| Konu: | Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 655 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 92 |
| Tarih: | 18.05.2022 |
CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nızı kutluyorum.
Değerli arkadaşlar, halkı yoksulluğa sürükleyenler, vergi istisnalarıyla milletin parasını sermayeye peşkeş çekmeye devam ediyorlar. Dün TÜRK TELEKOM'la kamuyu 1 milyar 650 milyon dolar zarara uğratanlar bugün de halkın maaşı daha cebine girmeden vergisini kesmeye devam ederken milyon dolarlık şirket sahiplerini o vergiden, bu vergiden azat etmekten çekinmiyorlar. Şirketlerin döviz mevduatlarını kur korumalı mevduata geçirmelerini sağlayıp kurumlar vergisinden istisna kılmıştınız. Şimdi bu istisnanın süresini 2022 yılı sonuna kadar uzatıyorsunuz. Komisyona sunulan bilgiye göre, 8 Nisana kadar 40 milyar TL kambiyo kârının vergilendirilmemesinin sağlandığı, vergilendirilmesinden vazgeçildiği ve bu nedenle 10 milyar TL kurumlar vergisi kaybı olduğu ifade edildi. Yıl sonuna kadar oluşabilecek yükün hesabı ise belli değil. Kur korumalı mevduat için son iki ayda vergilerimizden 16,2 milyar TL ödendi. Bu, devletin önemli oranda bir gelirini zengine bırakması anlamına geliyor. Bu uygulama, herkesin mali gücüne göre vergi ödemesi hükümlerini içeren Anayasa'nın 73'üncü maddesine aykırıdır. Çiftçinin borçlarının faizini dahi silmiyorsunuz ama parası olanın kur korumalı hesabından gelir vergisi almıyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, devletin elde edeceği gelirden vazgeçmek demek, vazgeçilen gelir kadar piyasadan borçlanmak demektir. Pekâlâ, bu, devletin borçlanacağı tutarı ve faizini 84 milyon vatandaşa ödetmek değil midir? Vatandaş gıda fiyatlarına mı yetişsin, kiraya mı yetişsin, elektrik ve doğal gaz fiyatına mı yetişsin, kredi kartına mı yetişsin yoksa kur korumalı soyguna dönüşen icadınız yüzünden zenginin parasının faizini ödemeye mi yetişsin? Eskiden hane halkının gider kalemleri belliydi; kira, elektrik, su, doğal gaz, telefon ve mutfak giderleri. Şimdi bu kalemlere iktidar sayesinde şunlar da eklendi: Geçilmeyen köprü ve otoyollara kesinti, parası olanların paralarının kur karşısında kaybının telafisi, arpalıklarda üç beş yerden alınan maaşların karşılanması, vergileri silinecek yandaş şirketlerin vergi borçlarının finansmanı ve daha niceleri. Soru şu: Tüm bu gider kalemlerini vatandaş nasıl karşılayacak? Cevap da şu: Başekonomistin dünyada eşi benzeri görülmemiş bir teziyle yani "faiz sebep, enflasyon sonuç" teziyle, şahlanan enflasyon karşısında günden güne eriyen maaşıyla. Ya insaf, bir koyundan bir post çıkar; vatandaşın derisini yüzdünüz hâlâ "Durmak yok, yolmaya devam." diyorsunuz; ayıptır, yazıktır! (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, unutanlara hatırlatmak istiyorum: Sosyal devletin temeli vergide adalettir. Vergide adalet demek, çöken ekonomiden çıkışın yolunu milyon dolarlık şirketlere vergi istisnalarında aramak değil, herkesin mali gücüne göre vergilendirilmesi demektir. İktidara söylüyorum: Halka sabır temennisinde bulunarak, "Milletimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz." diyerek kur korumalı mevduat sisteminin bedelini yine halkın omzuna yüklüyorsunuz.
Muğla'da bir kasap kardeşim şöyle diyor: "Halk 20 liralık, 30 liralık et istemeye utanıyor, biz de etiket değiştirmeye utanıyoruz." Halkın değişen etiketleri gördükçe pazara gitmeye mecali kalmadı. Sermayeye, devletin kasasına "teşvik belgesi" adıyla 100 milyonlar çıkarıyorsunuz halkın mecali kalmamışken. Milletimizin alın teri bir avuç sermayedarın kasasına girsin diye çabalıyorsunuz. Kur korumalı mevduat sisteminiz krizi aşmıyor, krizi derinleştiriyor. Sabır temennileriniz milletimizin karnını doyurmuyor, ocağını söndürüyor. Ancak ant olsun ki halkımızı ekonomik köleliğe sürüklemenize izin vermeyeceğiz; ant olsun ki yarattığınız krizin faturasını halkın omzuna yüklemenize seyirci kalmayacağız.
