| Konu: | Türk yargısının bağımsız ve tarafsız olmadığına, HDP'ye yönelik operasyonlara, iktidarın kadınları susturamayacağına, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının Selahattin Demirtaş'ın serbest bırakılmasıyla ilgili yaptığı açıklamaya, İstanbul'da düzenlenen Tecrit Siyasetine Karşı Barış Hakkı Konferansı'na, TÜİK verilerinin ülke gerçeklerini yansıtmadığına, Saros Gönüllülerinin taleplerine ve iktidarların insanların yaşam biçimlerine müdahale edemeyeceğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 31.05.2022 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, onlar iki grup tartışıyor ama işin asıl mağduru biziz yani bugün de yargının Kobani davasında neler yaptığını anlatmayayım, destan yazıyor. Mahkeme -her türlü hukuk kuralını çiğneyerek- yargılama yaptığını iddia ediyor, onu ayrıca uzun bir şekilde anlatacağım. Türkiye tarihinde ilk defa "Size bir günlük savunma süresi veriyorum, avukatınızla beraber ister savunma yapın ister yapmayın." diyen ve diğer mahkeme başkanı çete üyesi olan, ev hapsinde olan mahkemelere Sayın Ünal "Türk yargısı bağımsızdır." diyor. Vallahi, hiçbir şey demiyorum yani bağımsız falan değil, tarafsız da değil; bunu kamuoyunun takdirine sunuyorum.
Sayın Başkan, bugün de partimize yönelik operasyonlar devam etti. Batman'da 15 kadın arkadaşımız sabah saatlerinde gözaltına alındı. Aralarında Batman Kozluk ve Bekirhan Belediye Eş Başkanı kadın arkadaşlar da olmak üzere 15 kadına dört gün gözaltı süresi verildi ve gizlilik kararı verildi. Nedir bu kadınların fiili? Kadın haklarını savunmak, kadın özgürlük mücadelesi vermek, HDP'de siyaset yapmak. Açıkçası, iktidar, kadınlara açık, aleni bir savaş açmış durumda, her gün bir ilde operasyon yapmadan rahat edemiyor. Ben iktidara şunu söylemek istiyorum; bu, bütün partilerin aslında ortak bir sorunudur: HDP'ye yönelik her gün böyle operasyonlar yapılırken diğer partilerin "Umurumuzda değil." demesini ya da görmezden gelmesini de not olarak buraya bırakıyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ben iktidara kadınlarla ilgili bir kez daha söyleyeyim, çok söyledim ama bir daha söyleyeyim: Vallahi de billahi de kadınları korkutamazsınız, kadınları susturamazsınız, kadınları özgür ve eşit yaşam mücadelesinden vazgeçiremezsiniz. Yani istediğinizi yapın çünkü kadınlar, size karşı en güçlü muhalefet gücü olmaya devam ediyor. Yarın da Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun Çağlayanda duruşması var. On binlerce kadın oradan da haykıracak "Kadınları durduramazsınız." diye. Batman'da gözaltına alınan arkadaşlarımızı, kadın yoldaşlarımızı serbest bırakın.
Bu siyasi rehine meselesinde bir de tabii ki ürkek, korkak bir siyaset tarzı var. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, çıkmış, sevgili Demirtaş'ın serbest bırakılmasıyla ilgili "'İnşallah.' demedim." diye açıklama yaptırmış, Belediye basın-yayın birimine hem de. Ya, ayıp ya! En ciddi konularda açıklama yapmayan bir Belediye basın-yayın birimi "İnşallah." karşısında açıklama yapma gereği duymuş, kurumsal açıklama bir de.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Şunu söyleyeyim: Siyaset cesaret işidir, cesaretini kaybeden bir siyasetin kaybedecek başka hiçbir şeyi kalmamıştır. Sevgili Demirtaş, Yüksekdağ, Kavala ve daha yüzlerce siyasetçi neden cezaevinde? İktidarın rehine siyaseti nedeniyle cezaevinde. Onları orada tutan siyasete karşı çıkmadan, karşı durmadan muhalif siyaset olmaz, olamaz. Eğer "İnşallah." demekten bile imtina ediyorsanız iktidarın rehine politikasının yanında yer alıyorsunuz demektir. Maşallah size, gerçekten maşallah(!) Bu ikircikli, ilkesiz politikayla Türkiye yol alamaz diyorum ve HPD mücadelesiyle, dik duruşuyla, demokratik güçlerin direnişiyle kesinlikle kararlılıkla yol alacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - "Verin bana yetkiyi." veya "Bize katılın." demekle de olmaz; ortak mücadeleye katılmakla, birlikte mücadeleyi yürütmekle ancak rehine siyasetinin karşısında durulabilir.
