| Konu: | Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 655 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 94 |
| Tarih: | 25.05.2022 |
HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İnfaz Yasası görüşmelerinde burada çok şey söyledik, yasaya ilişkin eleştirilerimizi, düşüncelerimizi, yasayla, var olan eşitsizliğin, ayrımcılığın derinleştirildiğini çokça ifade ettik ve bugün, aradan uzun süre geçti, söylediğimiz her şeyin nasıl doğrulandığını deneyimledik. Ben bunlardan sadece örnekler vereceğim.
Şimdi, bugün bizim de aslında imzaladığımız bir madde ihdas ediliyor. Önce, imzalama sebebimizi söyleyeyim; şu anda on binlerce yurttaş yani dışarıda, iki yıldır evinde ve yeni bir suç işlemeyenlerin -özellikle altını çizerek söylüyorum çünkü yeni bir suç işleyenler zaten tekrar tutuklanmışlardır ve haklarında yeni yargılamalar yapılıyordur- hayata uyum sağlayanların -kaçakçılık suçu, basit müessir fiiller, yaralamalar, birçok suç var- biz onların tekrar cezaevine gidişini savunmuyoruz ama içeride onlarla aynı koşullarda olan...
(Uğultular)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Ya, o kadar yüksek sesle konuşuyorsunuz ki gerçekten yani hakikaten...
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen...
Buyurunuz Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Biz dışarıda olanların, suç işlememiş olanların içeri gitmesini değil, İnfaz Yasası'yla yaratılan eşitsizliğin giderilmesini savunuyoruz. Bu nedenle yani bu mağduriyet açısından imza koyduk; yoksa bu kesinlikle eksiktir, kesinlikle tek taraflıdır ve diğer suçları da kapsaması lazım.
Şimdi size tek tek söyleyeceğim. Biz "Bu bir af yasasıdır." demiştik, af yasası olduğu ortaya çıktı; on binlerce insan, yüz bini aşkın insan dışarı çıktı, denetimli serbestlikten faydalandı vesaire. "Pandemi döneminde iktidar grubu ve ortağı tarafından bir fırsat kullanılıyor." dedik, "Pandemi fırsata çevrildi." dedik çünkü çıkmasını istedikleri, çete de olur, uyuşturucu da olur yani benzeri birçok suç tipinde insan dışarı çıkarıldı ve muhaliflere yer açıldı. Evet, bunu demiştik, bu da gerçekleşti ve söz verilen tutuklular, hükümlüler dışarı çıkarıldı. Bu "söz verilen" derken ayrıntıya girmeyeceğim gecenin bu saatinde, basın-yayın organlarında çarşaf çarşaf çıktılar. "Ya, ayrım yapmayın; hamile kadınlar, bebek bekleyen kadınlar, çocuklu annelerle ilgili suç tipinde ayrım yapmayın, bu kadar vicdansızlık olmasın." dedik; bugün hamile, gebe kadınlar cezaevine yine gönderiliyor, tutuklanıyor, çocuklu anneler cezaevinde suç tipine göre ayrılıyor. Dedik ki: "Hasta mahpusları ayırmayın, yaşlıları ayırmayın, suç tipine göre ayırmayın." Ya, bir hasta ölecek, sadece veda hakkı için, ailesinin yanında ölmek için, ona son bir tas çorba verilmesi için ailesinin yanında ölmek istiyor. "Suç tipine bakmayın." dedik, günlerce burada direndik, söyledik; bunu da dinlemediler. Hasta mahpuslar, çocuklu anneler ve gebe kadınlar ayrımcılığa uğradı.
Peki, neydi ayrımcılık sebebi? Tırnak içinde söylüyorum "Terör suçları hariç." dediler. Şimdi, bu ülkede "terör suçları" kavramının ve "terör" tanımının ne kadar geniş kullanıldığını, ne kadar kötüye yorumlandığını dünya âlem biliyor, dünya âlem. Yani ben sadece Türkiye'de söylemiyorum, ABD raporlarına yansıdı, insan hakları raporlarına, AKPM'ye yansıdı, Birleşmiş Milletlere yansıdı, Avrupa Konseyine yansıdı, Türkiye'deki bütün insan hakları kurumları raporlarına yansıdı; "terör" kavramı muhalefet olanların tamamına sirayet etti. Kim iktidarı eleştiriyorsa terörist. Kim terörist? Avukat. Kim terörist? Gazeteci. Kim terörist? Milletvekili. Kim terörist? Doktor. Kim terörist? Herkes aslında, AKP ve MHP'li olmayan herkes terörist. Şimdi, bugün biz, Çiğdem Mater'e terör suçundan ceza vermiş bir mahkemenin olduğu bir ülkede yaşıyoruz; utanç verici. Kadın Hamburg'tan kalkmış, mahkemesine katılmak için gelmiş -geçen hafta ziyaret ettim- mahkemede on sekiz yıl ceza almış. Neymiş? Film çekmiş, belgesel çekmiş; olmayan bir filmden ceza vermişler, o da ayrı bir şey. Yönetmeni, bir aydını, bir kadın hakları savunucusunu ve... Yani nasıl ifade edeyim bilmiyorum. Çiğdem Mater terörist değil, Osman Kavala tabii ki değil; Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, size daha yüzlerce isim sayabilirim. Ya, bu Mecliste üç dönem milletvekilliği yapmış insanlar, genel başkanlar, belediye başkanları, büyükşehir belediye başkanları -tırnak içinde- terör suçundan içerideler. Bunlar terörist falan değil, bu ülkede... "Terör" kavramı dünyanın her yerinde böyle kullanılır işte; kendisine muhalif olanlara "terör" yaftası yapıştırılır. İşte, bir gün bir partinin il başkanı olur, başka bir gün bir partinin genel başkanı olur, başka bir gün başka birisi olur.
