| Konu: | Pençe-Kilit Operasyonu'nda şehit olan ve yaralanan Mehmetçiklere, Ali Ekber Ertürk'ün vefatına, Denizli Milletvekili Cahit Özkan'ın Grup Başkan Vekilliği görevinin sona erdirilmesine, spordaki başarılarımıza, sağlık emekçilerinin 29 Mayısta Ankara'da yapmak istediği mitinge, Dersim Dernekleri Federasyonunun pikniğinin iptal edilmesine, Recep Tayyip Erdoğan'ın Miçotakis'in Amerikan Senatosunda yaptığı konuşmaya ilişkin sözlerine ve dış politikadaki tutarsızlıklarına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 93 |
| Tarih: | 24.05.2022 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.
Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada 3 askerimizin şehit olduğunu büyük bir üzüntüyle öğrendik. 3 askerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Yaralı askerlerimiz var, acil şifalar diliyoruz kendilerine.
Sözcü gazetesinin Değerli Muhabiri Ali Ekber Ertürk yakalandığı amansız hastalıkla mücadelesini kaybetti, bugün son yolculuğuna uğurlanıyor. Gazete önündeki törende Genel Başkanımız ve bizler de vardık. Ailesine, Sözcü gazetesine ve basın camiasına bir kez daha Cumhuriyet Halk Partisi olarak başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.
Bir süredir birlikte görev yaptığımız Grup Başkan Vekili Cahit Özkan'ın Adalet ve Kalkınma Partisinde görevine devam etmeyeceğini öğrendik. Hemen hemen hiçbir konuda benzer düşünmüyoruz, çok tartıştık, çok kavga ettik ancak siyasette partisinin bir yıl önce benimsediği bir görüşü sürdürdüğünden dolayı partisi tarafından "Görüşü bizi temsil etmiyor." denilerek ve rencide edici bir şekilde görevine son verildi. Bu, gerçekten bir mevkidaşı olarak bizleri üzdü. Dediğim gibi, Cahit Özkan'la paralel pek bir yönümüz yok ama birlikte uzun süre görev yaptık, bundan sonraki siyaset hayatında kendisine başarılar diliyoruz.
İstanbul'da düzenlenen Dünya Kadınlar Boks Şampiyonası'nda altın madalya kazanan Ayşe Çağırır, Buse Naz Çakıroğlu, Hatice Akbaş, Busenaz Sürmeneli, Şennur Demir ile bronz madalya kazanan Sema Çalışkan ve Elif Güneri'yi tebrik ediyorum.
Türkiye'de düzenlenen Avrupa Tekvando Şampiyonası'nda altın madalya kazanan Hakan Reçber, Emre Kutalmış Ateşli, Merve Dinçel, Zeliha Ağrıs, Hatice Kübra İlgün; gümüş madalya kazanan Görkem Polat, Emine Göğebakan ve bronz madalya kazanan Deniz Dağdelen, Muhammed Emin Yıldız, Enbiya Taha Biçer ve Nafia Kuş'u tebrik ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - EuroLeague'de 2'nci kez üst üste Avrupa'nın en büyüğü olan Anadolu Efes Erkek Basketbol Takımı'mızı, Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olan Vakıfbank Kadın Voleybol Takımı'mızı, Ampute Futbol Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olan Etimesgut Belediyesi Ampute Spor Kulübünü tebrik ediyoruz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak.
Sayın Başkan, 29 Mayısta Ankara'da bir miting yapmak için Türk Tabipleri Birliği, Dişhekimleri Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, DEV SAĞLIK-İŞ, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği birlikte bir başvuru yaptılar. Beş gün var mitinge sadece ama henüz başvurularına herhangi bir cevap verilmedi. Talepleri çok basit. Ekonomi de sağlık sistemiyle birlikte çöktü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Vatandaşlarımız, hastalar, sağlık emekçileri bu çöküşün altında eziliyor; başarısız, beceriksiz, tutarsız sağlık politikalarının bedelini canlarıyla ödüyorlar, ağır bedeller ödüyorlar ve buna itiraz ediyorlar. Aralık ayında bu söylenenlerin hepsini grupların başkanlarından randevu alarak, telefon açarak Sağlık Bakanı ifade etmişti, hepimiz destek vadetmiştik ama aralık ayında o işi bir türlü beceremediler. Önce, hemşireleri, sağlık emekçilerini dışarıda bıraktılar, "Onları da ekleyeceğiz." diye geri çektiler, beş aydır oyalıyorlar. Ve 5 Mayıs günü, nihayet Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş sosyal medya hesabından bu konuda bir düzenleme yapılacağını bir kez daha müjdeledi ama hâlen daha atılan bir adım yok. Sağlık çalışanları bunları ifade etmek, taleplerini dile getirmek üzere bir miting yapmak istiyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Başkan.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Miting konusunda hukuk tanımaz Ankara Valiliği -tabii, kendisi değil, sıralı amirlerinin baskısıyla- bu talebe cevap vermiyor. Nasıl bir ülke, nasıl bir demokrasi? Yani sağlık emekçilerini, onlar sizin için ölürken, balkondan alkışlarken iyi. "Balkona çıkalım, alkışlayalım. Hakkınız ödenmez." derken iyi. E, haklarını ödemediğinizde hak aramak istiyorlar "Şimdi, siz evde oturun." E, hepiniz evde otururken onlar ölümü göze alıp coronayla mücadele ediyorlardı; şimdi iş bitti, dönüyorlar, dolaşıyorlar mitinglerini bile yasaklıyorlar; kabul edilebilir bir yaklaşım değil.