Sayın Başkan, geçen hafta İstanbul'da önemli bir toplantı yapıldı "Tecrit Siyasetine Karşı Barış Hakkı" adında önemli bir konferans; Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı ve İnsan Hakları Derneği öncülüğünde yapıldı. Siyasetçiler, aydınlar, yazarlar, gazeteciler ve aktivistlerin katıldığı konferansa İrlanda ve Güney Afrika gibi yerlerden de katılımlar oldu, sunumlar yapıldı ve tecrit rejiminin, tecrit rejimi şahsında hapishanelerdeki durumun neden insanlık dışı, hukuk dışı bir sistem olduğu genişçe tartışıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu konferansta demokrasi ve hukuk krizinin ilk olarak yansıdığı yerin hapishaneler olduğu ifade edilerek "Bu yaşam siyaseti ve ayrımcılık karşıtı hak savunuculuğunun bir gereği olarak ceza infaz sisteminde her türlü ayrımcı uygulama derhâl sonlandırılmalıdır." denildi. Ayrıca, olağanüstü ve ayrımcı infaz uygulamalarının en belirgin örneğinin İmralı'da yaşandığını tespit eden konferansta "Ölünceye kadar hapislik biçimindeki ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimi, AİHM kararları ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tavsiyeleri doğrultusunda sona erdirilmelidir. İmralı Hapishanesi kapatılmalı, İmralı tecrit sistemi ortadan kaldırılmalıdır." denilerek önemli bir çağrıda bulunuldu. Bu çağrıya herkesin ses vermesi gerekiyor, duyması gerekiyor.
Sayın Başkan, ekonomide büyüme varmış. Dünyanın en kısa ve en komik fıkrasını bugün TÜİK anlattı gerçekten. Neymiş? Fıkra şu: Türkiye büyüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Fıkrayı anlatın, toparlayın.
Buyurun Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, en kısa ben konuşuyor oluyorum. En sonu da biraz anlatayım izninizle.
BAŞKAN - Devam edin.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Dün, "Fıkralarla Türkiye" sorumlusu Hazine ve Maliye Bakanı çıkıp "Yüzde 7 büyüme görünüyor." dedi. "Spoiler"i dünden verdi, hiçbir heyecanı kalmadı TÜİK'in, önceden verdi. Herhâlde gözlerini kısıp ileriye doğru baktı, öyle gördü. Aksi hâlde, göstergelerin gösterdiği şeyler belli: Açlık, yoksulluk, her gün eriyen emekçi maaşları, her gece yarısı yansıyan akaryakıt zamları, seri etiket değişimi yüzünden kâğıt tüketimi artan marketler. Yüzde 70 enflasyonun olduğu yerde yüzde 7 büyüme açıklanıyor ve en önemlisi, halkın mutfağına, cebine, cüzdanına yansıyan hiçbir büyüme yok. Acı olan, reel bir büyümeymiş gibi iki hafta boyunca AKP'li vekiller ve yetkililer çıkıp tekerleme gibi tekrar edecekler. Ya, bu fıkraya gülemiyoruz gerçekten.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet, buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Fıkralar güldürmek için anlatılır ama bu fıkra Türkiye'nin hazin hâlini anlatıyor.
Bugün önemli ziyaretçilerimiz vardı; Saros Gönüllüleri grubumuzu ziyaret ettiler. Çok güzel bir görüşme gerçekleştirdik ve Saros Körfezi'nin bu ülkenin en büyük güzelliklerinden, en büyük şanslarından biri olduğunu ifade etmek istiyorum. Tertemiz habitatı, kendi kendini temizleme özelliğine sahip dünyanın 3 suyundan biri Saros ve Saros Gönüllüleri bizler için, gelecek kuşaklar için insanüstü bir çabayla orayı korumaya kararlılar. Saros Gönüllülerinin talepleri bizim de taleplerimizdir, doğayı hep birlikte koruyalım diyorum.
Müsaadenizle son bir mesele var, bu yoga meselesi çok tartışıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Eskişehir Valiliğinin sorumluluğunda bulunan parkta güvenlik tarafından engellendi yoga yapanlar. Nedenmiş? Yoga yapanların izin alması gerekiyormuş. Daha neler duyacağız, bir bu kalmıştı! Ve "Anadolu Fest" adıyla düzenli yapılan gençlik festivali de on beş gün süreyle yasağın kapsamında engellenmişti.
Kocaeli'de de bir kafenin girişinde "Burada açık giyinmek yasak!" yazısı yazılıyordu. Yani insanların yaşam alanlarına, özel hayatlarına, kıyafetlerine, hangi sporu yapacaklarına karışmayın artık! Herkes istediğini giymekte, istediği hareketi yapmakta... Yoga da yapar, müzik de yapar, spor da yapar; buna iktidarlar karışamazlar, valilikler yasaklayamazlar. En güzel tepkiyi, kadınlar parkta topluca yoga yaparak gösterdiler, onları buradan selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)