| Konu: | Pençe-Kilit Operasyonu'nda yaralanıp şehit olan askerlere, Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığına yapılan atamaya, Millî Savunma Bakan Yardımcılarının kendisine yönelik açıklamalarına, Gezi süreciyle ilgili yargılanan Çiğdem Mater'in tutuklanmasına, TBMM Başkanlığına sunulan Çevre Kanunu'nun 2'nci maddesinde yapılacak olan değişikliğe, PTT'nin PTT-SEN'e açtığı davaya ve PTT işçilerinin mağduriyetine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 94 |
| Tarih: | 25.05.2022 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, Pençe-Kilit Operasyon bölgesinde, dün 3 şehidimiz vardı ve bununla ilgili üzüntülerimizi ifade etmiştik. 2 yaralımızın daha hayatını kaybetmesiyle birlikte 5 şehidimiz var. Ben, şehitlerimiz Celal Tekedereli, Onur Doğan, Abdülkadir Güler, Bican Kapılay ve Hüseyin Cankaya'ya bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. 5'inin birlikte çektirmiş oldukları fotoğraf tüm milletimizin, hepimizin yüreklerini dağladı. Bir kez daha milletimizin ve ailelerinin başı sağ olsun.
Sayın Başkanım, Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı, şüphesiz, hepimizin üzerinde mutabakata varacağı gibi, ordumuzdaki en kritik görevlerden bir tanesi. Geçen sene Serdar Atasoy tuğgeneralliğe yükseltilerek bu göreve getirildi ve daha sonra, kendisinin 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Bangladeş'te askerî ateşe olduğu, ancak teğmenlik rütbesinin bizzat Fetullah Gülen tarafından takıldığı, örgütle irtibatının olduğu ve sürdüğü Millî İstihbarat Teşkilatının raporlamasıyla ortaya çıktı; yargılama tamamlandı ve kesinleşti. O gün de söylemiştik, bugün de şimdi söylüyoruz: Böyle bir kişiyi geçen sene YAŞ'ta İstihbarat Başkanlığına kim önerdi? Millî Savunma Bakanlığının, Bakan Yardımcılarının... Söz konusu örgütle irtibatları, geçmiş ilişkileri mevcutken bu kişinin referansı kimlerdir? Bu kişiye asker kişiler karşı çıkarken eski asker Millî Savunma Bakanı kimlerin referansıyla bu kişinin Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanı olmasında ısrar etmiştir? Bu meseleyi açıklığa kavuştursunlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ayrıca, geçtiğimiz günlerde yaptığımız eleştirilerden sonra "Özgür Özel Millî Savunma Bakanımıza da Mecliste bir şeyler söylemişti, tazminat cezası aldı." diye açıklama yapmış Millî Savunma Bakan Yardımcıları. Başlayan yerde bitsin, konuyu tutanak altında açıklığa kavuşturalım. Bir üst mahkeme tarafından 500 bin lira ceza talep edilmişti biliyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan demişti ki: "Millî Savunma Bakanıma laf etti; önce tazminat, sonra ceza." Kürsü dokunulmazlığından dolayı ceza davasıyla ilgili fezleke geri gitti. Tazminat davasında 500 binin 15 bini kabul, 485 bini reddedildi; o 15 bini de kaldırdılar. "Özgür Özel'i savunan avukat ve Özgür Özel dosyaya bütün iddialarının kanıtlarını sunmuştur. Bu durumda, bunların Meclisteki ifadesinde kamu yararı vardır ve bundan dolayı ceza verilemez." diyerek ceza kaldırılıyor. Bunu da tutanak altında, bu meselenin başladığı bu noktada ifade edelim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O günlerde hep beraber trol ordularının peşine takılıp Özgür Özel'i linç eden paylaşımları yapan arkadaşlara paylaşımlarını hatırlatırız.