Ayrıca, İstanbul Valiliği, Dersim Dernekleri Federasyonunun -ya, pikniği ya- pikniğini yirmi saat kala iptal ediyor. O pikniğe katılmak için Tunceli'den gelenler var. O pikniğe katılmak için başka illerden gelenler var. İnsanlar hazırlanmış, çocuklar heyecanlanmış. Ne hakla, bir de nasıl böyle abuk sabuk...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özel, buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yani sen eğer o mitingde kamu güvenliğiyle ilgili bir tehdit görüyorsan, o mitingle ilgili güvenlik endişen varsa o senin eksikliğin, onu itiraf ediyorsun. Koskoca İstanbul Valiliği bir pikniğin güven içinde yapılmasını sağlayamıyorsa yazıklar olsun! Böyle bir saçmalık olamaz, bunu kesinlikle kabul etmiyoruz.
Son olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir kez daha dış politikada meydan okudu, diyor ki: "'Miçotakis' diye biri yok benim için." Şimdi, Miçotakis'in Amerikan Senatosunda yaptığı konuşma, orada kullandığı ifadeler, Cumhuriyet Halk Partisinin de kabullenmeyeceği, reddedeceği ifadeler. Husus ne? Üç ana başlık var. Nedir bunlar? "Kıbrıs" başlığı, mavi vatan ve Ege'deki egemenlik haklarımız. Peki, Miçotakis'e sen diyorsun ki: "Benim için böyle birisi yok."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Başkan.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İyi de örneğin, mesele Kıbrıs'sa, Rauf Denktaş'a, bugün geldiğiniz çizgiyi savunduğu günlerde Ankara'da gelip açıklama yapıyor, miting yapıyorken "Git, nerede yapacaksan yap." dediğiniz Rauf Denktaş'a, Kıbrıs meselesinin savunucusu, kahraman Rauf Denktaş'a ayar veren sen değil miydin Recep Tayyip Erdoğan? "Git, adada miting yap." deyip onu kovan sen değil miydin?
Mavi vatan, kim taktı bu ismi? Cem Gürdeniz. Ne yaptın? İş birlikçi FETÖ'yle birlikte Balyoz'da içeri attın. Daha sonra, geçen sene amiraller bildirisinde "Lozan'ı savundu." diye ağzına gelen lafı söyledin; lojmanlardan attınız hepsini, orduevlerine sokmuyorsunuz. Bak, bak! Sen eğer mavi vatanda çok hassassan bunları yapmayacaksın. Libya'yla yapılan münhasır ekonomik bölge anlaşmasının mimarı Cihat Yaycı'yı terfi ettireceğine, ödül vereceğine; gittin, onu Genelkurmay Başkanı emrine çektin, istifaya zorladın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu nasıl mavi vatan?
Öbür taraftan, Ege'deki adalar. Şu gruptan onlarca milletvekili, bu Meclisten onlarca milletvekili Ege'deki egemenlik haklarımızı konuşurken kulağının üstüne yatan sen, gelip de burada "Bu konulara girmeyin; aman öyle olmasın, böyle olmasın, konu konuşulmasın." diyen sen, Miçotakis bu başlıkları konuşunca Miçotakis'e ayar veriyorsun beyefendi. Bugüne kadar neredeydin sen bu konularda? Ha, Miçotakis'i biz de eleştiriyoruz, biz bugün eleştiririz ama diplomaside "Bundan sonra böyle biri yok." deyip... Ona bakarsanız Birleşik Arap Emirlikleri'nin veliaht prensine, Birleşik Arap Emirlikleri'ne "Şerefsizler" deyip, manşet atıp "Darbe iş birlikçisi, darbe finansörü." diyordunuz. Nasıl sarılıyorsun? Adam evladına sarılmıyor ya; öyle bir fotoğrafı evladına sarılırken görmedim, Birleşik Arap Emirlerine sarılıyor. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Öbür taraftan, Suudi Arabistan... Ha, Suudi Arabistan geldi, burada muhalif gazeteciyi kıtır kıtır kesti, asitlerde eritti, çantalarda götürdü. Ne dediniz? "Bu cinayetin sorumlularını yargılayıp cezalandırmazsak çocuklarımızı öyle bir dünyada yaşatmaya hakkımız yok." dediniz. Ne oldu? Doların ucunu gördünüz, paldır küldür dosyayı götürdünüz, verdiniz.
Dün laf ettiğiniz İsrail... İsrail'e laf ediyordunuz, ramazandan önce barıştınız, ramazan boyunca Mescid-i Aksa'ya saldırmadılar mı, küçücük çocuğu öldürmediler mi? Daha hâlen "İyiye gidiyoruz." Neden? Dolar var, doların peşindesiniz. O yüzden dış politikada yarın yutacağınız lafları ederken biraz dikkatli olun, özenli olun. Dün tükürdüğünüz yüzü bugün öpüyorsunuz, dün havada bıraktığınız eli bugün sarılıp kucaklıyorsunuz, sonra da iç politikaya malzeme... Birileri de bunların peşinden bunlara destek veriyor; yazıklar olsun, kabul etmiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)