| Konu: | Pençe-Kilit Operasyonu'nda şehit düşen askerlere, haksız Gezi tutuklamalarına, sonuçlanan Çubuk davasına ve Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 31.05.2022 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, geçen hafta nöbetimizin her gününde şehit haberleriyle sarsıldık ve milletimize rahmet diledik, şehitlerimizi saygıyla andık. Maalesef, o günden bugüne de şehit haberleri almaya devam ediyoruz. Pençe-Kilit Operasyonu'nda şehit düşen tüm evlatlarımıza Allah'tan rahmet, acılı ailelerine ve milletimize başsağlığı dileyerek başlamak isterim.
Gezi, 28 Mayısta ağacına, doğasına sahip çıkmak isteyen gençlerin Gezi Parkı'nda kurdukları direniş çadırlarıyla başlayan, daha sonra biber gazlı sert müdahaleler, daha sonradan bir terör örgütüyle irtibatları kesinleşen birtakım kişilerin yapmış olduğu müdahalelerle yakılan çadırlar, orantısız güç, mayıs ve haziran ayı boyunca tüm Türkiye'de yayılan bir demokrasi ve özgürlük mücadelesine dönüştü. O dönemde iktidar partisi dışında muhalefetteki tüm partilerin liderleri, bu konuda, bunun çevre duyarlılığı üzerinden ve gençlerin yaşam tarzına müdahale üzerinden iktidara yapılan bir uyarı olduğunu söylediler. Gezi Parkı'nda, Hükûmetin karşısında bir muhatap gelişti ve Taksim Platformu'nun 7 maddelik "Bunlar yerine gelirse biz Gezi'deki herkesi barışçıl şekilde evlerine dönmeye ikna ederiz." dedikleri maddeler iktidar partisiyle de görüşüldü, müzakere edildi. İçlerinde ne ülkenin seçilmiş Başbakanının istifası isteniyordu ne "Yurda dönmesin." deniyordu ne "Hükûmet düşsün." deniyordu. "Parkı koruyun, biber gazını hedef gözeterek silah gibi kullanma emirleri vermeyin, gençler kör olmasın, ölmesin, ağaçlar kesilmesin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...ülkedeki gençlerin yaşam biçimine müdahale edilmesin, bir de gözaltına alınan 200'ün üzerinde genç serbest bırakılsın." deniyordu. Bu Gezi'de o gün darbe görmeyenler sonra Gezi'nin kendi yazdıkları tarihlerine siyaseten bir darbe olduğu... Bu yalana önce kendilerini sonra seçmenlerini inandırmaya çalıştılar. Şimdi, Gezi'yi yaşamamış gençlere dahi bu yalanı defalarca tekrarlayarak Gezi'den darbe çıkarmaya çalışıyorlar. O günlerde Gezi'de darbe görmeyen muhalefet liderlerinin, o günün muhalefet liderlerinin bugün Gezi'ye "Darbe girişimi." demelerini de milletimizin takdirine bırakıyoruz. Ama biz Gezi'nin arkasındayız; haksız Gezi tutuklamalarının, haksız Gezi cezalarının elbette üst mahkemelerden ama en başta milletin vicdanından döneceğine de inanıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bunu Türkiye Büyük Millet Meclisinden de tarihe düştüğümüz bir not olarak ifade etmek isterim.
Sayın Başkan, daha önce PKK terör örgütünün Artvin Şavşat'ta kurşun sıktığı ve konvoyumuzdaki 1 askerimizi şehit ettiği saldırıdan yara almadan kurtulmuş ve "O kurşun, o evladımıza değeceğine bana değseydi." demişti Genel Başkanımız. Sonra, IŞİD terör örgütü "adalet yürüyüşü"ne hedef gözeterek Sayın Genel Başkanımıza doğru bomba yüklü bir minibüsle giderken kilometreler kala yakalandı; o terör örgütünden de kurtuldu. Bir karanlık odak, bir şehit cenazesinde, önce Süleyman Soylu'nun "CHP'lileri şehit cenazesine sokmayın." hedef göstermesinden sonra, Genel Başkanımızın şehit cenazesinde elini havada bırakan birtakım siyasetçilerin de bulunduğu bir ortamda...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...bu ülkenin ana muhalefet liderine linç girişiminde bulundular. O dava bugün tamamlandı. O davanın gerçek iddianamesi partimiz tarafından basılmış, tarihe bırakılmıştır; günü gelince, demir çubukları, hazırladıkları çubukları dağıtanlar, işaretlerle sevk ve yönlendirme yapanlar, "Yakın o evi, yakın o evi." diyenler, sonra da eline mikrofon alıp "Arkadaşlar, mesajınız alındı, dağılabilirsiniz." diyenler, azmettiriciler ve oradaki caniler yeniden yargılanacak. Örneğin, bugün, Genel Başkanımıza yumruk attığını herkesin gördüğü Osman Sarıgün hakaret ve suç işlemeye tahrik suçlarından üç yıl yirmi üç ay ceza aldı ve yatarı yok; kurtardınız onu. Genel Başkanımıza kimlerin "geçmiş olsun" dileyemediğini, kimlerin de Osman Sarıgün'ün...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...gidip elini öptüklerini, kimlerin "Arkandayız amcam." telefonu açtıklarını milletimiz biliyor. Unutmadık, unutturmayacağız; günü geldiğinde bunların hesabını teker teker soracağız. Şunu bilin: Çubuk davasının müsamere kısmı, müsamere perdesi bugün kapandı ama adalet perdesini gelecek sene, seçimden sonra açacağız; bunu bilin.
