| Konu: | Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 90 |
| Tarih: | 12.05.2022 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Değerli milletvekilleri, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli vekiller, bugün bir hukuk skandalıyla karşı karşıyayız. İstanbul İl Başkanımız Sayın Canan Kaftancıoğlu haksız, hukuksuz bir şekilde ceza almış ve yasaklı ilan edilmiş. Bu karar süreci siyasi tarihimizde kara bir leke olarak yerini bulacaktır. Yapılan hukuk eliyle siyasi bir suikasttır. Siyaseten yenemediğinizi hukuku ihlal ederek yapmaya çalışıyorsunuz. Kadına yönelik şiddetin konuşulduğu böyle bir günde bir kadın siyasetçiye, bir kadın il başkanına yaptığınız kabul edilemez. Neredeyse yedi sekiz yıl önce atmış olduğu "tweet"ler üzerinden bu cezanın verilmesi gerçekten bir hukuk skandalı olarak tarihte yerini alacak. (CHP sıralarından alkışlar) Ama merak etmeyin, hukukun üstünlüğünün sağlandığı, herkesin rahat bir nefes alacağı bir Türkiye'yi biz kurgulayacağız. Canan Başkanımızın yanındayız, Canan Kaftancıoğlu yalnız değildir. Bu ülkede hukuksuz bir anlayışın tüm izlerini silene kadar kadın mücadelesi devam edecek.
Sayın başkan, değerli milletvekilleri; sağlık hizmetleri hekimiyle, hemşiresiyle, eczacısı ve sağlık çalışanlarıyla bir bütündür ve tamamını kapsamalıdır, bu konuda adil davranılmalıdır. Atanamayan on binlerce sağlık memuru, sağlıkçı, sağlık çalışanı varken bu adaletin sağlanması çok büyük önem taşımaktadır. Teşhis ve tedaviye dönük olarak sağlıkta cezai sorumlulukların saptanmasında bir bilirkişilik düşünülüyorsa siyasi ve bürokratik saiklerden ayrı, özerk bir kurumun mutlaka olması gereği muhalefet şerhimizde de yer aldığı gibi mutlaka gereklidir. Bir kurulun teşekkülünde mutlaka ilgili meslek odaları bulunmalıdır. Burada Türk Tabipleri Birliğinden, Türk Dişhekimleri Birliğinden, yine Türk Eczacıları Birliğinden ve Barolar Birliğinden bu kurulda mutlaka bir temsilci olması zorunludur. Kurulun bu hâliyle düzenlenmesiyle, sağlık çalışanlarının meslek ifasına ilişkin soruşturma ve kovuşturmalar için oluşturulan mekanizma üzerinde baskı oluşturularak hem cezai hem de hukuki sorumluluk bakımından iktidardaki otoriteye bağımlı bir hâle getirilmeye çalışılmaktadır. Kısacası, iktidar herkesi, her kesimi kontrol altına alma gayretlerini sürdürmektedir.
Şimdi gelelim asıl konuya. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, İstanbul Sözleşmesi, kadınların güçlü olması gibi hiçbir konuya tahammülünüz yok arkadaşlar; bütün bunlara karşı duruyorsunuz. Fikirleriyle, hayata bakış açısıyla, toplumu bütünleştirici, kucaklayıcı yapısıyla öne çıkması gereken kadınların cinsiyeti üzerinden, giyim kuşamı üzerinden kirli siyaset yapmaya devam ediyorsunuz. Türkiye siyasette, ekonomide, iş yaşamında, sporda, sanatta; kısaca hayatın her alanında kadınların daha çok yer alması gereken bir konumdadır ama bakıyoruz, kadınlar hayatın her alanında şiddet görüyor, dövülüyor, yargılanıyor, öldürülüyor, tacize, tecavüze uğruyor. Ve hakkı, hukuku, adaleti savunan kadınlar da maalesef, zindanlarda çürümeye terk ediliyor.
Kadını bir meta olarak gören anlayış nedeniyle, İstanbul Sözleşmesi'nin bir gece yarısı ansızın ve tek taraflı feshedilmesi Türkiye'de yeni ve derin yaralar açmıştır. Bakın, sadece geçtiğimiz yıl 367 kadın öldürüldü. Bunu bir rakam olarak ifade etmekten her zaman zül duyuyorum. Her birinin arkasında bir hayat, bir yaşanmışlık ve bir hikâye var; bu sizi hiç etkilemiyor mu arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar) Türkiye ne yazık ki kadınları ve çocukları koruyamıyor. Kadınlar artık bırakın gece dışarıya çıkmayı gündüz dahi dışarıya çıkmaktan çekinir oldular çünkü her tarafta selfie terörüyle de karşı karşıyalar. Bu kutuplaşma ortamında, maalesef, Hükûmetin samimi bir çalışmasından bahsetmek mümkün değil. "Kadın istediği gibi giyinemez, kırmızı ruj süremez." "Kadın kahkaha atamaz." "Kadının yeri evidir." "Her üniversiteli kadın iş bulmak zorunda değildir." "İş arayan kadınlar işsizlik oranını yükseltiyor." gibi saçma sapan anlayışlar kadını hedef hâline getirmektedir. Katilleri uzakta aramaya gerek yok arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
Buyurun.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Bugün bir türbanlı kadın vali atandığı için... Kadının giysisi üzerinden "Şöyle giyinmeli, böyle giyinmeli." diye sanatçıların linç edildiği... Çekin artık kadınların üzerinden elinizi ya! Yeter artık, siyasete malzeme etmeyin! Bırakın kadınlarla uğraşmayı! (CHP sıralarından alkışlar)
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bunun valiyle ne alakası var, bu söylediğinizin?
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Alakası var efendim.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ne alakası var?
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Çünkü şiddete uğrayan kadınlarla ilgili samimi davranmıyorsunuz, gerçekten cezai müeyyideler getirmiyorsunuz.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Hiçbir alakası yok ya!
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Buradan haykırıyoruz: Kadınlara göstermelik yasalar çıkaramazsınız buradan. Göstermelik yasalar çıkarıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Çekin kadınların üzerinden elinizi! Çirkin siyasetinizle Türkiye'yi karanlığa sürüklüyorsunuz. Yeter artık, yeter! Yeter artık!
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ne alakası var, ne alakası var?
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Son sözüm şudur: Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır. (CHP sıralarından alkışlar)