Bunu bırakmayan, bu kapsama almayan iktidar ve ortağı ne yaptı? Cinsel suç işleyenleri, kadına yönelik şiddet, insan öldürme, uyuşturucu, rüşvet, ihtilas, irtikap, her türlü gerçek suçların faillerini serbest bıraktı ve bu serbest bırakmadan sonra kadına yönelik şiddet arttı biliyor musunuz? Ne oldu? Pandemi döneminde kadınlar eve kapanmıştı, bu şiddet uygulayan eşlerini de bıraktılar, gittiler eve aynı psikopatlar, evde yine eşini dövdüler, sokakta yine kadın öldürdüler, yine tecavüz suçu işlediler. Neymiş? Terörist değillermiş. Ya, böyle bir mantık olabilir mi? İşte, şimdi, hâlâ düzeltilmedi ve biz bunun peşini tabii ki bırakmadık. Şimdi, Gezi davasından tutuklananlar, ceza alanlar "terörist" olacak, bilmem hangi mafya lideri "terörist" olmayacak; çete reisi her türlü suçu işliyor, göz göre göre basın açıklamaları yapıyor, herkesi tehdit ediyor ama İnfaz Yasası'ndan yararlanıyor; düşüncesini açıklayan ise "terörist" ilan ediliyor. İşte böyle bir garabetle karşı karşıyayız. Gerçek suçlular ile siyasi tutuklu ve hükümlüler ayrıldı. Anayasa'ya, AİHS'e, AİHM kararlarına, her şeye aykırı bir İnfaz Yasası düzenlendi ve şimdi, mağdur olanlara "Tamam, tekrar dışarıda olsunlar." diyorlar ama asıl mağduriyet yaşayan siyasi suçlular, sadece düşüncelerinden dolayı içeride olanlar AİHM kararlarına rağmen bu kapsamda değerlendirilmiyor; infaz süresi farklı. Propaganda, 2911 gibi suçlar "terör suçu" kabul ediliyor.
Şimdi bir şeye daha dikkat çekeyim: Hasta mahpuslar. Bu kürsüden çokça söyledik; onlarca hasta mahpusun cenazesi çıktı, evet, tedavi edilmedikleri için, aileleriyle vedalaşamadan cezaevlerinden tabutları çıktı. Bu kürsüden sayısız defa bir ismi ifade ettim: Mehmet Emin Özkan. Sadece örnek olarak söylüyorum; 84 yaşında, hepiniz Google'ı bir tarayın ve bakın. Adamın en son, bugün kızı gitmiş ziyarete, beni aradı, "Artık sadece birbirimize bakıyoruz." dedi. Ne konuşabiliyor ne hareket edebiliyor, tekerlekli sandalyede getiriliyor ve bu "terör suçlusu" diye yirmi beş yıldır içeride tutuluyor. Bu bir vicdansızlıktır. Her şeyden önce, hukuku falan bir tarafa bıraktım, siyasi ahlak aksini emreder ama bu iktidar öyle bir düşman hukuku uyguluyor ki, öyle bir intikam hukuku uyguluyor ki; artık intikam üzerine çalışıyor.
Aysel Tuğluk, çok yakın arkadaşımız, bu gruptan çoğumuz tanırız. Ben onu 3 defa ziyaret ettim, en son on beş-yirmi gün önce; anlatmayacağım tabii nasıl olduğunu. Bu ülkede genel başkanlık yapmış, milletvekilliği yapmış bir şahsın bu kadar hasta olduğu hâlde içeride tutulmaya devam edilmesi ama çete reislerinin serbest bırakılması Türkiye yönetiminin utanç verici resmidir işte.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Doğru.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Mehmet Emin Özkan, Aysel Tuğluk sadece örnektir. Bunun gibi şu anda yüzlerce hasta tutuklu ve hükümlü cezaevinde tedavi edilmeden, ailelerinin yanında olmadan, hatta görüşemeden ölümü bekliyor.
SALİH CORA (Trabzon) - Suçları...
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Suçlu değiller Cora, suçlu değiller onlar. O suçlular, asıl sizin bıraktığınız Alaattin Çakıcılardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Siz, suçluların arkasında duruyorsunuz. Ayıp ya!
SALİH CORA (Trabzon) - Bağımsız yargı...
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bağımsız yargı falan yok; hiç insicamımı bozmaya çalışma. Bu ülkede ne bağımsız bir yargı var ne adalet var ne demokrasi var ne eşitlik var ne hukukun üstünlüğü var artık, hepsi bitti, hepsi bitti; AKP'li ve MHP'li olanlar var, onlara muhalif olanlar var, ikiye ayrılırlar.
SALİH CORA (Trabzon) - Size göre öyle.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bu iş bu kadar nettir ama merak etmeyin, az kaldı ve bu mesele de bu şekilde devam etmeyecek, bu halk size gerekli cevabı ilk seçimde verecek. Siz de şimdiden bence kara kara düşünün, artık ne yapacağınıza siz karar verin.
Son olarak, tekrar yineliyorum: Bu maddeyle, sonra suç işlemeyenler, yeni suçtan tutuklanmayanlar, hani, o anlamda uyum sağlayanlar tamam, evinde kalsın, onları tekrar cezaevine göndermeyelim ama anlattığım sebeplerle siyasi mahpuslar da dışarı çıksın. (HDP sıralarından alkışlar)