Son olarak; Basın Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasıyla ilgili kanun, adı "dezenformasyon" diye geçiyor. Esas mesele şu: Yeni bir suç türü icat ediliyor. Normal şartlarda, dezenformasyonla mücadeleye ihtiyaç var mı? Var. Madde doğru yazılsa iyi olur. Bir de ama bir şeye ihtiyaç var; bağımsız bir yargı lazım. Bir bağımsız yargı olsa -dezenformasyon kanununu okudum- iki buçuk gün içinde A Haber, hepsi hapishanelere falan giderler; ne Yeni Şafak kalır ne T...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ne Yeni Şafak kalır ne Kanal 24 ne Sabah gazetesi ne bilmem ne.
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - T24'ü de ekler gibi oldun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Dezenformasyon kanunu... Ama kim uygulayacak kanunu? Fahrettin Altun'un tazminat davalarını açtığı Anadolu Mahkemesi, bir de Anadolu yakasındaki sarayda bir tane ceza mahkemesi, asliye ceza sadece orası. Nasıl uygulayacak? Muhalefete kapı duvar, bunlara "Buyurun beyim. Hoş geldiniz. Ne içersiniz? Hangi kararı istersiniz?"
Bugün meslek örgütleri geldi, çok önemsiyorum. Medya Dayanışma Platformu, 13 basın meslek örgütü, hepsi karşı. Diyorlar ki: "Aylardır konuşuyorlar, bizden fikir soran yok." Biz de diyoruz ki: Basın meslek örgütleriyle, muhalefetle, tüm toplumla bu meseleyi, dezenformasyonu, samimi müzakereye açıksanız, o maddenin öyle kendi aranızda konuşulup şimdi gelip apar topar geçirilmeye çalışılması yerine, basın meslek örgütleriyle ve toplumun tüm kesimleriyle makul bir sürede müzakere edilmesi son derece önemlidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım Özgür Bey.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Basın kartı meselesine gelince, dezenformasyondan sorumlu sarayın memuruna sarı basın kartını sarı kart gibi verip onu uyar, bunu uyar, bunu cezalandır, bunu meslekten çıkar, kırk yıllık gazetecilerin kartlarını iptal et; böyle şeylerin kabul edilmesi mümkün değil. Basın İlan Kurumunun başka bir vesayet kurumuna dönüşmesini şiddetle reddediyoruz.
Uygun maddeler var, onun 5'ini, 6'sını dakikalar içerisinde geçirebiliriz, beklenen maddeleri ama onları havuç yapıp bu zaptiye maddelerinin, bu zulüm maddelerinin ve bu, seçime giderken muhalefeti susturma, gazetecilere ayar verme maddelerinin karşısında dimdik direniriz. Bunu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son sözüm.
BAŞKAN - Önümüzdeki hafta bu gelince uzun uzun konuşuruz. Bunu toparlayalım.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Efendim, "dezenformasyon" deyince, bir de bu yeşil topları görünce, Mahir Bey'i de görünce dezenformasyon konuşmadan, Mahir Bey'e bir yeşil top bırakmadan olmaz.
Bizim görüşümüz şu: Bir ittifakın mutabakatıyla değil, bütün bir toplumun açık müzakeresi ve tam mutabakatıyla düzenlenmesi gereken bir alandayız. Basının özgür olmadığı, yargının özgür olmadığı bir ülkede nasıl iktidarınızın ilk günlerinde dokunulmazlık lazımdı size, "Bu yargıya mı kendimi teslim edeceğim?" diyordu Recep Tayyip Erdoğan; şimdi sizin bu yargınıza mı teslim edeceğiz? Oraya birisini atayacaksınız ve o atadığınız kişiden, kendi lehinize ve tüm toplumun aleyhine ne varsa geçireceksiniz. Cesaretiniz varsa açık müzakere, cesaretiniz varsa topluma açın bunu, cesaretiniz varsa salt nitelikli çoğunlukla geçebilecek kadar bir mutabakat yaratın bunun üzerinde; ondan sonra oturalım, konuşalım.
Teşekkür ediyoruz Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)