Değerli milletvekilleri, Varlık Fonu hakkında 2 ana değişiklik öngörülüyor. İlkiyle, yandaş sermaye ile Varlık Fonunun kuracağı ortaklıklar vergiden istisna kılınıyor. Diğeriyle, TÜRK TELEKOM ve ileride muhtemelen piyasadan veya TMSF'den yüzde 50'den fazlası Türkiye Varlık Fonu tarafından satın alınacak şirketler Sayıştay denetiminden kaçırılıyor. Bu, açık bir kamu kaynağı talanıdır. Burada çok büyük bir cezai sorumluluk çıkabileceğini gördüğünüz için TÜRK TELEKOM gibi şirketleri kamuya ilişkin tüm mevzuatın dışına çıkarmak istiyorsunuz. Yapılan düzenlemeyle, bir yandan, yandaş sermaye ile Varlık Fonunun kuracağı ortaklıklar vergiden istisna kılınıyor; yetmiyor, Varlık Fonunun şirketlerdeki payı yüzde 50'yi geçerse bu şirketler de Sayıştay denetiminden kaçırılıyor.
Değerli milletvekilleri, kanun teklifiyle idareye keyfî hareket etme yetkisi verilemez. Varlık Fonunun tüm işlemleri kamu mevzuatına tabi olmalı ve geçmişe yönelik Sayıştay denetimine açılmalıdır. Gizli kapılar ardında iş yapan kamu kurumu olamaz milyarlarca dolarlık şirketler, Varlık Fonu içinde hesap vermeden yönetilemez. Soruyorum: Bu iktidar kamu malını kamu denetiminden niçin kaçırmak ister?
Varlık Fonunu, kamu malları talanını gözlerden uzak bir şekilde yapabilmek için kullanılan bir demir perde olarak kullanılır hâle getirdiniz. Bu yapıyla kamu şirketlerini çöpsüz üzüm hâline getirerek yandaşlarınıza afiyetle yemeleri için sunuyorsunuz. Devleti arpalığınız olarak, hazineyi kendi keseniz olarak görüyorsunuz. Halk vermekten usandı, siz almaktan usanmadınız; doyuramadık, doymadınız, doymayacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, Komisyona son dakika getirilen önergeyle, at yarışlarından elde edilecek gelirden Tarım ve Orman Bakanlığına gidecek kamu payının Varlık Fonunda kalması sağlanıyor. Denetimsizlik ve keyfîliğin atbaşı gittiği Varlık Fonu, at yarışlarından alınan kamu payına da göz koymuş. Hâlihazırda at yarışlarıyla ilgili tüm lisanslar 2018'de Varlık Fonuna devredilmişti. Bu yarışlardan elde edilen gelirin kamu payı, at yetiştirme tesisleri ve hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla Bakanlığa devrediliyordu; teklifle, kamu payı Varlık Fonunda kalacak. Sormak istiyorum: Bu teklifin yasalaşması hâlinde hayvancılığın geliştirilmesi görevini de Varlık Fonu mu yapacak? Hayvancılığın geliştirilmesine akan damarları kesmeye maalesef doymadınız. Ayrıca, neden yeni bir şirket kuruluyor, at yarışları lisansının da Varlık Fonu eliyle satışının ön hazırlığı mıdır bu?
Değerli milletvekilleri, kanun teklifinin adı "Bankacılık Kanunu'nda değişiklik" ama içinde banka çalışanları yok. Birçok banka çalışanı, yüksek performans beklentisi, hedef ve zaman baskısı gibi sebeplerden dolayı iş stresi ve tükenmişlikle karşı karşıyadır. Kredi kartı satma, vadeli-vadesiz hesap açma, kredi verme, BES satma, sigortalama derken personelin hayatı hedef üzerine kurulu bir hâle geliyor. Bu hedefler gerçekleşmez ise iş yerlerini ve sağlıklarını kaybediyorlar. İktidara çağrımız, banka emekçilerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasıdır. Ayrıca, özel sandıklardan emekli olan 300 bin banka, sigorta, oda ve vakıf emeklisi de bayram ikramiyesi almalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.
Değerli milletvekilleri, "Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür, adaleti öldürdüğün gün devlet ölür." diyor Fatih Sultan Mehmet. İktidarı kaybettiğinizi biliyorsunuz, memleket borç batağında, enflasyon rekor kırıyor, paramız pul oldu ama siz baskı ve yasaklara sarılıyorsunuz; yürümek yasak, konuşmak yasak, sosyal medya yasak, türkü söylemek yasak. Siz demokrasiyi ortadan kaldırmaya kararlıysanız biz de onu korumaya kararlıyız. (CHP sıralarından alkışlar) Bizim kavgamız zulme karşı, bizim kavgamız istibdada karşı, bizim kavgamız milletimizin aşına, işine göz koyanlara karşı; bizim kavgamız hak, hukuk, adalet kavgasıdır. Yeni bir hayat başlamak üzere, kimse umutsuz olmasın, her bir vatandaşın onuruyla özgürce yaşayabileceği bir ülke yaratacağız; ant olsun!
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)