Şimdi, yakın tarihimizin en barışçıl gösterilerinden Gezi sürecine ilişkin geçtiğimiz haftalarda yaşanan haksız tutuklamaların peşini bırakmayacağımızı söylemiştik. Cezaevine konulan her bir arkadaşımızın ayrı ayrı suçsuzluğunu ve hikâyelerini biliyorum. Bu kişilerden hikâyesi en enteresan olanlardan biri Çiğdem Mater'dir. Çiğdem Mater'in bir önceki duruşmasında 3 hâkim "Türk milleti adına..." dedi, hep beraber ayağa kalmıştık; beraat ettirdiler. Beraat edince yurt dışına gitmişti, Almanya'da film çekiminde çalışıyordu, tekrar mahkeme açıldı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Hani Recep Tayyip Erdoğan dedi ya: "Birileri onları serbest bırakmaya çalıştı." O "birileri" dediği 3 hâkimi ağır cezadan asliye cezalara dağıttı falan. Mahkemeyi tekrar açtı, bu mahkeme için Çiğdem Mater'in avukatı dedi ki: "Şubata kadar film çekimleri var, şubatta bitecek, gelir." Hakikaten şubatta bitti, geldi; geldikten bir ay sonra tutuklandı. Tutuklanma gerekçesi, kaçma şüphesi. Yurt dışına çıkış yasağı tedbiri bile yeterli görülmedi; kaçma şüphesinden, kendi gelmiş Çiğdem Mater'i... O Çiğdem Mater'in, 75'inci Cannes Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapan, Emin Alper'in yönetmenliğindeki "Kurak Günler" filminin de yapımcılarından biri olduğunu hatırlatarak bol ödüllü Yönetmen Emin Alper ve ekibine festivalde başarılar diliyoruz. Çiğdem Mater ve diğer tüm tutukluların özgürlüğüne kavuşacağı günleri bekliyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, buradan Sayın Elitaş'a bir çağrım var: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 2'nci maddesinde Kooperatifler Kanunu'na geçici bir madde ilave ediliyor. Maddede, Kayseri ilindeki, bazı şartları taşıyan yapı kooperatiflerine ilişkin düzenlemeler var, düzenlemeler olumlu. "Ben Manisa için de bunu isteyeceğim." demiyorum, bu olmaz; kişiye özel, grup başkan vekilinin iline özel düzenleme olmaz. Bunun 81 ilde benzer durumdaki bütün yapı kooperatifleri için uygulanması gerekir, bu yönde talepler var. Sayın Elitaş ve arkadaşlarının vereceği o yöndeki önergeyi bekliyoruz hep beraber. Sadece Kayseri'deki bu düzenleme doğru değildir.
Sayın Başkan, son sözüm PTT-SEN'le ilgili. PTT-SEN, Adalet ve Kalkınma Partisinin Türkiye'yi bir distopik romana dönüştürdüğünün ispatlarından bir tanesi. PTT-SEN'e PTT dava açtı. İşçiler örgütlenmişler, sendika kurmuşlar. Sayın Başkanım, siz bu konuda bir görüş bildiremezsiniz ama bütün milletvekillerimizin vicdanına soruyorum...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - PTT'deki işçiler sendika kurarsa adı ne olur? "PTT-SEN" olur. PTT dava açmış, "'PTT' isminin isim hakları bize aittir, kullanamazsınız." diye. Bu davayı PTT-SEN işçileri kazandı, "Olur mu öyle saçmalık!" diye. Bu işveren, Saf-Avrasya, işçilere zulmetmeye devam ediyor. En son, bütün grupları gezen, "Emin Kan" adında, PTT işçilerinin sorunlarını Mecliste dile getiren kişiyi "Bizi Meclise şikâyet ettin." diye işinden atmışlar. Ülke hakikaten distopik romana döndü. İşçinin sendikasına, çalıştığı yerin ismini koymasına itiraz eden işveren, hakkını Mecliste arayan, bunu gelip bize anlatan arkadaşı işinden kovuyor. Bunu bütün milletvekillerimizin bilgisine ve vicdanlarına havale ediyorum.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)