| Konu: | Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 90 |
| Tarih: | 12.05.2022 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve tabii ki ekranları başında bizleri izleyen milyonlarca sevgili kadın arkadaşlarım; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Kadına yönelik şiddeti önleme, sağlıkta şiddeti önleme adı altında bir yasa teklifiyle karşı karşıyayız. En sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; evet, yasama organı bir yapboz tahtasına dönüştü, artık makyaj yapılıyor ve bu makyajla aslında hakikatler gizlenmeye çalışılıyor.
Neymiş? Bu kadına yönelik şiddet fiillerinde cezalar artırılıyormuş, ısrarlı takip suçu getiriliyormuş, işte "mış" "miş" diyeyim -öyle diyeyim- ama temelinde ne var? Biz hem Komisyonda hem burada "Bu şiddetin sebebini yazalım." dedik. Sebep ya! Bir kadın niye şiddete uğrar? Bir kadın niye katledilir? Tabii ki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden dolayı ve erkeğin erkek egemen sistemden aldığı güçle, eril bir yaklaşımla bu şiddet devam ediyor. Bu, sadece Türkiye'de değil, dünyanın her yerinde başa bela olan bir erkek egemenliği meselesi.
Şimdi, burada, bu teklifte ne deniyor? Asıl fail gizleniyor, erkek gizleniyor -âdeta yokmuş gibi- eşitlik ilkesi tamamen yok sayılıyor ve erkeğin cinsiyeti, bakış açısıyla işlediği suçlar meselesi kanundan çıkmıyor. Bir kadın, kadını öldürürse, şiddet uygularsa yine aynı cezayı alacak; ya, böyle saçmalık olur mu? Burada esası cinsiyetçi bakış açısıyla işlenen fiillerdir. TCK'nin sistematiğini baştan sona bozuyor, kadın katillerine otomatik indirim getiriyor. Katillere yeni bir yol göstermişler, "'Pişmanım.' deyin, size indirim yapılacak." diyorlar. Hakikaten 2014'ten bu yana -bir iki rakam da vereyim- kadına karşı aile içi şiddetle ilgili resmî veri yok, gizleniyor. Kadın kurumları kapatılıyor, kadın kurumlarına kayyum atanıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na dava açılıyor. Kadın hakları savunucuları hapse atılıyor, şiddet görüyor, işkence görüyor. Kadın etkinliklerine müdahale ediliyor. Daha dün akşam erkek siyasetçiler kadınları giyimlerinden dolayı hedef gösteriyor. Yok neymiş? "'Mış' gibi yapalım." "Cezaları artırıyoruz." İşte, ne güzel mesele. Tabii, burada arka planı biliyoruz; İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmelerine dair var olan tepkiyi görünmez kılmak istiyorlar, bütün mesele bu.
Şimdi, nedir? 11 Mayıs 2011'de kabul edildi İstanbul Sözleşmesi -bu arada 11'inci yıl dönümü, 11'inci yıl dönümünü de kutluyorum- ve kadın mücadelesinin en büyük eserlerinin başında gelir. Altın desem olmaz, elmas desem olmaz yani dünyanın her yerinde geçerli, kadını koruyan, bütün kurumları düşünen bir sözleşme. Açıkçası burada ne diyor sözleşmenin temeli? İstanbul Sözleşmesi'ni bir cümleyle söylemek gerekirse, uluslararası hukukta şiddetin, kadın-erkek eşitsizliğinin kadınlara karşı yapılan ayrımcılık sonucu olduğunu söyleyen ilk ve yegâne sözleşmedir. Evet, ayrımcılık. Ama bu kanunda var mı? Hayır, yok, her şey kapatılıyor. Şimdi, onay yasası hâlâ yürürlükte, bizce sözleşme de yürürlükte, bu görüşümüzü de bu arada söyleyeyim. Ya, burada iktidar grubu tek parti döneminden bir yasa getirmiş, ona dayanarak diyor ki: "Efendim, Cumhurbaşkanı çıkabilir." Yok, çıkamaz, çıkamaz. Burada İstanbul Sözleşmesi'nin hedefi, kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmak iken bu kanun teklifinin amacı milyonlarca kadının aklıyla alay etmektir, aldatma çabasıdır. Tabii ki biz buna kanmıyoruz, kesinlikle hiç kimseyi aklımızla alay ettirmeyeceğiz. Bunu da buradan ifade edeyim.
Şimdi, açıkçası, eşitlik olmadan şiddetin çözülemeyeceğini, şiddet meselesinin çözülemeyeceğini biliyoruz. Niye diyoruz, "Yasalara dokunmayın, uygulayın." Siz bunu değiştireceksiniz, kim uygulayacak? Maalesef sizin emir ve talimatlarınızla çalışan yargı uygulayacak. Siz, zihniyet ve bu uygulama dururken cezayı artırmışsınız; zaten verecek, erteleyecek yani ne sonucu var?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın sözlerinizi.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Yani asıl şiddet aslında, mesela Aysel Tuğluk'un cezaevinde tutulması, yüzlerce kadın siyasetçinin cezaevinde tutulması, bunu da söyleyeyim. Asıl mesele, eşitsizliği kabul edip buna çözüm bulmaktır. Kadınlar olarak biz yaşamak istiyoruz, göstermelik düzenlemeler istemiyoruz, kesinlikle bunu kabul etmiyoruz ve bu teklifinizi samimi bulmadığımızı, kadın cinayetlerini ve şiddeti önlemeye elverişli bir madde içermediğini de ifşa ediyoruz. Bu nedenle bu makyajlı, göstermelik düzenlemeleri kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz çünkü İstanbul Sözleşmesi hâlâ yürürlüktedir ve biz onu yaşatmaya devam edeceğiz. Kadınlar olarak her gün bir kadının katledildiği bir iklimde bu düzenlemeyi korkunç bir hakaret olarak gördüğümüzü de ifade etmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Teşekkür ederim, sağ olun.
Şimdi, son olarak şunu söyleyeyim: "Sözleşmeden imza çektik." dediler. "Kadına yönelik şiddetle mücadele edin." yerine kadına yönelik şiddeti her gün söylemleriyle meşrulaştıran bir akıl kadına yönelik şiddetle mücadele edemez. Cezalandırma, önleme ve destek politikalarıyla, etkin soruşturma ve kovuşturmalarla ancak mümkün olabilir.
Bir de tabii ki şu var: Yani bu yasa teklifi hazırlanırken hiç kimseye sorulmadı, bunu da söyleyeyim. Ama bu yasa teklifini kabul etmemek, sadece Halkların Demokratik Partisinin kararı değil; Türkiye'de kadın hakları alanında mücadele eden, emek veren, bedel ödeyen bütün kadın kurumlarının ortak kararıdır.
Biz buradan Halkların Demokratik Partisi adına bütün kadın yoldaşlarımıza, bu alanda mücadele edenlere de sevgilerimizi gönderiyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)