halkın aklıyla daha fazla alay edilmemesi gerektiğini ve bu alay ettirmeye bizim izin vermeyeceğimizi önemle ifade etmek istiyorum.

Evet, dün Maliye Bakanı yine çok önemli bir açıklama yaptı -her açıklaması olay gerçekten- ne dedi? "Enflasyona rağmen biz büyümeyi tercih ettik." yani "Enflasyon devam etsin ama biz büyüyelim." Peki, nasıl büyüyecekler? Şöyle diyor: "Bu sistemden dar gelirliler hariç ihracatçılar, üretici firmalar kâr ediyor." Burada ne demek istiyor? Yani "İhracatçılar ve ithalatçılar kâr ediyor ama dar gelirliler ölsün." diyor aslında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Dar gelirliler kim? Halk. "Halk ölsün, bizim umurumuzda değil; biz büyüme hedefini gerçekleştiriyoruz." diyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı verilerine göre, bu ortamda, 82,3 milyon nüfuslu Türkiye'de 5 yaş altı çocukların yüzde 1,7'sinin akut yetersiz beslenme, yüzde 6'sının ise kronik yetersiz beslenme sorunu yaşadığını biliyoruz ve 82,3 milyon nüfuslu ülkenin 14,8 milyonu yeterli gıda tüketemiyor. Geçen aylarla karşılaştırdığımızda, bu oranın hızla yükseldiğini görüyoruz maalesef. Yetersiz beslenme oranının en yüksek olduğu il ise yüzde 20,25'le Şırnak; evet, bir kürdistan ili yine ve bu, bölgeler arası ayrımcılığın ne kadar derinleştirildiğini de ortaya çıkarıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu tabloyu adalet duygusu olan ve vicdanlı olan hiç kimsenin kabul etmeyeceğine, edemeyeceğine ve halkın buna gerekli cevabı vereceğine yürekten inanıyoruz.

Bugün İstanbul Sözleşmesi'nin Danıştayda duruşması vardı. Çok güçlü bir savunma ekibiyle avukatlar, siyasetçiler, kadın hakları örgütleri, kurumlar oradaydı. Biz de Halkların Demokratik Partisi olarak Eş Genel Başkanımızla birlikte davacı olduğumuz için oradaydık ve sözlerimizi kurduk. Fakat maalesef biz Danıştaydayken ve "Sözleşme yaşatır, İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz." derken bir kadın daha saldırıya uğradı. Kim? Avukat -aslında meslektaşımız- Merve, Tepebaşı'nda, alışveriş merkezinin açık otoparkında boşandığı eşi Mete tarafından silahla vuruldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Evet, Cumhurbaşkanının kadınlara küfrettiği bir ülkede -o kavramı kullanmayacağım- işte bu tip cinayet teşebbüsleri, cinayetler ve kadına yönelik şiddet hız kesmeden devam eder, buna da tanıklık ediyoruz. Bu nedenle, bu iktidarı ilk başta kadınlar olarak, öncülük ederek göndereceğiz; bunun sözünü veriyoruz.

Sayın Başkan, işkence artık sokaktan, emniyetten, cezaevlerinden mahkeme salonlarına taşındı. Dün çok korkunç bir olay yaşandı. İskenderun Cezaevinden mahkeme için getirilen Mehmet Şafak Elçiçek, Emrullah Abay, Süleyman Benzer duruşma öncesinde çok ciddi bir saldırıya maruz kaldılar, ters kelepçeyle darbedildiler ve darp neticesinde Süleyman Benzer'in kulağı patlamış ve kan kusmuştur. Bu arada, Süleyman Benzer bayılmış, bunun üzerine cezaevi görevlileri de diğer mahpusları ölümle tehdit etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Şu anda Süleyman Benzer ve diğer mahpuslar can güvenliği tehlikesi altındalar, yaşamları garanti altında değil. Can güvenliğine, yaşam hakkına doğrudan bir saldırı var. Benim elimde duruşma tutanakları var; bizzat mahkeme heyeti kan kustuğunu ve darbı tutanaklara geçirmiş. Artık işkence mahkeme salonlarına taşındı; bunu durdurun. İşkence yapan hiçbir iktidar zaten halkın rızasını alamaz, var olan rızayı da kesinlikle kaybeder, çoktan kaybetti. İşkenceyi bitirin.

Son olarak: Sayın Başkan, Şenyaşar ailesinin, Emine annenin adalet nöbeti devam ediyor; dört yüzlü, beş yüzlü günlere geldi. 2 çocuğunu, eşini kaybeden -katledilen- bir annenin adalet mücadelesi dünyanın her yerinde yankılanırken, destek ve dayanışma artarken anneye önceki hafta bir ceza verildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Mikrofonunuzu son kez açıyorum, tamamlayın sözlerinizi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Neymiş? "Soysuzlar çocuklarımı öldürdüler." dediği için İçişleri Bakanına hakaret ettiği iddia ediliyor. Bir kere, her şeyden önce -16 soruşturması var bu arada- niye her "soysuz" lafını İçişleri Bakanı kendi üstüne alınıyor, bunu bilmek mümkün değil. Evet, onun çocuklarını ve eşini katledenler "soysuz" kavramından çok daha ağırını hak ediyorlar aslında. Bu, korkunç bir tablo. Bir aileyi resmen katliamdan, kıyımdan geçirdiler. Soysuzluk, bir kişiye mahsus olmadığı gibi bir kavramdır ve burada, adalet nöbeti karşısında adaletsizliği savunan bir yargı sistemiyle ve iktidarla karşı karşıyayız. Şenyaşar anne de ailesi de yalnız değildir, onların mücadelesinin sonuna kadar yanında olacağız ve adaleti kazanacağız.

Teşekkür ediyorum.